Medyada vahşet

 

Medyada kullanılan görseller epey rahatsız edici son zamanlarda. Örneğin, Hürriyet Gazetesi geceden internete koyduğu eGazete’de Rus Büyükelçi’nin cansız vücudunu yerde boylu boyunca göstermekteydi. Çok hiddetlendiğimi pek çok arkadaşıma ifade ederken, ertesi gün eGazete’yi açtığımda fotoğrafın değiştiğini gördüm. Demek tek rahatsız olan ben değildim. Artık dikkat süresi epey kıtlaşmış tüketicinin beynine fiske atabilmek için gittikçe daha çarpıcı vahşet resimleri ve videoları medyada boy göstermeye başladı. Her medyacının iddiası şu: Biz koymazsak da başka taraftan bu görsellere ulaşılacak. En iyisi biz de neşredelim, geri kalmayalım. Ancak medyacı olmadığım halde, kendi tecrübelerimden bunun işe yaramadığını anlatmaya çalışacağım:

Kasım sonunda bir uçak yere çakıldı, içinde futbol takımı varmış, ah yazık… Tam 30 saniyemi aldı bu haberi özümseyip ‘sıradaki’ habere geçmem. İlk aşamada, kaza yeri görselleri eşliğinde kısacık ilgimi çeken haber, ertesi gün, futbol takımının uçağa binmeden önce, kazandıkları maç sonrası soyunma odasında kameraya alınmış mutluluk görüntülerini izleyince asıl vurguya ulaştı. Gözlerimden yaşlar süzüldü. Yani mutlu ve şarkı söyleyen insanların yok olduğunu o anda idrak ettim. Görselin şok edici olması için göze değil beyine hitap etmesi gerekiyormuş…

Aynı şekilde Suriye’yi terk etmek zorunda kalan halkların dramını bir bebeğin karada yüzüstü bedeni ile süper anlattığını düşünen medyacılar bence yanılıyor. O resme bakarak ‘yeteri kadar’ üzgünlük yaşadığını düşünenler asıl meseleyi görmezden gelme lüksüne kapıldılar. Vicdanlar temiz, trafik ışığı beklerken yorgun düşüp uyuyakalan mülteci çocuğa dönüp bakan yok. Ayrıca meseleyi bu kadarcık ‘sanmak’ da büyük bir yanılgı. Suriye şu anda büyük bir karmaşa içinde. Alan hakimiyeti için sürdürülen savaş, halkları biat etmeye zorluyor. Kabul etmeyenler kaçmak zorunda kalıyor. Kısacası, vicdanımız temiz, ama sorun katlanarak büyüyor.

Bir başka boyut da vahşet görsellerinin amacı ile ilgili. Bazı infazlar ve şiddet eylemleri tam olarak medyada yer alma amacı ile gerçekleştiriliyor. Bu tür çekimlerin yayımlanmasını durdurmak her ne kadar imkânsızsa da (meraklı gözler hep olacaktır) Youtube gibi kanalları yavaşlatmak da çözüm değil. Vahşet görselleri sadece medyacıların kararlılığı ile azaltılabilir. Örneğin 11 Eylül saldırıları medyacıların duyarlılığı sayesinde olgun bir biçimde haberleştirilmişti.

Önerim, habercilikte sadece bitmiş olayı değil biraz da geçmiş ve gelecek ile ilgili içerik taşıyan görsellere yer verilmesi. Amaç haberi okuyan insanın beynine ve kalbine işleyecek duyarlı bir haber yapmak. En cılk ve acıklı resim en çok etkiyi yaratmıyor. Sadece kısa süreli yoğun acı çektirip vicdan arınmasına yarıyor. Medyada gördüklerimiz biraz umut, biraz kendi ile özdeşleştirme biraz da ders çıkarma amacı gütse keşke…

Zira her fotoğraf biraz yalan söyler. Ölümsüzleştirdiği anın bütün resme oranı bazen hak ettiğinden daha fazladır. Sorumlu paylaşımlar...

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın