Kendi yolunda olmak

“Hayat Tanrının bize hediyesidir; bu hayatı nasıl değerlendirdiğimiz ise bizim Tanrıya hediyemizdir.”

Berk Yüksel

Her birey kendi geniş görüşlülüğü ölçeğinde, yaşam amacını kendisine biçer. Kendi engellerini, kendi dogmalarını, kendi putlarını kendinden başka yıkacak kimse de yoktur. Ulaşmak istediğimiz yaşam merdiveni hangisi ise, yolculuğumuz da odur. Görevimiz sıradan insan olmaktan kurtulup, gelişmiş gerçek insan olabilmektir. Yol bilinmekle kalınmaz, bilinen o yolda yürünülür.

Yolda bilgisizlik ile savaşıp, bilgi edinip onu yaymak yaşam amacıdır. Bilgeliğin yolu ‘Altın orta yol’dur. Bu yol tüm kadim kültür ve toplumlarda tavsiye edilen, aşırılıkların uyarıldığı, o meşhur ‘orta yol’dur. Sağduyunun, ölçülü olmanın, soğukkanlılığın, hoşgörünün, dikkatle merdivenleri çıkmanın yoludur. Orta yol gerektiğinde taraf olmamak, “Ne şiş yansın ne kebap” ya da “Etliye sütlüye aman karışmayayım” tavrı değil; her daim ölçülü olmaktır. Ezoterizmin yolu içsel özgürlüğün yoludur. Bu yol kalbin beyin ile dengelendiği akıl ve sezginin yoludur. Gerektiğinde kitleleri karşına alabilip onlara karşı yürüyebilmenin yoludur.

Yolda, zaman zaman egonun havasını azaltmak, titreyip kendine gelmek ve kendine çeki düzen vermek gereklidir. Ayna ile yüzleşmek budur. ‘Kendi’liğinin objektif olarak gözden geçirilmesidir. Ben’in terk edilmesi, öldürülmesi söz konusu değildir; seviyesinin yücelmesi, arınması, tanınması, olması, bireysel çalışmadır.

Yolda bir amaç da herkesi kendi aynasına baktırmak, kendi içsel hesaplaşmasını yapmasına vesile olmak, kalıplaşmış ezberlerini bozdurmak için toplumların görmek istemediklerini gösterecek Sokrates’in deyimi ile ‘bir at sinekliği’ yapmak hatta rahatlarını bozmak ve düşündürmektir. Gerektiğinde insanları durağan konumlarından harekete geçirmek için güçlüce sarsmak gereklidir.

İnanmanın ve inanarak bilmeye ilerlemenin yoludur. Yönlendirmenin değil, kişiyi kendi kararını, seçimini kendi yapması ve kendi özgün yolunda yürümesi için yüreklendirmenin yoludur. Aydınlanma yolculuğunda hedef yolun kendisidir. Hak edenle paylaşılmayan bilginin karanlığa hizmet ettiğini yolcu çok iyi bilir. Yolcu, yaşarken kendini yeniden akort edebilen seçkin kişidir. Biat etmenin değil özgürce düşünmenin yoludur. Yolda bilgelik kuramda değil, uygulamadadır.

Gerçek insan ölmez, olur. O, kendi iç dünyasının mimarı ve kendi hikâyesinin kahramanıdır. Ona yön çizmeye, ayar vermeye çalışanları çabucak sezerek onlardan uzak durur. Bilindiği gibi sahip olunan tek şey bir çekiçse her şey çivi gibi görünmeye başlar. Yolcu, kalıplara sığmaz onları yıkar. O, engel koymaz, engelleri kaldırır.

Farklılıktan yığınca çok korkulur. Vasat ego farklılığı sevmez, nefret eder. Sürü zihniyetinin yetiştirdiği varlık ‘herkes gibi’ olurken aydınlanmış gerçek birey ‘kendisi gibi’ olur. Kitleden, rahatsız edici yığından kaçarak özgürleşilmez. Savaşarak yani Sokrates’in dediği gibi: “Kaçarak değil, kalarak özgürlük” kavramı önemlidir. Özgür bir yaşam gökyüzünden zembille gelmez; her gün mücadele ederek, savaşarak kazanılır.

Fikren hür olabilmek için kişinin; tüm önyargılarını, inanç ve değerlerini, ailevi koşullandırmalarını ve yaşam boyu süren kuşatma ya da dayatmalarını, aidiyetle ilgili bağ ve bağımlılıklarını sorgulaması gerekir. Özgür doğmayız, özgür oluruz. Yol, kendi kendinin zamanla inşa edilmesidir. Yolculuk kendi arzlarımızın merkezlerinedir.

“Elalem ne der sonra!” diye yetiştirilmeye kalkılan bireylerin buna karşı koyuşudur. “Farklı düşünmek kişiyi toplumdan soyutlar” diye korkan güruhlara gülüp geçmektir. Yaşamın amacı önceki kuşakların yaptıklarını ve yaşam döngülerini yinelemek, model kopyalamak, aile büyükleri nasıl yaşıyorsa öyle yaşamak, toplum neyi öneriyorsa kabul etmek değildir. Bu yol, yaşamımızda bizlere dayatılan ezberleri yıkıp geçip, kendi hayatlarımızı bilinçli bir şekilde kendimizin resmetmesidir.

Yolcu birey olmayı başarabilmiştir. Birey olmak, verdiği kararların sorumluluğunu üstlenmek, gerektiğinde kendi kendini kısıtlayabilmektir. Birey olmak, toplumdan kendini yalıtmak değil, bütünün içinde kendi gibi bulunabilmektir. Gerçek insanın yolculuğu ona özeldir. Ertuğrul Özkök’ün dediği gibi: “Bir nevi tek kişilik tarikattır.”

‘Gerçek insan’ın bir ‘ıssız adam’ olma lüksü yoktur. O, kendi aydınlanmasını çevresi ile mutlaka ama mutlaka paylaşır. Yolcu, insanın olduğu her ortamda vasatın iyiye karşı teşkilatlandığını bilir. İyi, doğru ve güzele doğru değişimleri, gelişmeleri, sürüler, komünler, ezber yaşam yaşayanlar, herkesi kendi yaşam biçimine çekmek için sirayet edenler yapmaz; tekler yapar. Kişinin macerası dostlarla birlikte omuz omuza yürünen ancak birçok görevin tek başına yapılması gereken bir yolculuktur. Her kim yolu tamamlarsa zaten kendisi de tamamlanmış olur.

Yolun amacı anlamlı bir yaşamdır. “Yolda her şeyi düşünmek, her görüşe sahip olmak, inancın her türlüsüne bireysel olarak sahip olmak aynı derecede saygıdeğerdir.” Düşünen insan, hep soruları olan, sorularıyla yolda olan, arayan kişidir. Hayatlarımızda yaptıklarımız ise sonsuzlukta yankılanacaktır.

“Bir yola kalbinizi verirseniz, o yol da size kendisini verir.”


İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın