Büyük plan

Amir, çok küçük bir yaşta büyük bir korku geçirerek kekeme kalmıştı. Annesi babası çok üzülür. Okul çağındadır ve o yaştaki çocuklar oldukça acımasızdırlar.

Amir, çok küçük bir yaşta büyük bir korku geçirerek kekeme kalmıştı. Annesi babası çok üzülür. Okul çağındadır ve o yaştaki çocuklar oldukça acımasızdırlar. İlkokulda çok sorun yaşamaz. Ancak ortaokulun son sınıfındayken okula yeni bir çocuk gelir. Adı Moris olan bu çocuk şakacı olarak bilinir. Herkesin kusurlarıyla dalga geçip insanları güldürmeyi marifet sayar. Kafayı ilk günden Amir'e takar. Ne istese onun gibi kekeleyerek söyler. O geldiğinden beri hayatı bir kâbusa dönüşen Amir ise çok üzgündür. Okula gitmek istemez, içine kapanır. Annesi çareyi uzman bir psikoloğa başvurmakta bulur. Rahel onu dinler. Amir “Zaten hayatım zordu. Şimdi daha da kötüleşti. Çok mutsuzum” der.

Rahel, “Karşımıza çıkan kişiler Tanrı tarafından seçilir ve aslında bize hediyedirler. Evet, hayatın zordu; ama bu çocuğun gelmesi ile allak bullak olan yaşamın belki de seni çok iyi bir noktaya getirecek nereden biliyorsun? Bunu şimdi kısa vadede bilemezsin. Büyük planda düşünmelisin.

Bak kendi hayatımdan bir örnek vereyim sana. Çok yakın bir kız arkadaşım vardı. Çok severdim onu. Sonra eşimden boşandım; çünkü kendisi bütün paralarımı alıp tanıdığım bir kadınla evden ayrıldı. İhanete mi üzülmeliydim yoksa yıllarca emekle çalışıp kazandığım paralara mı? Hayatım başıma çökmüştü. Enkaz halindeydim. Bitiktim; çok zayıflamıştım. Derken bu çok yakın arkadaşımı gördüm. Yüzünde tuhaf bir gülümseme vardı. Başıma gelenler onu sevindirmişti. Çok zengin; ama hayatta hiçbir şey başaramamış, çok istemesine rağmen bir yerlere gelememiş biriydi. Yüzündeki o mutluluk ifadesi; suratıma bir tokat gibi çarptı. Beni adeta kendime getirdi. Hayır, seni ve senin gibi düşmanlarımı sevindirmeyeceğim dedim kendi kendime. Birden büyük bir güç hissettim ve yalnız olmadığımı fark ettim. Bu, Tanrı'nın kendime gelmem için yaşattığı bir oyunuydu. Kendime yepyeni beyaz bir sayfa açtım ve işime yoğunlaştım. Önümde hiç beklemediğim kapılar açılmaya başladı. Gerçek aşkla tanıştım. Kendimi bir anda kaybettiklerimin fazlasına sahip ve yanımda sadece beni gerçekten seven birkaç yakınımla yepyeni bir yaşamın içinde buluverdim ve en önemlisi tarifsiz huzurla. Yanmıştım ama küllerinden yeniden doğan Zümrüt-ü Anka kuşu gibiydim. Anlatmak istediğim o yakın arkadaşım bana destek çıkıp yaşadıklarımdan dolayı bana acıyan gözlerle bakıp beni kurban psikolojisine soksaydı belki bu kadar çabuk ayağa kalkamazdım. O, bana bilmeden çok büyük bir iyilik yaptı. Ona ne oldu dersen ilahi adalet hiç şaşmaz. Onun da başına çok daha acı şeyler geldiğini duydum.

Şimdi senden istediğim bu Moris’i bela değil hediye gibi görmen” der. Amir daha 13 yaşındadır. Günden güne Moris'e olan nefreti inanılmaz boyutlara çıkar. Okul bitince annesi daha fazla dayanamaz ve onun bu okulda kalmasını istemez. Amacı Moris'ten uzaklaştırmaktır. Yeni okul ona iyi gelecek diye düşünerek onu başka bir okula yazdırır. Bu okulda bir edebiyat öğretmeni vardır. Amir'in yazdıklarını çok beğenmektedir. Onun da izniyle bir öyküsünü yarışmaya yollar. Birinci olur. Edebiyat kulübünün başına getirilir. Okul gazetesinin editörü olur. Bir anda okulun en popüler çocuğu oluverir. Derken ilk aşkla tanışır. Onun için psikoloğa gitmeyi arttırır. Kekemelikten kurtulmayı kafasına koymuştur. Aşk ona büyük bir güç verir. Liseyi bitirince diplomasını alır ve herkesin önünde hiç tutulmadan konuşmasını yapar. İzleyiciler onu ayakta alkışlar annesi babası sevinç gözyaşlarını tutamazlarken.

Ardından başarı basamakları çıkışı ve mutlu geçen sorunsuz yıllar. Hayatının aşkıyla evlenir ve bir sürü çocukları olur.

Bir gün kapıları çalınır. Gelen kadın Amir ile görüşmek istediğini belirtir. Hizmetçi kadın onu çalışma odasına alır. Kadın, “Ben Moris'in annesiyim. Oğlum çok rahatsızlandı ve başına gelenlerin sana karşı yaptıklarının cezası olduğunu düşünüyor. Biz bir rabiye danıştık. Senin onu affetmen gerektiğini söyledi. Benim hatırım için yapar mısın?” der. Amir: “Annem ne çok gözyaşı döktü benim için oğlunuz yüzünden. Onu affetmem söz konusu değil!” der. Akşam yatağına yatar ve aklına Rahel'in dedikleri gelir. Evet, küçükken çok güçsüz bir çocuktur. Bir gün kömürlükte, kömüre bulaşmış bir adamı görüp kekeme olmamış mıdır? Kendini bu durumdan kurtaracak gücü asla bulamamıştır. Sonra Moris girer hayatına. Ona olan kini onu güçlendirmiştir. Onun için okul değiştirip ne mucizeler yaşadığını anımsar. Hayat arkadaşını bile orada tanımıştır. Ertesi gün soluğu Moris’in yanında alır. “Seni tüm kalbimle affediyorum”, diyerek onun başucunda iyileşmesi için dua eder. Kalbinden ağır bir taş düşer sanki oradan ayrılırken. Tanrı'ya şükranlarını dile getirip karşısına Moris'i çıkardığı için defalarca teşekkür ederek yol alır mutlu yuvasına...

Dersin adı, affetmek. Bakış açısını değiştirerek bu zor dersi de aklıselim bir yöntemle çözmeli, her şeyin Tanrı tarafından sadece hayrımız için olduğu bilincine ulaşmalıyız.

İlahi sistem asla yanılmaz. Sadece zamana bırakıp yaşamak ve de görmek gerekir.

Tanrı'nın büyüklüğünü her daim hissedeceğiniz, keyifli, huzur ve maneviyat ferahlığı içinde neşe dolu günler dilerim.

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın