Temelde anlaşamayan insanlar arasında…

ABD Başkanı Donald Trump göreve geldiği günden beri pek bir şey yapamamanın getirdiği eziklik içerisinde 59’u Suriye yönetimine biri de Afganistan’daki IŞİD bağlantılarına olmak üzere Ortadoğu’ya yönelik onlarca füze gönderdi. Suriye’de Esad’ı kimyasal silah kullanmakla suçlayan ABD, 59 Tomahawk füzesini Esad’ın kimyasal silah saldırısı için kullandığı hava üssüne yolladı. Öncesinde Rusya’ya haber vermekten de geri kalmadığı için verdiği hasar tartışmalıdır. Hiç şüphesiz Suriye’yi uzun zamandır Beşar Esad yönetmiyor. Suriye fiilen artık Rusya’nın kontrolünde ve Rusya’nın haberi olmadan Esad’ın evinden dışarı bile çıkması oldukça güç.

Eğer Trump’ın dış politika yenilikleri sadece Ortadoğu ile sınırlı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Trump son zamanlarda dünyadan kopuk yaşayan ancak nükleer güç sahibi Kuzey Kore ile de takışıyor. Önceki hafta kurucusunun doğum günü şerefine yaptığı füze denemesi fiyasko ile sonuçlanan Kuzey Kore’nin problem yaratabileceği aylar öncesinden belliydi. Obama’nın görmezden geldiği bir başka konu olan Kuzey Kore’ye de Trump el attı.  

Bu nedenle Trump’ın Suriye’ye attığı füzeler aynı zamanda Kuzey Kore’ye gözdağı vermeyi amaçlarken, biraz da ABD’nin füze envanterini yenilemeyi amaçlıyor gibi geldi. Kaldı ki savunma harcamalarına dev bir bütçe ayıran Trump’ın yeni füze sipariş verebilmesi için mevcut stokları biraz eritmesi lazım.

***

Bundan yaklaşık bir sene önce bu sütunlarda Trump’ın ABD Başkanı seçileceğini ve demokrasinin tekrar tariflendirilmesi gerekeceğini yazmıştım. Demokrasi ne kadar uygulanabilir ve nerede gerçekten geçerlidir? Mesela hayal bu ya, tüm insanlık birleşse ve din, dil, ırk ayrımı olmaksızın tek bir devlet olsa, demokrasi halen işlerliğini devam ettirebilir miydi?

Bu sorunun yanıtını Yuval Noah Hariri’nin Homo Deus kitabında bulunca donup kaldım desem yeridir. Kelimesi kelimesine kitapta şöyle anlatıyor:

“İnsanlar ancak diğer seçmenlerle bir bağ kurabilirlerse demokratik seçimlere tabi olduklarını hissederler. Eğer öteki seçmenlerin tecrübeleri bana yabancıysa ve hislerimi anlamayarak hayati çıkarlarımı umursamadıklarını düşünüyorsam, binlere karşı tek başıma bile kalsam oylamanın sonucunu kabul etmek için herhangi bir sebebim olmayacaktır. Seçimler temelde anlaşan insanlar arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için bir yöntem olarak kullanılabilir.”

Hızla değişen ve görece büyük toplumlarda ortak paydalardan uzaklaştıkça bireylerin birbirini anlaması zorlaşacak ve sonuçlar hiç de toplumsal uzlaşı getirmeyecektir. Bu manada Brexit olumlu bir gelişme görünmese de oldukça demokratik ve neticenin kabullenildiği bir süreç oldu. Kaldı ki Brexit sürecini yürütmek görevi de aslında Brexit karşıtı olan Teresa May’e kaldı.

Yukardaki örneğe benzeyen ilk örnek ise hiç şüphesiz ABD başkanlık seçimleridir. ABD’de birbirini anlamaktan uzak kitlelerin birbirine taban taban zıt politikaları ve söylemleri olan adayları desteklemesi, ABD toplumu içindeki farklılıkların gün yüzüne çıkmasına sebep oldu. Olay o kadar ileriye gitti ki, gerçekte ABD’nin en büyük ve tek başına dahi dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Kaliforniya eyaletinin ABD’den ayrılması bile konuşulur oldu.

ABD benzeri örnek ise geçtiğimiz hafta Türkiye’de yaşandı. Netice ne olursa olsun birbirini anlamakta güçlük çeken,  karşı tarafın fikirlerine ve görüşlerine saygı duymayan ve kabullenmeyen iki eşit kütlenin varlığı yeniden tescillendi ve bu fark yadsınamaz. Sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla bir taraf diğerini cahil ve aptal olmakla diğer taraf ise öbür tarafı vatan haini, dinsiz olmakla suçluyor. Ortak müşterekleri ise beni hiç şaşırtmayan bir klasik olan her iki tarafın da bir diğerini Yahudi/ İsrail uşağı olmakla suçlaması. Ortak müşterekleri bu. Çok üzücü ama varılan nokta bu. 

İşin trajikomik tarafı ise neden ‘hayır’ dediğini bilmeyen bir sürü akılsız olduğu gibi neden ‘evet’ dediğini açıklayabilen son derece aklı başında insanla da karşılaştım. Neticede toplumdaki kutuplaşma aslında ağırlıklı olarak empati kurmayı reddetme ve hoşgörüsüzlükten kaynaklanmakta. 

***

Son bir not: Eğer Tanrı inancı ve dini bütün bireylerin özellikle hallerinden memnunsalar, Yuval Noah Hariri’nin ‘Homo Sapiens’in Kısa bir Tarihi’ ve ‘Homo Deus, Yarının Kısa bir Tarihi’ kitaplarından uzak durmalarını tavsiye ederim.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın