Milliyet Sanat 45 yaşında

 31 Aralık gecesi televizyonlarda, dünyanın çeşitli ülkelerinde insanların yeni yıla nasıl girdikleri gösterilir. Şölene dönüşen havai fişek gösterileri, ışıklandırılmış, göğe değecekmişçesine büyük çam ağaçları, kent merkezinde minik ampullerle bezenmiş tarihi anıtlar…

Ama en imrendiğim görüntü, Brezilya’da üstlerinde mayo, başlarında beyaz ponponlu kırmızı şapkalarla yeni yılı karşılamak için koşar adım denize giden insanlar.

***

Geçtiğimiz Pazar, 3 Aralık, gökyüzü masmavi. Deniz havasını solumak istedik. Bindiğimiz taksinin şoförü söyleniyor, ‘kaçıncı pastırma yazı bu, anlamadım gitti’. İskeleden ‘Boğaz Turu’ yapan vapura bindik. Bu vapurlar diğerlerine göre daha küçük fakat çok daha konforlular. Geziye katılanların çoğu Batılı turistler. Personel hem eğitimli, hem yardımcı. Bildiğimiz ‘bangır’ müzikten eser yok. Güneşli havada, açıkta iyot kokusunu içimize çekerek ilerliyoruz. Yanıma aldığım kitabı çantamdan çıkartmıyorum bile. Kıyı kıyı giderken tek bir yalıyı kaçırmak istemiyorum. Ara ara mikrofondan Türkçe ve İngilizce açıklamalar duyuluyor. Sonra sessizlik. Aralık ayının ilk haftasında denize bakıp güneşlenirken yılbaşı gecesi televizyonda gördüğümüz, bize göre kış mevsiminde denize giren Arjantinlileri anımsadım. Aralık’ta yazı yaşadığımızdan mı, yoksa yılın sonuna yaklaştığımızdan mı bilemedim.

***

Milliyet Sanat Dergisi, yayın hayatının kırk beşinci yılını kutluyor. Gerçekten uzun ömürlü bir çalışma. Dergi 1972’de gazetenin bir eki olarak çıkmaya başladı. Saman kâğıdını andıran birkaç sayfalık incecik bir ilaveydi. Bildiğim kadar o dönemde benzer bir yayın yoktu. Sanatla ilgilenen kitle için nimetti. Sonradan daha profesyonel bir tasarımla, çok daha kapsamlı olarak, ücret karşılığı satılmaya başladı.

İlk yayınlandığı günden 1985’e kadar, arada atladığım birkaç sayı olmuştur, her yıl sene sonunda ciltleyip sakladım.

Zaman zaman bazı ciltleri aralayıp hafızamı tazeledim. Hâlâ raflarda duruyorlar. Bazen elden çıkartmayı aklımdan geçiriyorum, sonra vazgeçiyorum. Sonra ara sıra alır oldum, biriktirmeyi bıraktım.

İnsanlar bir yerlere gittikleri zaman kitaplarını ne yaparlar diye merak ederim. İnsan dost demekse, kitaplar çok daha sadık dostlar. Milliyet Sanat, her satırını okuduğum dergiydi. 45. yıl etkinlikleri hem sevindiriyor, hem gerçeği anımsatıyor; evde yer kalmadı artık. Bakalım…

***

Not: Geçtiğimiz hafta Hanuka’nın tarihini yanlış yazdım, özür dilerim.

Hanukiya’nın ilk mumunu

12 Aralık Salı akşamı yakıyoruz.

Hag Hanuka Sameah.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın