Batya Natan

KOBİ’lerde finansal okuryazarlık ve ekonomiye dair öneriler

Küreselleşmenin bittiği, bölgesel ve vaka bazlı ekonomik iş birliklerinin öne çıktığı bir dünya gündeminde, piyasalardaki volatiliteyi her gün yeni bir gelişme tetikliyor, küçük ve orta boy işletmeler gündemi yakalamakta veya yönetmekte zorlanıyor. Dördüncü sanayi devrimi, uzay ekonomisi, federal rezerv bankası, Uzakdoğu, Ortadoğu, Avrupa Birliği, her biri ayrı ajandaya sahip.

KOBİ’lerde finansal okuryazarlık ve ekonomiye dair öneriler

Bu sayfamızda ekonomik gelişime dair birçok öneriyi ve gözlemi, deneyimi farklı yazılarımız ile paylaştık. Montaigne’in ‘Denemeler’inden esinlendiğimiz bu yazılarımızda denemeler ile farklı somut öneriler getirdik. Bazılarının hayata geçirildiğini, denendiğini ancak çoğunun henüz ekonomik ajandaya dâhil olmadığını gördük. Önümüzde seçimler var. Yeni hükümet sisteminde adayların vaatleri arasında ekonomik başlıklar da bulunuyor. Dünya önemli bir dönüşüm arifesinde. Başta dijital ekonominin dördüncü sanayiye evrimi ve beşinci sanayi devriminin uzayda yaşanacak olması ile başlayacak daha büyük bir ekonomik ve sosyo-politik bir kuşak yani uzay ekonomisi. Marx’tan, Keynes’e, Friedman’dan Ricardo’ya, Roubini’den Mises’e tüm bilinen ekonomistler ve bilinen ekonomik sistemler bu dünya üzerinde geçerli ve kuralları, doktrinleri, bulgu ve önerileri bu atmosfer altı ile sınırlı. Uzayekonomisi.com yazımız gibi birçok yazımızda uzayda madencilik, uzay yatırımlarının finansmanı ve (faiz?) geri dönüşü, uzay turizmi, koloni ekonomileri gibi konuları gündeme taşımıştık. “İstikbal göklerdedir” diyerek Hezarfen’den Vecihi Hürkuş’a atfımızı uzayın derinliklerine doğru yapmıştık.

 

İstanbul’a bir iktisadi yönetim ekolü

Bu sayfalarımızda ilk önermemiz finans merkezi (adayı) İstanbul’a bir iktisadi yönetim ekolü gerektiği idi. Harvard Business’ta ‘case study’ olmanın dayanılmaz hafifliğini İstanbul Ekolü’nde ‘best practices’ sayfalarına taşımamız gerektiği bir hipotez olmaktan çok bir tez olmalı. Akademik dünya, sanayi, iş dünyası bu konuya birlikte odaklanabilmeli. Aslında bunun filizini attığımız bu sayfadaki yazılarımızın konsolide özetini 2015’de yayınladığım(ız) bir akademik bildiri ile Birleşmiş Milletler online kütüphanesine soktuk. Fransızların güzel bir (ata)sözü vardır: “Petrolümüz yok ama fikirlerimiz var”. Türkiye’nin, ekonomik uygulamalarını şekillendirecek öncelikle bir bütünsel ve konsensüs içeren ekonomik yol haritasına ihtiyacı bulunuyor. Bu enerji, turizm, sanayi, vb. sektörlerdeki ekopolitikaların ötesinde önce bir akademik doktrin ile desteklenmeli. Keynes’li Bretton Woods hâlâ dünya gündemini belirliyor. Fischer’in Miktar Kuramı hâlâ enflasyon ve para arzı ilişkisini belirliyor. (Dünyada) gündem belirlemek için önce bir iktisat doktrinine, görüşüne yani bir İstanbul Ekolü’ne (Okuluna) ihtiyaç var. Ekonomide yapısal dönüşümlerin yapılabilmesi için önce vizyon ve yol haritası gerekliliği bulunuyor.

 

Esnaf Salih Amca candır

KOBİ’ler tüm dünyada gözbebeği. Ekonomik büyümede girişimcilik, esnaflar, küçük ve orta boy işletmeler tedarik zincirinde, inovasyonda, tüketim ve harcama odaklı büyümede, istihdamda önemli rol oynuyorlar, küresel olarak beklenti de bu yönde. Ülkemizde KOBİ’lerin adetsel olarak işletmeler içindeki payı çok yüksek. Bunun yansımasını doğrudan vergiler içerisinde gelir vergisi kaleminde görüyoruz. Şahıs işletmeleri gerçeği karşımızda duruyor. Buradan ilk çıkarım şu idi. Ülkemizde işletmelerimizin kurumsallaşması ihtiyacı bulunuyor. Salt kredi veya teşvik vermek ekonomiye bir sıcaklık katıyor ama büyüme istihdamda artışa, kamu bütçesinde bir azalmaya destek vermediğinde kamu kaynaklarını doğru sonuca götürmüyor. KOBİ’lerin kurumsallaşmasının faydaları şunlar. Franchise ile sürdürülebilirliğe destek, ihracat ile gelir çeşitliliğine katkı, markalaşma ile uluslararası bilinirlik, kurumlar vergisi artışı ile yapısal dönüşüme fayda, halka arzlar ile finans merkezine derinlik sağlama, aile işletmelerinden nesiller boyu üretim ekonomisine geçiş. KOSGEB veya KGF destekli kredilerin yanında KOBİ danışmanlığının verilebilmesi önemli. Banka kredileri ve şubeleri bu anlamda önemli bir dağıtım kanalı ancak banka portföy yöneticilerinin KOBİ’lere danışmanlık vermesi çıkar çatışması nedeniyle pratikte pek uygulanabilir değil. İşte bu nedenle Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun belirlediği standartlar ile bir KOBİ Koçluğu ve Danışmanlığı mesleğine ihtiyaç var. Ancak mevcuttaki koçluk meslek tanımları yaşam koçluğuna yönelik. Bu sertifikasyonu veren kurumlarda ve alanlarda iş hayatı deneyimi ve işletmelere koçluk ve danışmanlık verebilecek bilgi derinliği genelde yok. Finans Kulüp Vakfı, FODER, MUFAD, Ekonomi Gazetecileri Derneği gibi birçok finans ve ekonomi başlıklı dernek ve vakıf bulunuyor. Bu sivil toplum kuruluşlarının desteği ve sertifikasyon verecek kurumlara dönüşmesi ile KOBİ’lere yönelik bir finansal okuryazarlık seferberliği başlatılması ekonomimizdeki en önemli kazanım olacaktır. TESK’in Esnaf Kart projesi ile PTTBank’ın işbirliğinde olduğu gibi esnafa, çiftçiye, KOBİ’ye, girişimciye yönelik geniş kapsamlı bir danışmanlık ve koçluk desteği projesi, likidite ve nakit yönetimini daha iyi yapabilen, stratejik yönetimi, ihracat ve pazarlamayı daha odaklı uygulayabilen işletmelerin oluşmasına katkı sağlayacak. Bu ise dışarıdan bağımsız, kurdan daha az etkilenen, nakit akışı planlaması ve bütçe öngörüsü ile daha az kredi talebi yapan dolayısı ile faiz baskısını ve bundan hareketle enflasyonist üretici maliyetlerini aza indirgeyen bir zincir reaksiyonu tetikleyecektir.

 

Kaliteli ekonomi programı lazım

Ekonomi programı derken televizyonlarda, sosyal medyada, gazetelerde finansal okuryazarlık kapsamlı eğitici, öğretici, hatırlatıcı programları kastediyoruz. Bir ekonomi kanalımız var ama piyasa yorumu veya sponsor destekli programların hane halkı ve KOBİ’ler üzerinde bilgiyi artırmaya yönelik katkısı çok az. TRT’de bir kanal veya zorunlu kamu spotları bu anlamda ilk akla gelen çözümler. Ancak kastettiğimiz bir açık öğretim veya uzaktan eğitim modeli değil. Oyunlaştırma, çizgi film, dizi film, oturumlar, paneller ile interaktif, eğlenirken öğreten programlar. Survivor gibi veya bir kelime bir işlem gibi programlar. NYSE ile BİST arasında yaklaşık 200 yıl var. İsveç merkez bankası ile TCMB arasında yaklaşık 300 yıl var. Para ve yönetimi ile ilgili konuları teknolojik imkânlardan faydalanarak koordineli olarak topluma yaymak gerekiyor. Otomatik katılım sistemini emeklilik şirketinin satışçıları değil programlar anlatmalı.

Ekonomi ile ilgili diğer katkı yazılarımıza ve denemelerimize http://www.salom.com.tr/authordetails.asp?id=322 linkinden ulaşmak mümkün.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın