Batya Natan

Web´den Seçmeler

• “Türkiye ve İsrail’in büyükelçileri, Yahudi bayramından sonra görevlerine geri dönecekler.” Bu sürpriz haberi “patlatan”, İsrail’in en deneyimli ve güvenilir diplomasi muhabirlerinden Itamar Eichner. Yedioth Ahronot gazetesindeki bu haberi İsrail’de çok ses getirse de sanki bizde gözlerden kaçtı. Ki Yahudi bayramı çarşamba günü sona erdi! Hatırlarsanız, iki ülkenin büyükelçileri ve Kudüs’teki başkonsolosumuz geçtiğimiz mayıs ortasında yaşanan kriz nedeniyle kendi ülkelerine geri dönmüşlerdi. VERDA ÖZER - Milliyet

Web´den Seçmeler
  • “SON SÖYLEYECEĞİM DE ŞU: SİZ SİZ OLUN VE DÜNYANIZIN, BİZİM DÜNYAMIZ GİBİ ÇÖKMESİNİN İMKÂNSIZ OLDUĞUNU BİR AN OLSUN DÜŞÜNMEYİN”

Gerçek şu ki, bir Polonyalı ve bir Yahudi, bir asker ve bir mülteci olarak, ben Polonyalıların elinde birbirinden çok farklı bir dizi davranışla karşılaştım: Beni evinde barındırma riskini göze alanlar da oldu, içinde bulunduğum savunmasız durumdan yararlanmaya kalkanlar da.

Ve, dünyamı yerle bir eden Nazi Almanyası idi ama, hayatımı kurtaran da bir Alman kadın oldu – beni Polonya yeraltı hareketine kabul edecek olan erkeklerle tanıştıran bir Alman kadın. Hiçbir ulus erdemin tekeline sahip değildir – aralarında pek çok İsrail vatandaşı yurttaşımın da bulunduğu sayısız insan bu gerçeği kabullenmekte hayli zorlanıyor.

Üçüncüsü, yalanların yıkım gücünü asla küçümsemeyin. 1939’da savaş patladığında ailem doğuya kaçtı ve birkaç yıllığına Sovyet işgali altındaki Lwów (şimdi batı Ukrayna’daki Lviv) şehrine yerleşti. Şehir mültecilerle doluydu; ortalık Sibirya ve Kazakistan’daki gulaglara (esir kamplarına) kitleler halinde sürgünler yapılacağı dedikodularından geçilmiyordu. Ortalığı sakinleştirmek için bir Sovyet resmî görevlisi çıktı, bir konuşma yaptı ve dedikoduların külliyen yalan olduğunu – şimdi olsa buna “yalan haber/fake news” derdik – ve bunları yayanların tutuklanacağını söyledi. Bu nutuktan iki gün sonra gulaglara kitle sürgünleri başladı.

Bütün o insanlar ve benim ailem de dahil milyonlarca başkası, yalanlarla öldürüldü. Ve şimdi de yalanlar, sadece o dönemin hatırasını tehdit etmekle kalmıyor, o zamandan beri elde edilmiş tüm kazanımları da tehlikeye atıyor. Günümüz kuşağı kendisine hiç uyarıda bulunulmadığını iddia edebilme lüksüne sahip değil.

Son söyleyeceğim de şu: Siz siz olun ve dünyanızın, bizim dünyamız gibi çökmesinin imkânsız olduğunu bir an olsun düşünmeyin. Bir bakmışsınız, doğup büyüdüğüm şehir olan Lodz’da huzur içinde memnun mutlu bir ergen hayatı sürerken bir bakmışsınız ailecek yollarda kaçıyoruz. Beş yıl sonra bomboş evime döndüğümde Holokost’tan sağ çıkabilmiş, Yurtsever Ordusu gazisi, Stalin’in gizli polisi NKVD’nin korku ve dehşet içinde yaşayan biriydim. Sonunda kendimi o zamanlar Britanya himayesi statüsünde olan Filistin’de, Yahudi anavatanı için kurtuluş savaşı veren biri olarak buldum.

Felaket kapıya dayandığında, bir zamanlar baş tâcı edip el üstünde tuttuğunuz bütün o yalanların hiçbir işinize yaramadığını anlayacaksınız. Ahlakın tamamen çöktüğü bir toplumda yaşamanın nasıl birşey olduğunu göreceksiniz o zaman. Ve her şey olup bittiğinde, tanıklar bu dünyadan geçip gittiğinde, yavaşça bakacak ve fakat kesinlikle göreceksiniz ki, bu en ağır dersler unutulmuş, onların yerini yeni efsaneler alıvermiş.

Stanisław Aronson, Nazi işgali altında Polonya direniş hareketi içinde yer almıştır. Kendisi İsrail’de yaşamaktadır.

STANİSŁAW ARONSON (ÇEVİREN: ÖMER MADRA)

http://acikradyo.com.tr/kisi/stanislaw-aronson

 

  • DAHA GEÇEN GÜN ANAKARA KIZILAY’DA DOLAŞIRKEN SIRF SİYAH FÖTR ŞAPKA TAKTIM DİYE YİNE ARKAMDAN AYNI NEFRETİN SESİNİ DUYDUM “YAHUDİ TOHUMU, YAHUDİ TOHUMU GEL BURAYA” DİYORDU

Çocukluğum Anadolu’nun küçük bir köyünde geçti. Oraya ilişkin hatırladığım şey yine öfkenin, kinin ve hasettin dışa vurumuydu o zaman da arkamdan gavur diye sesler duyar ve bundan dolayı kimse ile göz teması kurmadan çabucak eve kaçmaya çalışırdım. Aradan neredeyse kırk yıl geçti ama ne yazık ki aynı kin, öfke cehalet ve küstahlık hala devam ediyor. Daha geçen gün Anakara Kızılay’da dolaşırken sırf siyah fötr şapka taktım diye yine arkamdan aynı nefretin sesini duydum “Yahudi tohumu, Yahudi tohumu gel buraya” diyordu. Ben yine göz teması kurmadan sırtımı dönüp bir an önce oradan uzaklaşmaya çalıştım. Bir de Yahudi olsaydım korkunun derecesini varın siz hesap edin.

Düşündüm ki aradan kırk yıl geçmiş ve kırk yıl önce Anadolu’nun ücra bir köyünde maruz kaldığım nefret suçu ile yine kırk yıl sonra yeniden maruz kaldım. Aradaki kırk yılda hiç mi bir şey değişmez acaba? İnsanları etiketlemek bu kadar mı kolay? Ama şunu biliyorum ki toplumsal yapılar ve tarihsel bağlamları içinde gerçekleşen kolektif aktarımların etkisi kolay kolay yok olmaz ve nefret suçları da birden bire ortadan kalkmaz. Nazilerin Yahudilere hakaretlerinden biri, Yahudilere “kilitoris” demeleriydi. Sonrasında soykırım geldi. Ama ne yazık ki yüzyıl sonra belli bir etnik yapıya karşı yapılmasa da milliyetçilik dalgası insanlara aynı suçu işletmek için ellerini ovuşturuyor.

Sahi sizce çok mu karamsar bir tablo çiziyorum? Belki haklısınız ama kırk yıl önceki örselenmişliğimi yeniden yaşamak canımı acıtıyor. Bundan kim memnun oluyor onu da bilmiyorum toplumu bu kadar kutuplaştırmak, kılıçları yeniden bilemek kimin işine geliyor acaba? Ve en acısı da şapka devrimi için yasa çıkaran bir ülkede şapka taktığım için nefret suçuna maruz kalmak bunu birilerinin bana anlatması lazım. Buna bazıları münferit bir olay da diyebilir. Belki de öyledir.

SABAHATTİN MEŞE

https://www.artigercek.com/yazarlar/ayse-duzkan/bi-dakka-turkiye-de-siyonizm-mi-var

 

  • NETANYAHU’NUN BEYRUT HAVALİMANINI HİZBULLAH’IN FÜZE ÜSSÜ OLARAK HEDEF GÖSTERMESİ ARTIK BU AYRIMIN DA ORTADAN KALKMAYA BAŞLADIĞINI GÖSTERİYOR

Lübnan’da ise, 6 Mayıs’ta yapılan seçimlerden Hizbullah, müttefikleri ile birlikte zaferle çıktı. Henüz hükümet kurulamadı ancak seçim sonuçları Hizbullah’ın Lübnan ordusunun partneri olan silahlı kanadının yanı sıra parlamentoda çoğunluğu alabilecek kadar büyük siyasi güce kavuştuğunu da gösteriyor.

Velhasıl seçimlere kadar açıklamalarında “Hizbullah ve Lübnan’daki diğer siyasetçiler, güçler” ayrımı yapan ABD, Suudi Arabistan ve İsrail gibi ülkeler 6 Mayıs’tan beri söylem değiştirdi.

Netanyahu’nun BM konuşmasına kadar Hizbullah karşıtı açıklamalarda ve hamlelerde daha çok “Lübnanlı siyasetçileri ve kurumları Hizbullah’a baskı yapmaya zorlama” amacı görülüyordu ve Lübnan topyekün hedef alınmıyordu. Ancak Netanyahu’nun Beyrut Havalimanını Hizbullah’ın füze üssü olarak hedef göstermesi artık bu ayrımın da ortadan kalkmaya başladığını gösteriyor. Çünkü Netanyahu’nun hedef gösterdiği 3 yerden ikisi Hizbullah kontrolündeki bölgeler. Havalimanı ise her ne kadar Hizbullah bölgesinden geçen bir yolun sonunda olsa da bütün Lübnan’ın ortak sembollerinden biri.

Lübnan içinde, Hizbullah karşıtı siyasi blok bile “Hizbullah ve Lübnan” şeklinde ayrıştırmanın artık pek mümkün olmadığını düşünüyor. Hizbullah’ı Lübnan içinde izolasyona yönelik bir çabanın iç savaş ihtimali zayıf olsa da siyasi kaos dahil ağır sonuçları olabileceği açık.

Velhasıl Hizbullah siyasi ve silahlı gücüyle Lübnan’daki kurumsal yapının bir unsuru ve Suriye’deki vekalet savaşı da bazı ülkelerin düşmanlarına büyük armağanlar bahşettiği bir şekilde sonlanıyor.

Haliyle, İsrail-Lübnan cephesinde bazıları şimdilik zayıf olsa da birçok ihtimal mümkün.

HEDİYE LEVENT

https://www.evrensel.net/yazi/82386/nukleerli-fuzeli-bir-ortadogu-hikayesi

 

  • “TÜRKİYE VE İSRAİL’İN BÜYÜKELÇİLERİ, YAHUDİ BAYRAMINDAN SONRA GÖREVLERİNE GERİ DÖNECEKLER”

“Türkiye ve İsrail’in büyükelçileri, Yahudi bayramından sonra görevlerine geri dönecekler.”

Bu sürpriz haberi “patlatan”, İsrail’in en deneyimli ve güvenilir diplomasi muhabirlerinden Itamar Eichner. Yedioth Ahronot gazetesindeki bu haberi İsrail’de çok ses getirse de sanki bizde gözlerden kaçtı. Ki Yahudi bayramı çarşamba günü sona erdi!

Hatırlarsanız, iki ülkenin büyükelçileri ve Kudüs’teki başkonsolosumuz geçtiğimiz mayıs ortasında yaşanan kriz nedeniyle kendi ülkelerine geri dönmüşlerdi. Sebebi de ABD’nin Kudüs’te büyükelçilik açmasını protesto eden Gazze sınırındaki göstericilere İsrail askerlerinin ateş açmasıydı. 60 Filistinli hayatını kaybetmiş, 3 bin Filistinli yaralanmıştı.

Bu habere “bomba” değeri katan ise, şu anda iki ülke arasında ilişkilerin düzelmesi için hiçbir sebep olmaması! Bir yandan İsrail Başbakanı Netanyahu, Trump’ın “koşulsuz sevgisi” sayesinde Filistin konusunda gitgide daha da şahinleşiyor. Bir yandan da bahar aylarında yapılacak seçimlere oynamak üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı söylemini gittikçe sertleştiriyor.

Ankara’da da, Gazze’de şiddeti gitgide tırmandıran bir İsrail’le barışma iştahı sıfır. Kaldı ki iki ülke arasında önceki yıllarda planlanan devasa enerji projesi de raftan kalkmış durumda.

Ama gözden kaçan bir faktör var! O da Kudüs.

Filistin meselesi şu anda Ankara’nın sadece gündeminde değil, resmen kalbinde yatıyor. Özellikle de Kudüs... Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesinden hemen sonra Erdoğan’ın İstanbul’da İslam İşbirliği Teşkilatı’nı (İİT) olağanüstü toplaması, sonra da BM’nin gündemine taşıması bunun tezahürü. Evvelsi gün de Erdoğan TRT World Forumu’ndaki kapanış konuşmasında Kudüs’ü yine gündeme getirdi ve ta Belediye Başkanlığından itibaren burayla ilgili özel çalışmalar yaptırdığını anlattı.

İşte tam da bu yüzden Türkiye’nin Kudüs’te başkonsolosunun bulunmaması büyük bir kayıp. Bundan daha da önemlisi, Türkiye Kudüs’te diplomatik misyonu bulunan tek Müslüman ülke. Ne bu günlerde Filistin konusunda sık sık adı geçen Mısır’ın, ne Körfez ülkelerinin, ne de Ürdün’ün Kudüs’te konsolosluğu ya da elçiliği yok.

Sırf Kudüs konusunda etkin olabilmek adına bile Tel Aviv’de büyükelçimizin, Kudüs’te de başkonsolosumuzun bulunması kritik önemde.

VERDA ÖZER

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/verda-ozer/surpriz-aciklama--2755288/

 

  • KAMUOYU YOKLAMALARINDA BİLİNEN ŞİRKETLERDEN YOUGOV İLE YÜRÜTÜLEN BAROMETRE ÇALIŞMASININ 2017 SONUÇLARINA GÖRE İNGİLTERE GENELİNDE ERKEKLERİN YÜZDE 42’Sİ KADINLARIN YÜZDE 29’U EN AZ BİR ANTİ-SEMİTİK İFADEYE KATILDIĞINI BELİRTİYOR

Filistin davasına verdiği destek ve İsrail hükümetine yönelik eleştirileri gayet iyi bilinen Corbyn’i anti semitik ilan edebilirsiniz ama siyasi kişisel hayatı boyunca göçmenlere destek olan birini göçmen düşmanı ilan etmek, bugünün yalan haber dünyasında bile çok daha zorlu bir kampanya gerektirir.

Bu ifadelerdeki göçmen düşmanlığının medyada pek ilgi çekmemesinin muhtemel bir nedeni de göçmen düşmanlığının özellikle Brexit sürecinde normalleşmesi. Böyle bir habere tepki ‘hepimiz biraz öyle değil miyiz’ olabilirdi.

Zurnanın zırt dediği yer de burası. Referandum kampanyalarının ve sonuçlarının yansıttığı bir numaralı anlayış göçmen düşmanlığıydı. Ancak anti-semitizm meselesi de çok farklı değil. Kamuoyu yoklamalarında bilinen şirketlerden YouGov ile yürütülen barometre çalışmasının 2017 sonuçlarına göre İngiltere genelinde erkeklerin yüzde 42’si kadınların yüzde 29’u en az bir anti-semitik ifadeye katıldığını belirtiyor. Bu oran Muhafazakar Parti ve aşırı sağ seçmenler içinde yüzde 40, İşçi Partisi ve Liberal Demokrat parti seçmenleri içinde ise sırasıyla yüzde 30 ve 32. Bu araştırmaların örneklem ve soruları ayrı bir tartışma konusu ama genel eğilim olarak maalesef çok daha yaygın bir sorun ile karşı karşıya olduğumuz açık.

İBRAHİM SİRKECİ

https://www.acikgazete.com/anti-semitizm-baska-ayrimciliklari-dover-mi/

 

  • NAZİ TOPLAMA KAMPLARINI YANSITAN BİR BAŞKA TANIK İSE, JORGE SEMPRUN İDİ

Sen Falanjist Franko’nun kıyımından kurtulmayı başar, Nazi Hitler’in kampında bul kendini. Ne kader ne altüstlükler peşpeşe.

Mathausen Toplama Kampı'na konulan 7 bin İspanyalıdan 2 bini sağ kalacaktı.

Nazi Toplama Kamplarını yansıtan bir başka tanık ise, Jorge Semprun idi. Babası İspanyol Cumhuriyeti'nin diplomatlarından biriydi. Cumhuriyet çökünce ailesiyle birlikte Fransa’da mülteci konumundadır. Sen genç yaşta (17-18), Fransız direnişine katıl, yakalan, kendini Buchenwald Toplama Kampı'nda bul. Oradan sağ çıkmayı başar, illegal olarak İspanya’ya git, 1963 yılında kadar partinin yeraltı direniş çalışmasında yer al.

Jorge Semprun kitaplarını Fransızca yazdı, Fransız Akademisi'nin ilk Fransız olmayan üyesi oldu. Ama İspanyol vatandaşlığını yitirmediği için, bir gün kendini İspanya’nın kültür bakanı olarak bulacaktı (1988-91). Ama dilini tutmayı bilmediğinden kısa zamanda İspanyol muhafazakar siyaseti çatışmaya girip, ayrılacaktı.

RAGIP ZARAKOLU

https://www.artigercek.com/yazarlar/ragipzarakolu/multeci-kampindan-toplama-kampina

 

                                                         Netten okumalar

 

  • NİLGÜN BODUR’UN KİTABINDAKİ “ÖLÜLER YAŞAYANLARDAN DAHA ÇOK ÇİÇEK ALIR” İFADESİ ANNE FRANK’IN MI?

https://teyit.org/nilgun-bodurun-kitabindaki-oluler-yasayanlardan-daha-cok-cicek-alir-ifadesi-anne-frankin-mi/

 

  • NİYE İZMİR FARKLI – DENİZ SİPAHİ

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/deniz-sipahi/niye-izmir-farkli-40979039

 

  • PİEMONTELİ HAYALİ KUZENLER – SELİN TOLEDO

http://www.avlaremoz.com/2018/10/06/piemonteli-hayali-kuzenler-selin-toledo/

 

  • GRAZ ŞEHRİNDE TÜRKİYE YAHUDİLERİ ÜZERİNE BİR SEMPOZYUM - KEREM ÖKTEM, İPEK K. YOSMAOĞLU

http://www.avlaremoz.com/2018/10/05/graz-sehrinde-turkiye-yahudileri-uzerine-bir-sempozyum/

 

  • MALEZYA BAŞBAKANI YAHUDİLER İÇİN: 'KANCA BURUNLULAR' ORTA DOĞU'DA OLANLARDAN SORUMLU

https://tr.euronews.com/2018/10/02/malezya-basbakani-yahudiler-icin-kanca-burunlular-orta-dogu-da-olanlardan-sorumlu

 

  • ENTELEKTÜELSİZ KALINCA: BU TOPRAKLARIN YAHUDİ TOPLUMUNA İLİŞKİN GÖZLEMLER METİN SARFATİ İLE SÖYLEŞİ – BURAK TATARİ

https://medyascope.tv/2018/10/04/entelektuelsiz-kalinca-bu-topraklarin-yahudi-toplumuna-iliskin-gozlemler-metin-sarfati-ile-soylesi/

 

  • İSRAİLLİ CASUS ELİ COHEN'İN EŞİ ESAD'A YALVARDI: CENAZESİNİ İADE EDİN

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201810051035536870-israilli-casus-eli-cohen-esad-yalvarmak/

 

  • GAZZE GERÇEKLERİ - BONDİ CHAKİM

https://www.turkisrael.org.il/single-post/2018/10/02/Gazze-Ger%C3%A7ekleri

 

  • SERİ GİRİŞİMCİ İLE DEVRİMCİNİN ÖYKÜSÜ -  YAPRAK ÖZER

https://www.dunya.com/kose-yazisi/seri-girisimci-ile-devrimcinin-oykusu/429235

 

  • MODA MARKASI CHANEL’İN KURUCUSU, BİR NAZİ CASUSUYDU

http://www.pazarlamasyon.com/marka-hikayeleri/moda-markasi-chanelin-kurucusu-bir-nazi-casusuydu/

 

  • KUDÜS - BİR ŞEHRİN HİKAYESİ - M.Ö. 3500 - M.S 2018

https://www.gzt.com/kudus

 

Takılan tweetler

 

Medat Vilor‏ @medatvilorr 5 Eki

Daha fazla

Erev tovvv

 

https://twitter.com/medatvilorr/status/1048276981404590085

 

TrakyaBalkan‏ @TrakyaBalkan 3 Eki

Daha fazla

Bu kare uzun zamandır sosyal medyada "2, Dünya Savaşı'nda Saraybosna'da Müslüman kadın, Musevi kadını korumak için üzerindeki (Nazilerin koyduğu) yıldız işaretini saklıyor" diye paylaşıldı. Aslı: 1916'da Avusturya-Macaristan imparatoru Franz Joseph'in cenazesindeki kadınlar.

 

https://twitter.com/TrakyaBalkan/status/1047498869771132928

 

borges’in belleğinde‏ @harfolarak 4 Eki

Daha fazla

Şimdi sizleri İzmir’in Basmane semtinde yer alan, günümüze ulaşabilmiş ve başka bir işlevle halen kullanılan bir Kortejo’ya götürmek istiyorum. Kortejo, Ladino (yani Yahudi İspanyolcası) dilinde “avlu” anlamına geliyor.

 

https://twitter.com/harfolarak/status/1047856788949884928

 

Selami İnce‏ @selamiince 2 sa.2 saat önce

Daha fazla

Sosyal Demokrat Alman Başbakan Willy Brand, 7 Aralık 1970de Varşova gettosundaki soykırım anıtı önünde diz çöküp şunları söyledi: "Alman faşizmin tüm cinayetleri, toplama kampları, işkenceler ve insanlık dışı davranışlar için insanlıktan özür dilerim." Brandt 8 Ekim 1992'de öldü.

 

https://twitter.com/selamiince/status/1049212253453635586

 

T.C. Salzburg BK‏ @TC_Salzburg_BK 1 Eki

Daha fazla

Bugün, II.Dünya Savaşında Nazi’ler tarafından kurulan Hartheim’daki toplama ve ötenazi kampında  Holokost kurbanlarını anma törenine katıldık. 1940-1944 yılları arasında, 18.000’i iyileşme ümidi olmayan hastalar, engelliler ve yaşlılar olmak üzere, 30.000 kişi bu kampta öldürüldü

 

https://twitter.com/TC_Salzburg_BK/status/1046854263731830784

 

Mecra‏ @Mecra 5 Eki

Daha fazla

TARİHTEN BİR KARE Theodor Herzl, ilk ve tek Kudüs ziyaretine giderken, 1898. Herzl'in amacı Kudüs'te bulunan Alman İmparatoru II. Wilhelm'le özel bir görüşme yapmaktı. Ancak İmparator, Herzl'e yalnızca birkaç dakika ayırdı, Herzl'in konuşması da Almanlarca dikte edildi.

 

https://twitter.com/Mecra/status/1048278040118284288

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın