Compass doganbaruh

Kraliçe Şlomtsiyon - Makabiler’in meşalesini geleceğe taşıyan kadın

Tarih boyunca, birçok zafer, çeşitli şekillerde gerçekleşti. Makabiler bir isyan başlatmış ve Hellen- Selevki İmparatorluğu’na karşı, taraftarlarıyla birlikte, bir zafere imzalarını atmışlardı. Bazı zaferlerin ardında, perde arkasında kalan gizli kahramanlar vardır. Aynı Purim kahramanı Kraliçe Ester gibi, Yahudi tarihinde çok bilinmeyen, ama çok önemli bir kadın daha vardır. Bu kadının adı Kraliçe Şlomtsiyon’dur (Şlomtsiyon ha Malka). Gerçek adı Şlomit Alexandra’dır.

Kraliçe Şlomtsiyon - Makabiler’in meşalesini geleceğe taşıyan kadın

Şlomtsiyon, Haşmonay Hanedanından Judah Aristobulus ile evlenir. Eşi, Kral John Hyrcanus’un oğludur. Judah Aristobulus, Şlomit ile evlendikten kısa bir süre sonra, genç yaşında hayata veda eder.  O zaman geçerli olan gelenekler uyarınca, dul kalan Şlomit, eşinin erkek kardeşi Prens Alexander Yannai ile evlendirilir.

Yahudi tarihinde çok önemli bir unsur olan Haşmonay =  Makabi ailesi, birkaç on yıl sonra, saltanatın ve iktidarın kibrine kapılarak, Yahudi dinini ve gereklerini ayaklar altına almaya başlamışlar, hızla asimile olmuşlardı. Aldıkları Helen isimlerinden başlayarak, gitgide Helen kültürünün cazibesine de kapılmışlardı

Mesela tahta geçen Alexander Yannai,  Şimon Haşmonay Makabi’nin öz torunu olmasına rağmen, kral olduktan sonra, farklı bir mezhep oluşturan ve Tora kanunlarını uygulamayan Saduki Tarikatının sıkı bir taraftarı olmuştu ve Tora yolundan hızla sapmaya başlamıştı. Sadukiler, Tora emirlerini yerine getiren din bilginleri sınıfını reddediyordu. Kral da onları destekliyor, Rabanit sınıfına mensup olan hahamlara ve Yahudi halkına gaddar ve zalimce muamele ediyordu. Halkını zorbalıkla kendisine itaat etmeye zorluyor ve git gide sinmelerine neden oluyordu.

Yannai, din sınıfını daha fazla aşağılamak için, bir Sukot günü Bet Amikdaş’a gitti. Ortamı kan gölüne çevirmek amacıyla, her gün Tanrı için kesilen kurbanların sunağının karşısında duran kurban kanlarının akıtıldığı büyük kapların birinde ayaklarını yıkatmaya başladı. Sonra aynı yerde keyifle şarap içip alem yapmaya başladı. O sırada mabette ellerinde lulav ve etrog demetleriyle ibadet etmeye çalışan Yahudi halkı, bu manzara karşısında, daha fazla kayıtsız kalamayarak, öfkeyle ellerindeki etrogları krala doğru fırlatmaya başladılar. Buna çok sinirlenen kral, o an verdiği bir emirle, hem oradaki Yahudileri, hem de mabedin çevresindeki sokaklarda, masum 6 bin kişiyi kılıçtan geçirdi. Yeruşalayim içinde gaddar ve gereksiz bir iç çatışma yarattı. Kral Yannai bunun hemen ardından, Rabinik dini liderleri görevlerinden azletti. Bu liderler, ruhani dünyada çok önemli ve bilgelikleriyle ün kazanmış kişilerdi.  Aralarında, ünü yurt dışına taşmış olan Yehuda Ben Tabbai de vardı. Bu bilgelerin birçoğu gizlice Mısır’ın İskenderiye şehrine kaçtılar.

Bundan sonra Yannai, yüce yasama organlarına da değişikler getirdi. Diğerlerinin yerine, Saduki mezhebine ait kendi adamlarını yerleştirdi. Sanhedrin’in başına da Saduki yargıçları atadı.

Kraliçe Şlomtsiyon’un mücadelesi

Geleneksel Yahudi inancı ve gelenekleri ve öğretileri yıkılacak mıydı? Yannai’ın halkına karşı olan tavırları çok sert ve haşindi. Eski Pers Krallığında, Mordehay yeğeni olan Kraliçe Ester’den ulusunun selameti için, bazı tehlikeleri göze alarak mücadele vermesini istemiş, sonunda Ester zafer elde etmişti. İşte şimdi de tarihin sahnesinde bir diğer kraliçe Şlomtsiyon vardı. Onu çok önemli bir görev bekliyordu. O da halkının selameti ve inançları için mücadele verecekti. Harekete geçecekti ama kendini fazla belli etmemesi gerekiyordu. Çünkü kocası Kral Yannai çok dengesiz ve acımasız bir insandı. Eğer onu kızdırırsa, kraliçenin canı da tehlikeye girerdi. Ülkeden kaçan ve gizlenen, Rabilerin arasında Kraliçe Şlomtsiyon’un ağabeyi Rabi Şimon Ben Şetah da vardı. Ben Şetah, Sanhedrin’in eski başkanıydı. Kraliçe ağabeyini bizzat kendisi saklayıp koruyordu. Uygun zamanı bekleyip, onun ve diğer kaçak Rabi’lerin yeniden eski vazifelerine dönmelerini sağlamak istiyordu.

Talmud Kitabı’nda anlatıldığı üzere: Bir gece kraliyet çifti ve yanındakiler, sarayda akşam yemeklerini yiyip, tatlılarını bitirdikleri sırada, Kral Yannai aralarından birinin Birkat Amazon (yemekten sonra yapılan şükür duası) duasını okumasını istemiş. Masada bunu yapacak tek bir erkek bile bulunamamıştı. Yannai’ın çevresindeki herkes, Tora gereklerini uygulamayı hiç bilmeyen kişilerden oluşuyordu. Kraliçenin beklediği an gelmişti. Fırsatı kaçırmadı ve en tatlı halini takınarak krala: ”Eğer sana bunu yapabilecek birini getirirsem, ona kötülük yapmayacağına dair bana yemin verir misin?” dedi. (Talmud, Berachot 48 a). Kraliçenin ısrarlı ricası sonunda Rabi Şimon Ben Şetah, gizlendiği yerden alındı ve kralın huzuruna getirildi.

 

Sevinç günü

O akşamdan sonra Rabbi Ben Şetah ve kız kardeşi Kraliçe Şlomtsiyon, Kral Yannai’ı, sürgündeki din bilginlerini geri çağırması için ikna ettiler. Rabbi Ben Şetah, Sanhedrin’deki Saduki yargıç ve görevlileri, vazifeleri hakkında sınamak üzere kraldan izin istedi. Onlara dini kararları verirken ve adalet dağıtırlarken gerekli olan yasalar hakkında sorular sordu. Tümü, bütün konulardan habersizdi. Bu adamlar kanunları yerine getirtebilecek donanımlara kesinlikle sahip değillerdi. Talmud Kitabı’ndaki ‘Megilat Taanit’ bölümü bu sınavın, Tevet ayının 28. gününde yapıldığını yazar. Bu tarih, Sanhedrin’in yeniden tesis edilmesinin onuruna ‘Sevinç Günü’ olarak saptanmıştır.

27 yıllık bir saltanat döneminden sonra, ölüm döşeğinde iken, Kral Yannai tacını ve tahtını sevgili eşi Kraliçe Şlomtsiyon’a devrettiğini ilan ettikten sonra, yanında duran Şlomtsiyon’a kendisinden sonra ülkeyi idare ederken Tora’yı harfiyen uygulayan din bilgelerinin tavsiyelerine başvurmasını vasiyet etmişti. Karısı onun en sadık yol göstericisi olmuştu. Çok müsterihti. Artık ulusunun emin ellerde olduğuna kanaat getirerek son nefesini vermişti.

Kraliçe Şlomtsiyon ülkeyi refah ve barış içinde yönetti

Şlomtsiyon 10 yıl boyunca, ölünceye değin Judea ülkesini yönetti. Ülke tamamen güven altındaydı. Her şey kraliçenin istediği gibi huzur, barış ve Tora yönergeleri doğrultusunda ilerliyordu. MÖ 76-67 yılları arasında Judea’da refah ve barış hüküm sürdü. Ulus çok güçlendi. Kraliçe, Rabbi abisinin desteği ile ülke çapında Tora Akademi’leri kurdurdu. İkisi birlikte Yahudi eğitiminin en üst düzeye çıkması için büyük bir emek harcadılar. Eğitim sistemini yenileştirip geliştirdiler. Şimon Ben Şetah ülke çapında, çok önemli genç din bilginlerinin yetişmesine ön ayak oldu. ‘Talmud Kiddushin 66 a’ bölümünde yazdığı üzere Rabbi Şimon Ben Şetah, kız kardeşinin desteği ile Tora’nın Tacını ‘Keter Tora’ geliştirdi. O dönemi ve çok sonraki nesilleri bile etkisi altına alan dini reformlar yaptı.

Bütün bu iyi gelişmeler, zalim kocası Kral Yannai’ı iyiliği ve ikna gücüyle doğru yola döndüren iyilik timsali Kraliçe Şlomtsiyon sayesinde olmuştu.

Kraliçenin saltanat döneminde, Yahudi ulusu gerek ekonomik, gerekse siyasi açıdan gönenç içinde yaşadıysa da, onun ölümünden sonra oğulları Aristobulus ve Hyrkanus’un taht kavgaları yüzünden ülke yeniden fırtınalı ve karanlık günlerine geri dönmeye başladı.

Şlomtsiyon’un günlerinde, tarlalarda yetişen buğday tanelerinin her biri bir böbrek büyüklüğünde ve her bir arpa tanesi bir zeytin çekirdeğinin boyutlarında yetişiyordu (Talmud, Taanit 23 a). Ülkenin hasadının ilahi bereketi, kraliçenin mükemmel yönetiminin iz düşümü gibiydi.

Menora’nın ışıklarının sekiz gün boyunca ufacık bir testideki kutsal yağa rağmen, sönmemesi ve Makabi’lerin elde ettikleri mucizevi zafer gibi, bu mucize de, sıkıntılı bir süreç sonunda Kraliçe Şlomtsiyon sayesinde gerçekleşmişti. Bu iki mucize Yahudi ulusunun bin yıllar süresince ayakta durmasının ve dini inancını sürdürmesinin ışığı oldu.

Makabiler ve Şlomtsiyon ha Malka, Tora ışığının her zaman yanmasına, birlikte destek verdiler.

 

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın