POZİTİF DİRENÇ: Pavel Haas ve Al SeFod

Öncelikli olarak Terezin bestecilerine yer verdiğim bu yazı dizininde ilk Çek besteci Pavel Haas’ı ve beni çok etkileyen koro eseri Al SeFod’u paylaşmak istedim.

POZİTİF DİRENÇ:    Pavel Haas ve Al SeFod

Renan Koen


Ömrünün son üç yılını Terezin Toplama Kampında geçiren Çek besteci Pavel Haas, 1899’da doğdu, yaşamı 1944’te Aushwitz’te son buldu. 2 Aralık 1941 tarihinde tutsak edildi ve kampın en zor ilk zamanlarında orada bulundu. 1942 baharında, mahkûmlar ağır şartlardaki 100 günlük zorunlu çalışma kotalarını doldurduktan sonra kültürel aktiviteler için bir takım çabalar oluşmaya başladı. Orkestra şefi ve Terezin’deki müzik yaşamında önemli rol oynayan Rafael Schaechter, erkeklerden oluşan bir koro kurdu. Bunu daha sonra diğer korolar takip etti. Ellerinde pek müzik bulunmadığından Terezin’de tutsak şef ve besteciler ilk olarak Çek ve Yahudi halk şarkıları üzerine aranjmanlar yaptı, sonra da imkânlar ölçüsünde yeni koral eserler bestelemeye başladılar. Pavel Haas da bu inisiyatifin bir parçası oldu.

Zengin kültürel hayatın göbeğinde başlayan yaşam

Pavel Haas, renkli bir bölge olan Moravya’nın başkenti Brno’da zengin ve önde gelen Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Moravya aynı zamanda, Holokost’ta yaşamlarını yitiren çingenelerin de yaşadığı bölgeydi. Brno zengin bir kültürel hayata sahipti ve Haas’ın çocukluğu sırasında Leoš Janáček hem yerel hem de ulusal anlamda önde gelen bir kişilikti. Haas tiyatro ve film müziğinde önemli bir bestekâr oldu. Bu dönemde Amerika’da savaş sonrasında başarılı bir aktör olan ağabeyi Hugo Haas ile de çalıştı. Savaş yılları, toplumdan uzaklaştırılmış tüm Yahudiler gibi Haas’ın da profesyonel gelişimini ciddi şekilde etkiledi. Nihayet 1941’de tutsak edildiği Terezin’de, ilk başlarda beste yapmak için fazla hasta ve depresif olsa da sonraları kampın zengin sanat hayatının parçası oldu ve zamanının klasikleri arasında kabul edilen eserlere imza attı. 1944’ün ekiminde Auschwitz’e gönderildi ve hemen öldürüldü.

Besteleme konusunda bir dahi olan Haas, I.Dünya Savaşında, 1917’de Avusturya ordusuna alınana kadar Brno’daki Filarmoni Okulunda okudu. Bu süre zarfında Brno’da kalmaya devam etti. 1919’da Brno Konservatuvarında Jan Kunc ve Vilém Petrželka ile beste çalışmaları yapmaya başladı. 1920-1922 yıllarında, konservatuvarda Leoš Janáček’in önderlik ettiği ustalık sınıfına girdi. Moravya’daki kültürel figürlerden uluslararası başarı elde etmiş tek kişi olan Janáček’in Moravya’daki prestij ve etkisini göz ardı etmek imkansızdır. Her ne kadar Haas açıkça kendi yolunu çizmişse de, özellikle halk müziğinin dilini iyi bilen ve çok sesli müziğe aktarmada bir dahi olan Janáček’in etkisi çok derindir. Haas, hocasından öğrendiği bu ustalığı daha sonra Terezin’de Yahudi dini ve halk şarkılarını seslendirirken büyük bir incelikle kendi çizgisinde kullandı.

 

 

 

GÜNÜMÜZE KALAN TEK KORAL ESER

Sayısının çok fazla olduğu tahmin edilen koral eserlerinden geriye sadece erkek korosu için yazdığı ‘Al SeFod  / Matem Tutma’ başlıklı İsrailli şair David Shimoni’nin İbranice yazdığı metni üzerine bestelenen bir eseri günümüze ulaşabildi. Şiir aslında Filistin’de, 1936-39 arasında Arap saldırılarına maruz kalan Yahudi yerleşimcileri birleşmeye çağırır.  Teilim’lerin makamlarıyla korumak ve gelecek nesillere aktarmak için geçtiğimiz sene Hazan Moşe Palaçi ile yaptığım kayıtlar esnasında aslında Al SeFod’un tekstinin, 137 numaralı Teilim’den alıntı olduğunu fark ettim. Çekoslovakya’daki Yahudiler, entelektüel hayatın önemli ve değerli bir parçasıydılar, dini geleneksel olarak bilmelerine rağmen çok derinine bilmezlerdi. Birçok besteci, Yahudi dini şarkılarını, Berlin’de derlenmiş ve tesadüfen Terezin’e gönderilmiş Yahudi halk ve dini şarkıları kitabını inceleyerek öğrendiler. Haas’ın erkekler korosu için bestelediği eseri Al SeFod, Terezin Yahudileri için de Nazi zulmüne karşı mücadele edebilme gücünü pekiştirmesi açısından çok önemli oldu:

 

“Matem tutma, ağlama / Böyle bir zamanda, / Boynunu eğme, / Ama çalış, çalış

Siz sabancılar savurun sabanlarınızı / Siz Pullukçular sürün toprağı

İki kat daha fazla çalışın / İki kat daha fazla üretin

Ekin, çapalayın / Ayıklayın taşları ve dikin çitleri / Eşitleyin zemini

Hazırlayın / Özgürlüğe, günışığına giden yolu

Izdırap yolunuzsa varacağınız yer kurtuluştur.

Ve kan haykırır / İnsanların ruhu için

Uyan ve çalış / Bağışla ve bağışlan.”

 

Haas, tenor ve baslar arasında sırasıyla takip eden bu coşku dolu sözlerin cesaret ve metanetinden özellikle çok etkilenmişti. Bestecinin bu metni seçmiş olması kendisinin de zulme pabuç bırakmak niyetinde olmadığının bir göstergesidir. Nazilerin Çekoslovakya’yı işgalini takiben Hitler’in yürüttüğü saldırgan politika sonucu II. Dünya Savaşının en kanlı olduğu dönemlerinde yazdığı eserler de bu başkaldıran tavrı ifade eder.

Haas’ın bu eseri, 30 Kasım 1942 tarihlidir ve mahkûmların gettonun kuruluşu tarihi olan 24 Kasım 1941’in yıldönümünü kutladıkları bir dönemde bestelenmiştir. Bu önemli günü anmak için Terezin Kampı müzisyenleri orada yaşamış bestecilerin eserlerinden derledikleri bir seçkiyi anısal nitelikte bir koleksiyon olarak bir araya getirmiş ancak her eseri tek bir ayrı sayfaya yazmışlardı. Haas’ın bu koro eserinin, koleksiyonunun açılış parçası olduğuna inanılmakta. Zira başlık sayfasının üst kısmında bir müzik belgesini andıran ancak aslında gizlenmiş bir İbranice metin olan ilginç bir kısmı bulunur. Bu kısım beklenenin aksine esere ismini vermemiş ancak bütün koleksiyonun misyonunu belirleyebilmiştir. Bu gizli yazı şöyle çevrilebilir:

“Terezin’e sürgün edilenlerin ilk ve son yıldönümü anısına.” Ancak bu temenninin yerine gelmeyeceğini zaman maalesef oradakilere acı bir şekilde gösterdi.

 

Sorumluluğunun bilincinde

Teselli kelimelerini kullanmak yerine eser dinleyenleri, kararlılıklarını göstermeye davet ediyordu. Giriş kısmındaki ‘yas tutma’ içi boş bir teselli cümlesi olmaktan öte adeta enerji dolu bir emir ifadesi gibi tınlar. Erkek korosu için yazdığı Al Sefod, Haas’ın kampta yaşayan bir besteci olarak sorumluluğunun ve misyonunun ne denli bilincinde olduğunun en kesin kanıtıdır. Onun için eğlenmeye, aç dinleyici ve sanatçıların ihtiyaçlarına cevap verebilecek herhangi yeni bir eser üretmek yeterli değildi. Onlara sosyal manada içeriği daha yoğun iletişime fırsat vermek, umut, inanç ve vatan fikrini zihinlerde sürekli aktif tutan mesajlar vermek gibi daha büyük sorumlulukları olduğunun farkındaydı.

Yaratıcılık, üreticiliği de getiriyor peşinde. Hangi konuda olursa olsun yaratıcılık, üreticiliğin yakıtı, malzemesi. İnsan ruhunun, dünyada elle tutulur, gözle görülür, kulakla duyulur hali. İnsanın duygularına zarar verilebilir, düşüncelerine zarar verilebilir, bedenine zarar verilebilir ama tek dokunulmayan yeri ruhudur. Yaratıcılık, insanın kendine özgü yetenekleri ile ruhunun görünür, duyulur, elle tutulur hale, yani bir ürüne dönüşmesi için tek kanaldır. Özellikle zorluklarla baş etmede doğru kullanılırsa müthiş bir dönüştürücüdür ve yaşamı değiştirmenin neredeyse tek malzemesidir. İlla sanat olması şart değil, ruhumuzu dünyaya aktaracağımız bize yakın gelen yaratıcılığımızı her an kullanmaya açık olup pozitif olarak direncimizi güçlendirmek ve kendimize özgü tınımızı herkesle paylaşmamız dileklerimle.

 

Pavel Haas "Al SeFod" Erkekler Korosu İçin

Koro: Nazım Hikmet Akademi Korosu

"Renan Koen "Holokost'u Anma/Uykudna Önce" Albümünden "Türkiye'de İlk Seslendirilişi"

 

https://www.youtube.com/watch?v=nJQtmgmd8cc

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın