Web´den Seçmeler

• Bu memlekette devletin yayınladığı bir Tevrat’ın imanı sarsmasından hakikaten endişe hissedildiği takdirde imanımız da, itikadımız da, inancımız da artık sağlam değildir ve sallantıda demektir! Ama böyle bir tehlike bırakın bugünü, bin küsur seneden buyana hiç mevcut olmamıştır; ortada şimdi sadece gereksiz ve mesnedsiz bir yaygara vardır, o kadar! MURAT BARDAKÇI - HABERTÜRK

Web´den Seçmeler
  • HEM YAZMA ESERLER KURUMUYLA HEM DE NUH ARSLANTAŞ HOCAYLA ÖVÜNECEĞİMİZ YERE TEVRAT NEŞRİNDEN DOLAYI HAKSIZ YERE ELEŞTİRENLER OLDU

Türkiye Yazma Eserler Kurumu son olarak da Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin önemli hocalarından Nuh Arslantaş'ın hazırladığı "Tefsiru't-Tevrât Bi'l-Arabiyye" isimli eseri neşretti. Bu eser hep bizim Batılılar bizi çok iyi biliyor bizim niye Batı hakkında araştırma yapacak adamımız yok serzenişlerimize bir cevaptır. Nuh Arslantaş, Yahudilik hakkında birçok önemli araştırmaya imza atan Türkiye'nin gurur duyması gereken önemli bir araştırmacıdır. Hem yazma eserler kurumuyla hem de Nuh Arslantaş hocayla övüneceğimiz yere Tevrat neşrinden dolayı haksız yere eleştirenler oldu. Bu tür eleştiriler asırlar boyunca farklı din ve milletlere müsamahayla yanaşan Türk geleneğine yakışmıyor. Ayrıca böyle bağnazca hareket edilirse Türkiye'de ilim gelişmez.

Nuh Arslantaş tarafından yayınlanan eser, 9. yüzyılda Bağdat'ta yaşamış Yahudi âlim Saadya Gaon'un Tevrat'a yazdığı tefsirin Arapça metninin neşri ve bu neşirden hareketle yapılan Türkçe tercümesi ve tefsiridir.

Çalışmanın nüvesini, Topkapı Sarayı III. Ahmed Kütüphanesi'ndeki (nr. A. 3522) yazma oluşturmuş.

Ortaçağ'ın önemli ilim adamlarından Saadya Gaon Tevrat'ı Arapça'ya tercüme ve tefsir eden ilk Yahudi'dir. Mu'tezile mezhebinin etkisi altında yapılan Arapça tercümeye o dönemde Yahudiler çok büyük tepki göstermişler.

Saadya, İslam kültüründen pek çok kelimeyi ödünç aldığı gibi, üslup ve açıklamalarında da İslami argümanlar kullanmış.

Saadya, yer isimlerinden ölçü birimlerine, milletlerden dillere, bitkilerden hayvanlara Tevrat'ta geçen pek çok kelimenin 9. asır Bağdat'ında anlaşıldığı şekilde ortaya koymuş.

Nuh Arslantaş ise yaptığı tefsirde bu yerleri günümüze kadar güncellemiş. Eser yayınlanırken Türk okuyucuları için kullanışlı bir metin haline getirilmeye çalışılmış. Arslantaş, Saadya'nın bu tefsirinin tefsirini de İbranice kaynaklardan hareketle yapmış.

Saadya tercümesi, Tevrat'ın İbranice metni ile karşılaştırılarak, kaynak metinden farklı yorumlara işaret edilmiş. Sonuçta başarılı bir neşir yapılmış.

Şimdiye kadar birçok önemli eserin yayınlanmasına vesile olan Muhittin Macit ve böyle önemli bir çalışmayı neşreden Nuh Arslantaş'ı tebrik ediyorum.

Erhan Afyoncu

https://www.sabah.com.tr/yazarlar/erhan-afyoncu/2019/03/10/turkiye-yazma-eserler-kurumu-ve-tevrat

 

  • BU MEMLEKETTE DEVLETİN YAYINLADIĞI BİR TEVRAT’IN İMANI SARSMASINDAN HAKİKATEN ENDİŞE HİSSEDİLDİĞİ TAKDİRDE İMANIMIZ DA, İTİKADIMIZ DA, İNANCIMIZ DA ARTIK SAĞLAM DEĞİLDİR VE SALLANTIDA DEMEKTİR!

Meselenin tuhaf tarafı ise, memlekette böylesine önemli bir çalışmanın yapılmasına rağmen bazı gazetelerde ve internet sitelerinde Prof. Dr. Nuh Arslantaş’ın Tevrat Tefsiri’ne günlerden buyana veryansın edilmesi, Kültür Bakanlığı’nın yayınının “alçaklık” olduğundan tutun böyle bir işi CHP’nin bile yapmadığına, ilâhiyatçıların papaz yahut haham hâline geldiklerinden Müslüman mahallesinde salyangoz satılması suçlamasına kadar dünya kadar tuhaf söz edilmesi…

Türkiye’de bir kesim senelerden  buyana kültür emperyalizminden ve Oryantalizm’den şikâyet etti; “emperyalist” Batı’nın dinimizle, kültürümüzle ve âdetlerimizle ilgili herşeyi öğrenmesinden yakındı, “Onların dinleri ve kültürleri hakkında biz neden bu şekilde çalışıp eser veremiyoruz?” diye sorup durdu. Bu yakınmalar ve sorular bugün de devam ediyor ama klâsik İbranca ile klâsik Arapça’ya hâkim bir Türk âlimi çıkıyor, Tevrat’ın her iki dildeki metnini mukayese ederek Türkçe’ye çeviriyor, üstelik şerhediyor ama böyle yapmakla bazılarına göre kabahat işliyor!

En doğru yorumu Şehir Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nin dekanı Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara yapmış, attığı tweette “Bu, bayağılığın, bağnazlığın bir fotoğrafıdır aslında. Ve vardığımız seviyenin bir resmidir. …Bu hal de işin ahmaklık tarafı oluyor” demiş!

İşte geldiğimiz nokta: İstanbul’da Kanunî Sultan Süleyman zamanında serbestçe basılan bir eser beş asır sonra daha da genişletilerek yayınlanıyor ve bu ilmî faaliyet suç oluyor!

Bu memlekette devletin yayınladığı bir Tevrat’ın imanı sarsmasından hakikaten endişe hissedildiği takdirde imanımız da, itikadımız da, inancımız da artık sağlam değildir ve sallantıda demektir! Ama böyle bir tehlike bırakın bugünü, bin küsur seneden buyana hiç mevcut olmamıştır; ortada şimdi sadece gereksiz ve mesnedsiz bir yaygara vardır, o kadar!

Başında Prof. Dr. Muhittin Macit’in bulunduğu Yazma Eserler Kurumu’nun yayınladığı Prof. Dr. Nuh Arslantaş’a ait Tevrat Tefsiri hakkında “Devlet artık Tevrat basıyor, din elden gidiyor” yaygarası yapanların eseri okumadan, hattâ ilk sayfalarına bakmaya bile zahmet buyurmadan konuşup yazdıklarına eminim. Zira eseri bir anlığına olsun gözden geçirdikleri takdirde hem tefsirdeki, hem de o serîden çıkan diğer bütün kitaplardaki takdimin altında kimin imzasının bulunduğunu görürlerdi!

Murat Bardakçı

https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/2393746-ilk-baskisi-istanbulda-kanuni-devrinde-1546da-yapilan-tevrat-tefsirinin-turkcesi-bes-asir-sonra-yine-istanbulda-yayinlandi

 

  • TAHMİN EDECEĞİNİZ ÜZERE, BU YAZIYI YAHUDİ TEHDİDİNİ ÖNEMSİZ GÖSTERME ÇABASI OLARAK DEĞERLENDİREN VE DOLAYISIYLA BENİ ULUSLARARASI SİYONİST KOMPLONUN BİLİNÇLİ VEYA BİLİNÇSİZ BİR ALETİ OLMAKLA SUÇLAYAN TEPKİLER YANINDA “YAHUDİLERE HAKARET” ETTİĞİMİ SAVUNANLAR DA ÇIKTI O TARİHTE

Yıllar önce bu konudaki bir tartışmaya müdahil olarak yazdıklarıma hiç beklemediğim tepkiler gelince bunu bizzat tecrübe etmiştim. Şu söyleniyordu o günlerde: “Dünyadaki Yahudi nüfusu 14 milyon, Müslüman nüfusu ise 1,4 milyar. Yani her yüz Müslüman’a bir Yahudi düşüyor. Buna mukabil tanınmış mucitler, sanatçılar, düşünürler işadamları hep Yahudi…” Bilinen örnekler sıralanıyordu sonra. Oscar alan Yahudi oyuncular, Nobel kazanan Yahudi bilim adamları vs… oysa bu listelerde bir tane bile Müslüman yoktu.

Bu durumun sebepleri üzerine bir tartışma yürüyordu. Kimi eğitimle açıklıyordu aradaki farkı, kimi de genetik faktörlerle… Yahudileri dünyayı yöneten karanlık gücün sahipleri ve aynı zamanda Müslüman dünyanın geri kalmasına yol açan bir dizi komplonun mimarları olarak görenler de az değildi. Bu görüşlere karşı ben de şunları yazdım:

“Evet, bugünkü dünyada bilim, sanat, ekonomi alanında Müslümanlardan çok Yahudilerin adı anılıyor. Ama bu durum ne Müslümanlıktan ne de Yahudilikten kaynaklanıyor. Bugünkü Avrupa halklarının ortaçağda uygarlık bakımından Müslümanların çok gerisinde bulunmaları da onların Hıristiyanlığından kaynaklanan bir durum değildi.

Çağdaş burjuva batı uygarlığı esas itibarıyla tarihin belirli bir döneminde Avrupa’nın batı bölgelerinde ortaya çıkan ekonomi modeli ve dünya anlayışı tarafından şekillendirilen bir sistemdir. Öncelikle Avrupa’nın batısındaki ülkelerde geliştiği için yine bu ülkelerde yaşayan insanlar üzerinde etkili olmuş ve bu insanların katkılarıyla şekillenmiş ve yaygınlaşmıştır. Yahudi filozoflar, Yahudi bilginler vs. buradaki genel gelişmenin ürünleridir.

Burjuvazinin ve kapitalizmin nispeten daha geç dönemlerde gelişmeye başladığı ülkelerde yaşayan Yahudilerin durumu hemşehrileri olan Hıristiyanların veya Müslümanların durumundan farklı değildir. Gelişmenin olduğu ülkelerde yaşayan Yahudiler gelişmiş, durağanlığın hüküm sürdüğü yerlerdekiler yerinde saymışlardır.

Sözgelimi Osmanlı Yahudilerinin çağdaş uygarlığa katkıları bu ülkedeki Türklerin veya Ermenilerin katkılarından daha fazla değildir. Onun için ‘dünyaya yön veren Yahudiler’ listesinde Sefaradlara veya Mizrahilere pek rastlayamazsınız. Tamamına yakını Aşkenaz’dır. Oysa İslami uygarlığın egemenliği devrinde durum tam aksiydi.

Bugünkü kapitalist sistem ve onunla paralel gelişen burjuva dünya görüşü batı Avrupa toprağında neşvünema bulmuş ve doğal olarak öncelikle o coğrafyadaki insanlarla etkileşmiştir. Bu süreçte rol oynayan isimler arasında Yahudi kökenlilerin oranının Yahudi olmayanlar yanında çok önemli olmadığını görürsünüz. Mesela büyük filozof Spinoza Yahudidir, ama batı düşünce geleneğindeki etkileri daha fazla olan Kant, Hegel, Heidegger Yahudi değildir. Büyük müzisyen Gustav Mahler Yahudidir; ama Beethoven, Mozart, Brahms Yahudi değildir.

Avrupa’nın yetiştirdiği büyük düşünürlerin, bilim adamlarının, sanatçıların içinde Yahudi kökenlilerin oranı bu halkın Avrupa’daki nüfus içindeki oranından pek fazla değildir. Ama kafayı Yahudilere takmışsanız ‘algıda seçicilik’ mekanizması size boyuna Yahudileri gösterir.

Yahudilerin bugün özellikle ABD’de finans ve medya gibi kilit sektörlerde yer almaları ve ‘azınlık dayanışması’ çerçevesinde davranmaları onlara nüfuslarıyla orantısız bir güç veriyor. Dünya çapındaki Siyonist örgütlülüğü de onlara ekstra imkânlar sağlıyor. İşin gerçeği bu. Gerisi paranoya. Veya propaganda.”

Tahmin edeceğiniz üzere, bu yazıyı Yahudi tehdidini önemsiz gösterme çabası olarak değerlendiren ve dolayısıyla beni uluslararası Siyonist komplonun bilinçli veya bilinçsiz bir aleti olmakla suçlayan tepkiler yanında “Yahudilere hakaret” ettiğimi savunanlar da çıktı o tarihte.

İbrakim Kiras

https://www.karar.com/yazarlar/ibrahim-kiras/yahudi-sorununu-dogru-anlamak-icin-9493#

 

  • HALEN ORTADOĞU’DA DENGELER İYİCE BOZULMUŞ DURUMDA. ARAP ÜLKELERİNİN İRAN’A KARŞI İSRAİL İLE BİR DENGE ARAYIŞINA, SURİYE’NİN GELECEĞİNE İLİŞKİN “NORMALLEŞME” ÇABALARI SÜRÜYOR. YENİ BİR FİLİSTİN İSRAİL SAVAŞI TÜM ARAYIŞLARIN ARKASINDAKİ HESAPLARI ALTÜST EDEBİLİR

İsrail iç politikasında, gündemde genel seçimler var. Başbakan Netanyahu yasal soruşturma altındaydı. Geçen hafta başsavcı dava açmaya karar verdi. Netanyahu ve başkanı olduğu Likud gittikçe daha sağ, adeta faşizan derecede ırkçı, Arap düşmanı Yahudi gruplarla ittifak yaparak ayakta kalmaya çalışıyor. Burada da barış süreci gündemde değil.

Diğer taraftan, bu “kimsenin umurunda olmama” durumu, İsrail’de kimi aklı başında entelektüelleri kaygılandırıyor. Örneğin, İsrail gazetesi Haaretz (sosyal demokrat), Muhammed Shehada’nın (Euro- Med Monitor for Human Rights Gazze şeridi görevlisi) “Arap rejimleri için Filistin eski haber. Şimdi her şey İran’la ilgili” başlıklı, Arap devletlerinin politikalarını teşhir eden kapsamlı analizine yer veriyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesi’nden Prof. Elie Podeh, Jarusalem Post (muhafazakâr) gazetesindeki yorumunda “Filistin sorununu anımsayan var mı” diye soruyordu. Sorunun gündemden çıkmış olması Prof. Podeh’i iki açıdan kaygılandırıyor. Birincisi, şu anda “Filistin bölgeleri sakin”, “Filistin idaresi İsrail güvenlik güçleriyle işbirliği yapıyor”. Ancak Mahmud Abbas çok yaşlandı ve sağlığı giderek bozuluyor. Bölgede gerginlikler artarken, Abbas’ın yerine kimin, hangi siyasi eğilimi temsil ederek geçeceği belli değil.

İkincisi, Ürdün Nehri’yle Akdeniz arasındaki, Gazze şeridini, Batı Yakası’nı ve İsrail’i kapsayan bölgede Filistin nüfusu Yahudi nüfusa eşit düzeye gelmiş durumda. “Bu ne Yahudi kimlikli ne de demokratik sayılabilecek tek devlete doğru gidiyor”; “Filistin sorununu acilen gündeme alıp barış sürecini yeniden başlatmak gerekiyor”.

Acilen gerekiyor, çünkü, bir başka Haaretz yazarına göre Batı Yakası’nda bu kez, yerleşimcilerin Filistinlileri hedef alan saldırılarından kaynaklanan bir tırmanma yaşanıyor. Filistinliler arasından da “bu saldırıları ordu, polis ve İsrail toplumu destekliyor” düşüncesi, dolayısıyla öfke giderek yaygınlaşıyor.

Amos Harel de Haaretz’de, Gazze Şeridi’nde İsraillilerle Filistinliler arasındaki çatışmaların yeniden tırmanmaya başladığını aktarıyordu. Jarusalem Post’tan Anna Ahronheim’e göre “Gazze Şeridi’nde altyapı giderek daha da bozuluyor, bu durum Hamas yönetimi üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu gelişmeler, İsrail ile yeni bir çatışmaya yol açabilir”. Yediot Ahronot, salı günü, Batı Yakası, Gazze Şeridi, Doğu Kudüs ve güvenlik gerekçesiyle tutuklu olanlar arasında gerginliklerdeki tırmanma, İsrail’i yeni bir çatışma ortamına sürükleyebilir, diyordu.

Halen Ortadoğu’da dengeler iyice bozulmuş durumda. Arap ülkelerinin İran’a karşı İsrail ile bir denge arayışına, Suriye’nin geleceğine ilişkin “normalleşme” çabaları sürüyor. Yeni bir Filistin İsrail savaşı tüm arayışların arkasındaki hesapları altüst edebilir.

Ergin Yıldızoğlu

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1281392/Bu_sirada_Filistin_de.html

 

  • KARŞILIKLI BÜYÜKELÇİLERİN YENİDEN GÖREVE BAŞLAMASI VE İLİŞKİLERİN TOPARLANMASI BELKİ HER İKİ ÜLKEDEKİ SEÇİMLERİN ARDINDAN YENİDEN GÜNDEME GELEBİLİR. İSRAİL’DE ÖZELLİKLE ENERJİ İLİŞKİLERİNİ YÖNETENLER, BUNUN EN KISA ZAMANDA OLMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR. ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA TÜRKİYE – İSRAİL İLİŞKİLERİNİ YÜKSEK ORANDA DOĞU AKDENİZ’DEKİ ENERJİ HAVZALARI VE GAZ SEVKİYATI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRECEĞİMİZİ UNUTMAMALI

Netanyahu üç soruşturma konusunda suçlamalarla karşı karşıya.

Birincisi; politik olarak destek alma karşılığında, usulsüz ve aşırı yüksek değerde hediyeler aldığı yönünde yolsuzluk ve güven ihlali.  

İkinci dava Yedioth Ahronoth gazetesinin yayıncısı Arnon Mozes ile anlaşıp, devletin imkânlarını kullanarak gazetenin itibarını artırmak ve rakip siyasi partileri zayıflatmak. 

Üçüncü ve en ciddi iddia ise İsrail devletine ait haber kanallarında İsrail telekomünikasyon devi Bezeq'in çoğunluk hissesine sahip olan olan Shaul Elovitch'den rüşvet alması.

Netanyahu iddiaları;”Cadı avı” olarak değerlendiriyor ve kendisine yöneltilen üç yolsuzluk davasının da çok yakında çökeceğini, asılsız çıkacağını söylüyor.

Netanyahu tekrar seçilirse veya bir koalisyona girebilirse 5. kez ülkeyi yönetiyor olacak. İsrail yasalarına göre; hakkında çıkan iddialarla ilgili mahkeme sonucu kesinleşmediği sürece görevi bırakmasına gerek yok. Bu incelemeyle ilgili yasal süreç ise yıllarca devam edebilir. 

Önceki başbakan Ehud Olmert zamanında yapılan soruşturmalar 7 yıl sürmüş ve iddialar kesinleştikten sonra hapis cezası almıştı. Ancak Olmert, Netanyahu'dan farklı olarak hakkında bu tarz suçlamalar çıktıktan sonra başbakanlığı bırakmış, görevinden istifa etmişti. Yani suçlu bulunmadan önce ya da hakkındaki iddialar kesinleşip hapis cezası almadan önce koltuğunu bırakmıştı. 

Netanyahu o dönemler, böylesi iddialarla karşı karşıya olan bir başbakanın ülkeyi yönetemeyeceğini söylüyordu. Şimdi ise kendisi aynı cümleleri, rakibi olan eski Genelkurmay Başkanı yeni siyasetçi Benny Gantz ‘den duyuyor.

Unutmadan; İsrail’de “kimin” Başbakan olacağına “kim” karar veriyor? Sorusunu yanıtlamak gerekirse, pek çok uzman “Amerika’daki Yahudi lobisi” ni es geçmeyecektir. Onların da henüz Netanyahu’nun üzerini çizmediği biliniyor. 

Peki, “Netanyahu seçilmese ne olur?” Hiçbir şey! Yeni kurulan parti dahil olmak üzere, İsrail’de kimse ne Golan’a ilişkin ne Kudüs’e dair ne İran meselesinde yeni bir şey söylemez. Bu anlamda siyasi fraksiyonların radikallikte birbiriyle yarıştığını ifade etmek de yanlış olmayacaktır.

Türkiye – İsrail ilişkileri halen pek çok başlıkta oldukça sıkıntılı. İsrail’deki neredeyse tüm siyasi parti temsilcilerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a özel bir antipatisi var. Ancak hepsi de Türkiye’nin coğrafi konumu, stratejik önemi ve gücünün farkında.

Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların Avrupa’ya nasıl dağılacağının antlaşması henüz yapılmadı. İsrail için kritik başlık Doğu Akdeniz!

Karşılıklı Büyükelçilerin yeniden göreve başlaması ve ilişkilerin toparlanması belki her iki ülkedeki seçimlerin ardından yeniden gündeme gelebilir. İsrail’de özellikle enerji ilişkilerini yönetenler, bunun en kısa zamanda olması gerektiğini düşünüyor. Önümüzdeki yıllarda Türkiye – İsrail ilişkilerini yüksek oranda Doğu Akdeniz’deki enerji havzaları ve gaz sevkiyatı üzerinden değerlendireceğimizi unutmamalı.

Mehmet Akif Ersoy

https://www.haberturk.com/yazarlar/mehmet-akif-ersoy-2548/2395252-israil-secimleri-ve-netanyahu-hakkindaki-iddialar

 

Netten okumalar

 

  • YÜZLERCE YAHUDİ’NİN ÖLÜMÜNDEN KİM SORUMLU - FURKAN KARABAY

https://odatv.com/yuzlerce-yahudinin-olumunden-kim-sorumlu-08031930.html

 

  • BELÇİKA'DAKİ KARNAVALDA HİCİV Mİ YOKSA YAHUDİ KARŞITLIĞI MI?

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201903061038047167-belcika-daki-karnavalda-hiciv-mi-yoksa-yahudi-karsitligi-mi/

 

  • MUSA ABİ DE GİTTİ, M M FARHİ/ CLARA.NET ADRESİ DE.. – İLKER DEMİR

http://duzceyerelhaber.com/ilker-DEMiR/55896-Musa-abi-de-gitti-m-m-farhi-claranet-adresi-de

 

  • MORİS FARHİ: ANKARA'DAN LONDRA'YA "ÇOĞULCULUKLA" YOĞRULMUŞ BİR YAŞAM

https://bianet.org/biamag/yasam/206257-moris-farhi-ankara-dan-londra-ya-cogulculukla-yogrulmus-bir-yasam

 

  • AKİ ESTAMOS (BURADAYIZ): PARİS’TE VE HER YERDE LADİNO’YU YAŞATMAK - ÇEVİREN: NESİ ALTARAS

http://www.avlaremoz.com/2019/03/08/aki-estamos-buradayiz-pariste-ve-her-yerde-ladinoyu-yasatmak/

 

  • AUSCHWİTZ – BİRKENAU -1,2,3,4 - GÜRAN TATLIOĞLU

http://www.anayurtgazetesi.com/yazar/baslik/33474

http://www.anayurtgazetesi.com/yazar/baslik/33482

http://www.anayurtgazetesi.com/yazar/baslik/33488

http://www.anayurtgazetesi.com/default.asp?page=yazar&yaziid=33493

 

  • HEPİMİZ ÇIKTIK! İSRAİL’İN UZAY ARACI DÜNYA İLE ‘SELFİE’ ÇEKTİ

http://www.diken.com.tr/hepimiz-ciktik-israilin-uzay-araci-dunya-ile-selfie-cekti/

 

  • ARAVA VADİSİNDE KENDİ İÇSELLİĞİMLE BAŞBAŞA - MALKA AZARYAD

https://www.turkisrael.org.il/single-post/2019/02/19/ARAVA-VAD%C4%B0S%C4%B0NDE-Kendi-%C4%B0%C3%A7selli%C4%9Fimle-Ba%C5%9Fba%C5%9Fa

 

Takılan tweetler

TRT World @trtworld 10 Mar

Daha fazla

A tiny Jewish community on Indonesia's Sulawesi island keeps a low profile as hostility towards the Jewish community has increased in recent years

İngilizce dilinden Microsoft tarafından çevrildi

Endonezya Sulawesi Adasında küçük bir Yahudi topluluğu, Yahudi toplumuna karşı düşmanlık olarak düşük bir profil tutar son yıllarda artmıştır

https://twitter.com/trtworld/status/1104790267406749697

 

Ömer Durmaz‏ @omerdurmaz 8 Mar

Daha fazla

Basmane’de bir Musevi evi yıkılmayı bekliyor!

 

https://twitter.com/omerdurmaz/status/1104053316240199680

 

bir vakitler Edirne...‏ @birvakitler1 8 Mar

Daha fazla

Edirne´den yüzler.. "Edirne’de Hahambaşısı Bejarano Efendi ile kerîmeleri"... Yıl, 1913...

 

 

 

 

https://twitter.com/birvakitler1/status/1103990368100646914

 

sena akalın‏ @2or3thingsiknow 6 Mar

Daha fazla

Moris Farhi Bey'le tanışmamış olsam da kendisiyle bir anlamda okuma dostu olduğumuzu düşünüyorum. Boğaziçi Üni kütüphanesinde ne zaman okumak için can attığım kitapları eve getirsem ilk sayfada onun ismini görüp sevgiyle anıyordum. Okuma dostum vefat etmiş ışıklarda uyusun.

 

https://twitter.com/2or3thingsiknow/status/1103258745050669056

 

Ahmet Kılıç‏ @ahmetkilic16 7 Mar

Daha fazla

Bursa Yahudi Cemaati Başkanı Bay Leon’u ziyaret ederek, keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Kendilerine misafirperverliklerinden ötürü teşekkür ediyorum. #MemleketİşiGönülİşi

 

https://twitter.com/ahmetkilic16/status/1103706882085187586

 

e.‏ @elcinarabaci 6 Mar

Daha fazla

e. Retweetledi: Zeliha Eliacik

Holocaustmuş... Kıyasladığı şeye bak. Ülke İslamcı’nın adaletsizliğinden, zulmünden, arsızlığından burnundan soluyor, tiksinmiş, kustu kusacak... Hâlâ mağduriyetin edebiyatı yeterince yapılmamış... Öyle bir ters teper ki, aklınız şaşar

 

https://twitter.com/elcinarabaci/status/1103300047008088064

 

ümit kıvanç @umit_k 6 Mar

Daha fazla

28 şubat’ı holokost (6 milyonu yahudi, milyonlarca insanın katledildiği soykırım) ile kıyaslayan türk islâmcısı, küstahlığından, benmerkezciliğinden geçtim, sen nasıl bir cehalet içinde debelenmektesin?

 

Congreso Judío Latam‏ @CongresoJudio 11 Mar

Daha fazla

"NO a los nazis de hoy. NO al odio". Se realizó por primera vez en Sofía la marcha de tolerancia y unidad. Fue organizada por el @WorldJewishCong en respuesta a una concentración neonazi celebrada el mes pasado en Bulgaria. Participaron embajadores y funcionarios locales.

İspanyolca dilinden Microsoft tarafından çevrildi

"Bugün Naziler değil. Nefret yok. " Hoşgörü ve birlik yürüyüşü Sofya 'da ilk kez gerçekleştirildi. @WorldJewishCong Geçtiğimiz ay Bulgaristan 'da düzenlenen Nazi konsantrasyonuna yanıt olarak düzenlenmiştir. Büyükelçiler ve yerel yetkililer katıldı.

 

https://twitter.com/CongresoJudio/status/1105128456390619136

 

Ambasciata Turca‏ @TC_Roma 7 Mar

Daha fazla

1/2 Büyükelçiliğimizce dün akşam, Rodos Başkonsolosumuz merhum Selahattin Ülkümen tarafından Türk Pasaportu’yla Holokost'tan kurtarılan Lina Amato Kantor’un hikayesinin anlatıldığı belgesel filmin gösterimi Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi’nde yapılmıştır.

Ambasciata Turca‏ @TC_Roma 7 Mar

Daha fazla

2/2 Gösterime Holokost’tan sağ kurtulan Rodoslu Sami Modiano da katılarak, döneme ait tanıklıklarını bizle paylaşmıştır.

 

https://twitter.com/TC_Roma/status/1103731011437936640

 

Murad Çobanoğlu‏ @muradcobanoglu 7 Mar

Daha fazla

Hayatımda bu kadar ucuz bir sav, vicdansız anoloji görmedim.Farz edelim ki bu iki Hadisik Yahudi dalga geçti. Bu da doğru.Otto Frank, I.Dünya Savaşında Alman İmparatorluğunun subayıydı. Madallayar aldı kazandığı başarılarla, tüm ailesiyle öldürüldü onlardan biri de Anna Frank'tı!

Önerme şöyle işliyor "Moris" kötü bir insansa o zaman "tüm Yahudiler kötüdür" ama Ahmet diyelim ki kötü biri "Ahmet'in kötü olması tüm Müslümanları bağlamaz...ne hikmetse bir tek Yahudiler için geçerli;"grubun her bireyinin yaptığı davranışın tüm toplumu bağladığı" vicdansızlığı!

I. Dünya Savaşı başladığında çoğu gönüllü olan 100 bin Yahudi, vatanları Alman İmparatorluğu adına cephede savaştı. Çoğu şehit ve gazi oldu. Geride kalanların aileleri için İmparatorluk, Nazizm'e kadar devam edecek Reich Yahudi Cephesi Askerleri Federasyonu kurdu.

Onun bile yalan olduğu saniyede ortaya çıktı ya diyelim ki hadi doğru "iki Hasidik Yahudi, cepheye giden askerlere gülüyordu" diye hemen karşına "sabun resmi" koydun ahlaksız! Cephede şehit olan 12 bin Yahudi askeri, savaşan 100 bin askeri ne yapacağız, onların hükmü yok muydu?!

 

https://twitter.com/muradcobanoglu/status/1103540378945441793

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın