15 Temmuz 2020 Çarşamba 01:35

Yeni küresel ekonomi politikaları ve Türkiye

Avrupa Merkez Bankası (ECB) yeniden faiz indirimine gitti. Bununla da yetinmeyerek aylık tahvil alımlarını 20 milyar Euro olarak yeniden başlattı. FED’in faiz indirmesinin ardından, ECB bizi şaşırtmayarak bu yarışta geri kalmadı. Türkiye’nin ihracatının yüzde 50’sine yakınını oluşturan Avrupa Birliği bölgesinin ekonomik görünümü oldukça önemli. Bunlarla beraber Çin ve ABD’deki yavaşlama belirtileri de, Türkiye’yi temkini elden bırakmamaya mecbur bırakıyor.

Kadirhan ÖZTÜRK Ekonomi 1349 görüntüleme
25 Eylül 2019 Çarşamba

Bana göre ekonomistlerce sürekli olarak yanlış aktarılan bir durum var. Bu durumun yanlış aktarılmasının nedeni ise gerçekten çok ince çizgilerle sınırlarının çizilmiş olması. Genellikle yurtdışında gerçekleştirilen faiz indirimlerinin Türkiye için çok faydalı olmadığı, çünkü bu indirimlerin dünya ekonomisi kötüye gittiği için yapıldığından bahsedilir. Burada temel mantık doğru ancak açıklama eksik. Öncelikle şunu kabul etmek gerekir; yurtdışındaki düşük faiz ortamı çoğu zaman Türkiye’nin yararınadır. Türkiye’de o kadar büyük bir enflasyon ve bunun yanında o kadar ciddi bir faiz yükü var ki, şu an armageddon gerçekleşse dahi, Türkiye’nin önceliği enflasyon ve faiz sarmalından çıkmak olacaktır. Bu da ancak küresel ortamda düşük faizlerin egemen olduğu zamanlarda gerçekleşebiliyor. Bunu cebe koyalım ve devam edelim.

Diğer önemli noktalardan biri ise şu; Türkiye ekonomisinin ihracatının yarısına yakınını oluşturan Avrupa Birliği’nin iyi durumda olması Türkiye için her zaman elzem derecede önemli. Fakat -yıllardır olmasa ve olması şu an imkânsız görünse de- Avrupa’nın çok hızlı büyümesi ve EU bölgesinde faizlerin pozitif tarafa geçmesi ve yüzde 1-2 civarlarında dolanması, Türkiye için oldukça riskli bir durum olacaktır. Bahsettiğim tanımlaması oldukça zor ola ince çizgi burada devreye giriyor. “Türkiye için şu anda küresel ekonomideki en iyi senaryo faiz artırmayacak kadar yavaş, çok fazla faiz indirmeyecek kadar da hızlı bir ekonomik görünümdür.” Avrupa’da işler kötü gidip faiz indirildiğinde, elbette bizim çok fazla sevinmemiz gerekiyor, ancak Avrupa’da işlerin çok iyi gidip faiz arttırılmasındansa, şu anki durum çok daha iyidir.

Bu söylediklerim, genel ekonomik görüş içerisinde bazı önemli noktalarda tam zıttını iddia ediyor farkındayım. Ancak Türkiye’nin mal ve hizmet ihracatına baktığımı zaman, satılan ürünlerin ekonomik konjonktüre göre çok fazla değişkenlik gösteren ürünler olmadığını da görebilirsiniz. Örneğin Güney Kore ile Türkiye’yi kıyaslarsanız, elbette Güney Kore Türkiye’den gelişmiş, yüksek teknoloji üreten ve ciddi ihracat yapan bir ülkedir. Ancak Türkiye’nin dış dünyaya sattığı ürünlerin küresel ekonomik konjonktüre göre hassasiyeti, Güney Kore’ye göre daha düşük. Bu nedenle dünya batmadığı sürece, işlerin çok iyi gitmemesine fazla telaşlanmaya gerek yok. 

ABD resesyon korkusu ile faiz indirimine başladı. Her ne kadar bunun bir faiz indirim süreci değil, one-off bir faiz indirimi olacağını söylese de, piyasalar artık faiz indirim döngüsünü fiyatlıyor. FED’in faiz indirmesinin ardından, TCMB 900 baz puan üzerinde faiz indirimi yapma fırsatı buldu. Ne olursa olsun, FED hala faiz artırım sürecinde olsaydı, TCMB böyle sert bir faiz indirimi gerçekleştiremezdi. Küresel tarafta her şeyin çok iyi olmaması Türkiye’nin işine geldi.

Toparlayacak olursak; önemle belirtmek isterim ki, Türkiye ekonomisi için en iyi senaryo, dünya ekonomisinde resesyonun olduğu, küçülmelerin yaşandığı bir senaryo değil. Dediğim gibi bu optimum nokta oldukça ince bir çizgi ve doğru ifade etmesi oldukça güç. Fakat genel olarak söylenen ve biraz da tembellikle içi çok açılmayan ve araştırılmayan bir konu olarak, dünya ekonomisinin zıpkın gibi olması da, bizim gibi ülkeler için inanılmaz bir fırsat değil. Çünkü ekonomik yapımız nedeniyle, bu zıpkın gibi büyümelerden yeterince pay alamıyoruz. Üstelik tüketim alışkanlıklarımız ve potansiyel yüksek cari açığımızla böyle dönemlerde kırılgan hale geliyoruz. Daha sonra bu dönemler bittiğinde, sudan çıkmış balığa dönüyoruz.

Özet: Tüm yazıda bahsettiklerimi somutlaştıracak olursak, küresel ekonominin yüzde 2-3 aralığında büyüdüğü ortam, Türkiye ekonomisi için ideale yakın ortamdır.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR