15 Temmuz 2020 Çarşamba 12:16

“Masallar kuşlar gibidir, nerede uçarlarsa oralıdır”

Bu sözler, Fransız asıllı masal anlatıcısı ve masal eğitmeni Judith Malika Liberman’dan. Her ruh haline ve her duruma uygun masalını biraz bozuk Türkçesiyle anlatırken, insan önce, sesinin yumuşaklığında yavaş yavaş eridiğini hissediyor, sonra anlattığı masallarla bambaşka bir dünyanın kapıları aralanıyor. Masallar sadece çocuklar için değilmiş meğer. Judith ile hayatı, kitaplarını ve masallarını konuştuk.

Etel KAZADO TEMURCAN Çocuk-Aile 11221 görüntüleme 1 yorum
24 Haziran 2020 Çarşamba

Hikâyen bir sosyal medya çıkışı olmadığı için sormak istiyorum. Bu işe başlarken yadırgandın mı? “Merhaba ben Judith ve size masallar anlatacağım” dediğinde kolayca katılımcı ve sahne bulabildin mi kendine?

Büyük bir iddia ile çıkmadım. Masal anlatmaya başladığımda Türkçem daha da bozuktu.  Ama bazı arkadaşlarım beni çağırdığında onları kıramadım ve masallarımı anlatmaya başladım. O zaman Türkiye’de benim gibi başka çağdaş anlatıcı yoktu, kimse 'masal anlatıcı' diye bir meslek duymamıştı ve yaptığım işi anlatmakta çok zorlanıyordum. Paris'te bu işi okuduğumu söyleyince herkes şaşırıyordu. Her anlattığımda başka bir yerden çağırılıyordum. Bu anlatma işinin nereye gideceğini hiç bilmiyordum. On sene önce, bir gün binlerce dinleyicim olacağını söyleseler gülerdim. Davet edildiğim her yere gittim. Okullara, şirketlere, psikologların ofislerine, yoga merkezlerine, parklara… 

Bir gün, bir arkadaşım masallarımı her ay düzenli bir şekilde aynı yerde anlatmam gerektiğini söyleyip bana Kadıköy’deki yazı evini açtı. İlk gün 25 kişi geldi; üç ay sonra o kadar kalabalıktık ki sığamıyorduk. Daha sonra Nazım Hikmet Kültür Merkezine geçtim, altı ay sonra oraya da sığamayıp ikinci bir mekân ekledim. Sonra da üçüncü. Kulaktan kulağa çoğaldık, son masal gecelerime ise ayda 1000 kişi geliyordu. Masallar kulaktan kulağa yayılır, masal geceleri de bu geleneği bozmadı.

Masallarında yetişkinlere konuşuyorsun. Neden yetişkinler masal dinlemek ister? Çocuklara masal anlatmakla yetişkinlere masal anlatmak arasında ne fark var?

Bana göre masal dinleme yaşı diye bir şey yok. Herkes hayal kurmayı sever. On senedir İstanbul’da ve birçok farklı şehirde masal geceleri düzenliyorum. Herkese açık. 4-90 yaş arası insanlar geliyor masal gecelerine. Kadın, erkek, yetişkin, çocuk, politik görüşü ne olursa olsun, bir avuç farklı insan bir araya geliyor masal gecelerinde, ortak yanlarımızı hatırlıyoruz birlikte. Ben de bunu arıyorum zaten, bizi bir araya getirecek bir an yaratmak istiyorum masallarla.   

Çocuklara masal anlatmak ise zaten daha kolay çünkü çocukların masal dinlemek konusunda ikna edilmeye ihtiyacı yok. Yetişkinler ise önce kuşku ile yaklaşıyor; “Masal mı? Nasıl ya? Büyüdüm ben! Ne işim var masallarla?” Sonra da sorarlar mutlaka, “Gelen oluyor mu masal gecelerine?” ‘Evet’ diyorum, yüzlerce kişi her ay geliyor. O zaman, hemen heyecanla; “Peki o zaman, ben de gelirim!” diyorlar. Sanki aslında, hayal kurmak, oyun oynamak, masal dinlemek için bir izin bekliyordu da, başka yetişkinlerin de yaptığını duyduğu anda, o da katılmak istiyor. 

Kitap dünyasında, masallar aslında sadece 19. yüzyıldan itibaren çocuklara atfediliyor. Daha önceki masal kitapları her zaman yetişkinlere yönelikti. Örneğin Bin Bir Gece Masalları, 18. yüzyılda basıldığında, yetişinler için basılıyordu; sonradan çocuk versiyonları basılıyor. 

Kitapların var. Yazmak ile anlatmak ise çok farklı. Biraz kitaplarından ve yazar kimliğinden bahseder misin? Hangisi daha zor, anlatmak mı yazmak mı?

Ben bir anlatıcıyım. Benim için öncelik sözlü geleneği yeniden canlandırmak. Türkiye’de çalışmaya başladığımda, birçok kişi köylere gidip, unutulmaya yüz tutmuş masalları derlemem gerektiğini söyledi. Sonra hâlihazırda Türkiye’de araştırma yapan halk bilimcilerle çalıştım, onlar bana arşivlerin masallarla dolup taşıdığını söyledi. Masallar zaten derlendi, akademik türünden tutun da, çocuklar için yeniden yazılmışına kadar bir sürü masal kitabı zaten var. Ama kütüphanelerce masala kitap yaparak ve onları basarak masalları hâlâ korumuş sayılamayız. Çünkü masal sözlü anlatımla hayat bulur, okumadan, ezberlemeden, doğaçlama anlatılırsa, yaşar. Geleneksel anlatıcılık da budur. Masalcı hikayeyi her anlattığında yeni bir versiyon yaratır, masal da her anlatımda evrimleşir. 

Bu sebeple uzun süre bir masal kitabı yazmaya karşıydım. Her ay bir tema seçip, o tema üzerinde birkaç masal araştırıp, onları iç içe geçirip, onlardan yeni bir versiyon geliştirip anlatıyordum. Seneler geçti ve her ay geliştirdiğim bu gösterilerin beni çok derin bir kişisel yolculuğa çıkardığını fark ettim. Anlattığım her masal beni şifalandırdı. Tema seçmek, masal seçmek, masalın bana ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışmak, onu kalbimden geçirip süzmek… Bunun çok derin bir çalışma olduğunu fark ettim. O zaman ilk kitabım, ‘Masal Terapi’yi yazmaya karar verdim. Amacım, okurlarıma yaşadığım şifalı deneyimi sunmaktı. Okur kendi masalını seçiyor ve o masalla çalışıp kendini dinliyor. Kitap yayınlandığında, yayınevi satılacağına hiç inanmadı. İlk defa yetişkinlere bir masal kitap basıyorlardı, ama çıkar çıkmaz çok satanların arasında yer aldı. Beş sene geçti ve hâlâ mutlaka her hafta bu çalışmadan faydalanmış bir okurdan mesaj alıyorum.

Masallar duygularımızın ebeleridir, hem kadim, hem de çağdaş metinlerdir. Masal Terapi’den sonra, ‘Masallarla Yola Çık’ kitabımı yazdım. Bu kitabım ise kırk masalla, kırk hafta sürecek bir kişisel yolculuk imkânı sunuyor okurlarına. 

En son geçen sene, kızımın ilk doğum günü hediyesi olarak, ilk defa çocuklara bir masal kitabı yazdım, ‘Önce Hayal’

Üç kitabı yayınlanmış biri olarak, kendimi biraz da yazar gibi hissetmem beklenilebilir ama ben kendimi masal anlatıcısı olarak görüyorum. Benim sanatım, sahnede, doğaçlayarak, eski masalları yeniden anlatmak. Onlara ruh üflemek, onları ruhuna sadık kalarak özgün ve farklı bir şeklinde anlatmak… 

Belki de o yüzden çocuklar için yazdığın masalı da sesli yayınladın. 

Kesinlikle, masallar nesilden nesle sözlü aktarılmalı bence...

Önümüzdeki dönem yayınlanacak kitapların da var mı?

Eylülde yetişkinler için yeni bir kitabım çıkacak. Bu defa 99 kısa bilgelik masalları olacak kitapta. Bu kitap başta kendime yazdığım bir kitaptır. Kızım doğduktan sonra, günlük bir masal ritüeline ihtiyacım olduğunu hissettim. Bu kitabı, yoğun bir günün ardından kalbine dönmek için kısa bir mola vermek isteyen herkes için yazdım. 

Masallar ülkelere göre mi oluşuyor? Bunda coğrafya mı etken? Mesela Yahudi masalları diye ayrı bir şey var mı?

Yahudi masalları ve masalcılar dünya çapında çok meşhur. Bence herkes kendi kültüründen masalları bilmeli. Çocukken babam bana Chelm masallarını anlatırdı. Masallar bizim kültürel kimliğimizin bir parçasıdır. Anadolu'da yaşayan herkes bence ‘Nardanye’ masalını bilmeli, çünkü o, bu toprağın Pamuk Prensesi. Neden bu toprağın çocukları sadece batıdan gelen masalları bilsinler ki, mutlaka ‘Ağlayan Nar Gülen Ayva’ ya da ‘Nar Kızı’ gibi kendi toprağımızdan çıkan masalları da bilmeliler.

Fakat aynı zamanda da, masalların hiç bir zaman tamamen tek bir kültüre ait olduğunu da söyleyemeyiz. Birçok Chelm masalı, Türkiye'de Nasrettin Hoca masalı olarak anlatılmakta. ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ dünyada dört yüz ayrı versiyonla hemen hemen bütün kültürlerde anlatılıyor. Benim de esas ilgimi çeken bu. Masalların versiyonları bir kültüre ait olabilir ama büyük masallar hep evrensel. Bence masallar kuşlar gibidir. Nerede uçarlarsa, oralıdır.

'Önce Hayal’ senin kurguladığın bir masal mı? 

‘Önce Hayal’ aslında geleneksel bir masal. Ben onu yeniden anlattım, içine bu ‘hayal kurma’ temasını ekledim. Çocukken babamın bana anlattığı masallardan biri. Ayrıca benim için özel bir masal, çünkü tıpkı kitaptaki başkarakter gibi benim dedem de terziydi ve onun da ismi Josef idi.

Müziği çok önemsediğini görüyoruz paylaşımlarında ve anlatımlarında. 

Sahnede masal anlatırken müzik çok önemli bir rol oynuyor. Müzik sözsüzlüğe izin veriyor çünkü hayal kurmak için zamana ihtiyacımız var. Masal anlatırken, kurgu sürekli ilerliyorsa dinleyici bütün  enerjisini hikâyeyi anlamaya harcar. Oysa biz dinleyicinin hikâyeyi sadece anlamasını değil, yaşamasını istiyoruz. Bunun için zamana ihtiyacımız oluyor. Olay dizilimini yavaşlatmak gerekiyor. Kitaplarda ise olay dizilimini yavaşlatmak için yazar yine tasvir veya diyalog kullanır. Ama sözlü sanatta, sessizliği veya sözsüzlüğü kullanabiliriz, mim, dans müzik gibi.

NTV Radyo’da altı senedir Gözde Berberoğlu bana müziği ile eşlik ediyor. Her hafta ona anlatacağım masalı yolluyorum, Gözde de masal için müzik besteleyip kaydediyor. Sahnede ise Tahir Ayne bana doğaçlama müzikleri ile eşlik ediyordu. Pandemi döneminde ise evde video yapar buldum kendimi ve ilk defa kendi kendime müzikle eşlik ettim, ukulele ve kalimba ile. Video masallarımı Şarkılı Masallar YouTube kanalıma yüklüyorum pandeminin başlangıçtan beri… 

Masal anlatımını videoda yapmaya karşıydım dedin bir konuşmamızda. Şimdi nasıl hissediyorsun?

Çocukların çok fazla ekran önünde vakit geçirdiklerini düşünüyorum ama galiba bu pandemi döneminde hepimizin ekran zamanı çok arttı. Kendim için de, kızım için de ekran kullanımının çok kötü olduğunu düşünüyordum, ama son zamanlarda ailemle ve dostlarımla Zoom yapıyoruz ve ekran sayesinde çok sıcak ve besleyici zamanlar geçiriyorum. Benim ekran karşıtı yaklaşımım ılımlandı biraz. Belki de o nedenle video yapmayı karar verdim.

Anne olmak mesleğine nasıl bir tecrübe kattı, hayatın masalında nasıl bir yerdesin?

Kızımın adı Mirabelle, 18 aylık… Birinci yaş doğum günü hediyesi olarak, ilk defa bir çocuk kitabı çıkardım. Ardından ‘Şarkılı Masallar’ adlı bir youTube hesabı açtım. Anne olmakla birlikte daha fazla çocuklarla çalışır oldum. Ama esas iş hayatımdan fazla, kişisel hayatım çok değişti. Mira'ya daha doğal bir ortam sunmak için, Burgazada'ya taşındık. Kadıköy’deki dairemizden, domates yetiştirdiğimiz bahçeli bir küçük eve geçtik ve yavaşladık. Hayatımızın merkezinde artık doğa ve oyun var. Sırf bu değişim bile her şeyi farklı kıldı. Galiba anne olmak benim üstüme yavaş bir büyü akıtıyor. Günbegün beni dönüştürüyor, beni pişiriyor. Merakla benden neler çıkacağını bekliyorum. Mira her gün değişiyor ve onunla birlikte ben de değiştiğimi hissediyorum. 

 

JUDITH LIBERMAN KİMDİR

Masal anlatıcısı sanat terapisti ve eğitmen. 1978’de Paris’te doğan Liberman, günlerin ateş başında masallar anlatılarak sona erdiği bir komünde büyüdü. Sorbonne Üniversitesi Dilbilimi Bölümünde master yapıp, Pomona Üniversitesinde tiyatro eğitimi ve Paris Konservatuarı Hikâye Anlatıcılığı Bölümünde eğitim aldı. Türkiye ve dünyanın pek çok yerindeki masal performansları seminerler ve konuşmaların yanı sıra, 10 yıldır yetiştirdiği yeni nesil Anadolu masalcılarıyla, Türkiye’de anlatıcılığın yeniden canlanmasının tetikleyicisi olarak görülüyor. ‘Masal Bu Ya’ isimli radyo programı 2014'ten beri haftalık olarak NTV Radyo’da yayınlanıyor. İstanbul’da her ay yeni bir tema ile masal geceleri yapıyor. ‘Masal Terapi’ ve ‘Masallarla Yola Çık’ ve ‘Önce Hayal’ kitaplarının da yazarı olan Liberman, dünyanın duyduğu masallar değişirse, dünyanın da değişebileceğine inanıyor.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR