İsrail’in son bir mucizeye ihtiyacı var

Yahudilerin Mısır’dan çıkışı mucize ile gerçekleşmişti. Holokost’tan sonra İsrail devletinin kurulması bir başka mucize olacaktı. Ancak döngünün tamamlanması için İsrail’in bir mucizeye daha ihtiyacı var.

İvo MOLİNAS Köşe Yazısı 0 yorum
27 Nisan 2016 Çarşamba

Tel Aviv, Ben Gurion Havaalanında biri yokuş aşağı, diğeri yokuş yukarı giden iki karşılıklı uzun ve geniş yaya yolunun yüksek duvarlarında çok anlamlı bir sergiye rastladım. İsrail’in kuruluşundan bugüne İsrail biliminin gerçekleştirdiği ve her biri devrim sayılabilecek, insanlığa müthiş katkıları olan teknolojik ve bilimsel buluşlar sergisiydi bu. Sadece 68 yıllık bir devletin inkâr edilemeyecek mucizesine tanıklık ettiren bir sergiydi.

***

Bugünlerde bir başka mucizeyi de andık, bilindiği üzere. Hamursuz Bayramı’nın dualı ve tarih açıklamalı yemeğinde Hz. Musa önderliğinde Mısır’dan kaçan Yahudilerin hikâyesini bir kez daha andık.

Gerçek bir ‘çıkış’ hikâyesindeki en önemli nokta Firavun ve ordusundan kaçış esnasında gerçekleşen mucizeye yapılan atıf olmalı. Yahudiler Kızıldeniz’in karşı tarafına geçmek üzere denizin kenarına geldiklerinde büyük bir mucize gerçekleşir, sular iki karşıt yana çekilir ve Yahudiler karşı sahile yürüyerek geçerler. Mucizenin devamı ise bir başka mucizeyle oluşur. Yahudileri yakalamak için aynı şekilde yürümeye başlayan Mısır Ordusu, suların aniden denizin yatağını tekrar doldurması nedeniyle dalgaların derinliklerinde kaybolur gider. Yahudiler karşı kıyıya vardıklarında artık özgürdürler zira tehlike bertaraf olmuştur çifte mucize sayesinde…

Yahudiler, Mısır çıkışından, MS ikinci yüzyıla kadar kâh kendi devletleri, kâh başka imparatorlukların altında hayatlarını bugün Kudüs ve Batı Şeria denilen bölgede sürdürecek, MS 132 yılında Bar Kohba isyanlarının bastırılması neticesinde iki bin yıl sürecek sürgün dönemine gireceklerdi. Diaspora’da geçirilen bu büyük zaman dilimi bir başka mucizeyle noktalanacak, iki bin yıllık sürgün, mağduriyet, ayırımcılık, kovulma, katliam ve Holokost sonrasında, ABD ile Yahudileri pek sevmeyen Stalin’in Sovyetler Birliği’nin onaylarıyla yeni devletlerini kuracaklardı.

Sonrasında üçüncü mucize gerçekleşecekti. Dünyanın her bir yanından çoğu toprağı çöl olan bir coğrafyaya onlarca farklı kültürden Yahudiler yerleşecek, eğitim, teknoloji ve bilime verdikleri büyük önem sayesinde çöller ormanlara dönüşecek; İsrail Devleti, tarımda, teknolojide, tıpta ve bilimin her alanında insanlığa damga vuracak buluşlara imza atacaktı, kısa bir zaman içinde.

Tüm dünyada tarımsal sulamaya damgasını vuran, ‘damla sulama teknolojisi’nin yaratılmasından, felçli insanları yürütmeyi sağlayan teknolojik mekanizma buluşuna; yüz milyonlarca insanın elinde, cebinde dolaşan flash disc’lerden, kanser tedavisinde milyonların umudu haline gelen kanserli hücrelere doğrudan saldıran ilaç devrimine kadar gerçek bir mucizedir söz konusu olan.

İsrail’de araştırma geliştirmeye ayrılan bütçe milli hasılanın yüzde 4,2’si olurken bu alanda dünyada Güney Kore ile birincilik savaşı vermekte.

Araştırmaya bu denli önem veren bir devletin ‘mucizelere’ sahip olması kadar doğal ne olabilir ki?

Lakin İsrail’in artık son bir mucizeye ihtiyacı var. Dünya çapında hak etmediği bir şekilde saygınlığına zarar veren, kurulduğundan beri süregelen çatışma ve savaş durumunun sona ermesine ihtiyacı var.

Barışa ulaşılamamasını sadece İsrail’e havale etmek ve onu hala denize dökmeyi hayal eden kimi Filistinli grupları görmezden gelmek  yeni antisemitizmin bir başka türevi olsa gerek. Ancak, iki bin yıllık bir aradan sonra kısa sürede büyük başarılara imza atan, tarihte pek eşi görülmemiş bir yeniden doğuşa tanık olan İsrail Devleti, hem kendi geleceği, hem halkı için hem de bölgenin sağlıklı bir yaşam iklimine dönüşmesi için mutlaka ve mutlaka artık barışın peşinden gitmeli.

Bugünkü durum uzun vadede sürdürülebilir olamayacaktır. Statükonun değişmesini istemeyen İsrailli siyasetçiler büyük bir yanlışın içinde durmakta.

Dünyayı değiştirecek buluşlara imza atan bir devlet, barışın öyle veya böyle gerçekleşmesi için de kafa yormalıdır, bıkmadan usanmadan.

Mısır çıkışından itibaren başlayan mucizeler barış mucizesi ile döngüsünü tamamlamalıdır.

İşte o zaman Yahudi Devleti, kendisine verildiğine inandığı kutsal görevi tam olarak yerine getirmiş olacak.

 

 

1 Yorum