Emanuel Karasu -1

1863’te Selanik’te doğan Emanuel Karasu gerek kökeni itibariyle gerekse faaliyetleri ile oldukça farklı bir şahsiyetti. Hem hukukçu hem siyasetçiydi. Ancak onu meşhur eden faaliyeti, II. Abdülhamit’in hal’ tebliğini yapan heyette yer almasıydı. İki bölümlük yazı dizimizin ilk bölümünde Karasu’nun ailesi, yaşantısı, hakkında açılan davaları anlatıyoruz.

Perspektif
27 Nisan 2016 Çarşamba

Zeynep Uçak

 

Emanuel Karasu, gerek kökeni itibariyle gerekse faaliyetleri ile oldukça farklı bir şahsiyetti. Hem hukukçu hem siyasetçiydi. Ancak onu meşhur eden faaliyeti, II. Abdülhamit’in hal’ tebliğini yapan heyette yer almasıydı. Hâlbuki Karasu, uzun yıllar İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden (İTC) milletvekilliği yapmış zeki bir avukattı. Önce Jön-Türklerle bir arada bulunmuş, daha sonrasında İTC ile çalışmıştı. Meclis-i Mebusan’da çeşitli konularda fikrini açıkça söylemekten çekinmemişti. Önceleri pek de iyi olmayan maddi durumu, milletvekilliği ve iaşe müfettişliği yaptığı zamanlarda iyileşmişti. Bunun üzerine Karasu eleştirilere maruz kalmış ve zor günler geçirmişti. İTC iktidarının sonunda tutuklanmış, yüklü bir kefaletle serbest kalmıştı. Şahsî servetini kurtarabilmek için epey uğraşmıştı. Doğum yeri olan Selanik’ten başlayarak hayat serüveni onu İstanbul’a, oradan İtalya’ya ve sonunda ebedi istirahatgâhı olan İstanbul’a tekrar getirmişti. Osmanlı’nın Yahudi bir vatandaşı olması hasebiyle belli kesimlerin dikkatini çekmiş ve sözleri ve eylemleri üzerinde çeşitli yorumlarda bulunulmuştu. Özellikle İslamcı görüşteki yazarlar Karasu’yu ve faaliyetlerini, kendi ideolojilerince olumsuz bir şekilde algılayıp yorumladılar. Fakat bu yorumlar, yaşadığı dönemin etkin isimlerinden olan ve çok yönlü kişiliğiyle dikkat çeken Karasu’yu ve faaliyetlerini doğru değerlendirmekten oldukça uzak kaldı.

Karasu’nun  ailesi, mesleği ve davaları

1863’te Selanik’te doğan Emanuel Karasu1, Türk siyasetçisi ve Selânik Üniversitesi’nde de kriminoloji (suç ve suçluyu inceleyen bilim) dersleri vermiş2, 1908 ve 1912 meclislerinde Selânik, 1914 meclisinde ise, İstanbul milletvekili olmak üzere, on sene milletvekilliği yapmış Selânikli bir avukattı3.

Roni Margulies, Karasu’nun I. Dünya Savaşı yıllarında iâşe müfettişliği yaptığını belirtmiştir4. Bu bağlamda Edhem Eldem, Karasu’nun meslekleri hakkındaki bilgilerin, Karasu’nun 1921 ve 1926 tarihli pasaportlarına dayandığını belirtmiştir. Eldem’e göre, bu iki pasaportun ön sayfalarında iki önemli fark vardır: Eldem, Karasu’nun 1921’deki pasaportunda, ‘negoziante’ (tâcir) olarak gözüktüğünü, 1926 tarihli pasaportunda ise, Karasu’nun, asıl mesleği olan avukatlığa döndüğünün anlaşıldığını dile getirmiştir5.

Emanuel Karasu’nun ailesinin 1492‘de İspanya’dan sürülmüş ve Sultan II. Bayezid’in (1481-1512) izniyle Selânik’e yerleşmiş Sefarad Yahudilerinden olduğu belirtilmektedir6.

Karasu’nun anne ve babası hakkında ayrıntılı bir bilgi yoktur. Hâriciye Nezâreti Evrâk Müdüriyeti Sefâret-i Ecnebiyye (Dışişleri Bakanlığı Yabancılar Evrâk Müdürlüğü Elçiliği) tarafından, 22 Temmuz 1920’de, yazılan bir takrîrde Emanuel Karasu’nun babasının adı İsrail olarak geçmiştir7. Edhem Eldem, Karasu’nun 1926 pasaportunda, annesinin adının, Sunbula Assack diye geçtiğini belirtmiştir.8

Karasu’nun ailesinin diğer fertlerine gelince, Roni Margulies’un 1995’teki tespitine göre, Karasu’nun Türkiye’de sadece üç akrabası vardır. Bu kişiler, kızı Frida’nın bir kız çocuğu ile kız kardeşi Benuta’nın iki torunundan ibarettir9.

BOA’daki (Başbakanlık Osmanlı Arşivi) belgelere göre, Karasu’nun evli ve çocuklarının olduğu anlaşılmaktadır.

Emanuel Karasu’nun eşi Bella Karasu hakkındaki bilgiler; Emanuel Karasu, 2 Teşrîn-i Evvel 1334 (2 Ekim 1918) tarihinde verdiği dilekçenin Selânik vilâyetinin 22 Nisan 1325’deki (7 Mayıs 1909’daki) 24 numaralı tahrîrat melfûfunda (resmî ekinde) gerek kendisinin, gerekse eşi Bella’nın, Selânik’in Karahacıoğlu Mahallesi’ne âit 101 numaralı evde oturduğu yazılıdır. Aynı belgede, Karasu’nun eşi Bella’nın Selânik doğumlu olup, babasının adının Matatya Efendi olduğu belirtilmiştir10. Bella Karasu, Teşrin-i Evvel 1337/ 5 Ekim 1921’de Karasu’nun zevcesi Bella’nın terk-i tâbiiyyet istid‘âsına dâir tâbiiyyet müzekkeresinden anlaşılacağı üzere Osmanlı vatandaşlığını terk ederek İtalya vatandaşı olmuştur11.

Karasu’nun erkek çocukları hakkındaki bilgiler; Hâriciye Nezareti Evrâk Müdüriyeti Sefâret-i Ecnebiyye tarafından, 22 Temmuz 1920’de, yazılan bir takrîrde Emanuel Karasu’nun İsrail, İsak ve David adlı üç oğlu olduğu belirtilmiştir12.

Edhem Eldem’in Karasu’nun ailesinden edindiği bilgilere göre, Karasu’nun altı çocuğu vardır. Karasu’nun iki pasaportunda da birbiriyle örtüşmeyen bilgilerin olduğunu belirten Eldem, 1926 tarihli pasaportta13 Karasu’nun Ester ve Moisé adlı iki evladının olduğunun anlaşıldığını dile getirmiştir. Eldem, aynı pasaporttafotoğrafı da bulunan Karasu’nun Ester Carasso adlı kızının, 1909 İstanbul doğumlu olup 17 yaşında olduğunu oğlu Moisé Carasso’nun ise, 1914 İstanbul doğumlu olup 12 yaşında olduğunu yazmıştır14.

Edhem Eldem’e göre, Karasu’nun 1921 tarihli pasaportunda, Nelly isminde bir kızı daha görünmektedir. Eldem, ailenin de Karasu’nun Nelly adında bir kızı olduğunu teyid ettiğini belirtmiştir. Eldem aynı makalede, Karasu’nun oğluyla ilgili verdiği bilgide, onun 1921 tarihli pasaportunda, Moisé adının geçmediğini belirtmiştir. Eldem’in bunların dışında edindiği bilgilerde Karasu’nun üç kızı ve üç oğlu vardır; kızlarının adları, Frida, İda ve Nelly’dir.

Karasu’nun oğullarının isimlerinin, David, Albert, Matteo olarak anlaşıldığını belirten Eldem’e göre, Karasu’nun iki pasaportundaki farklı bilgiler beraberinde şu soruyu akla getirmektedir: 1921 yılındaki pasaportta adı geçmeyen Moisé ismi David isminin üzerine mi yazılmıştır? Eldem, belki de Karasu’nun çocuklarının ikişer isme sahip olduğunu belirterek bu bilgiden hareketle, muhtemelen şu cevaba ulaşılacağına değinmiştir: Moisé’nin aslında David Moisé ve Ester’in de, İda, Frida veya Nelly’nin ya asıl ya da göbek isimleri olarak düşünebileceğidir15.

Netice itibariyle bu bilgilere dayanarak şimdilik kesin bir şey söyleyebilecek durumda değiliz.

Emanuel Karasu, Osmanlı vatandaşı olarak bilinmektedir. Babıâli Hukuk Müşâvirliği yazısında, Karasu’nun, 2 Teşrîn-i Evvel 1324’te (15 Ekim 1908’te), Osmanlı ülkesinde doğduğunu belirttiğini yazmıştır16.

Babıâli Hukuk Müşâvirliği yazısına göre, Karasu’nun dedesi David Karaso, kendisini, İspanya vatandaşı olarak kaydettirmiştir. Karasu, nüfus kayıtlarında, Osmanlı ülkesinde doğmasına rağmen, ailesinin İspanya vatandaşı olmasından dolayı, yanlışlıkla İspanyol uyruklu yazıldığını belirtmiştir. Karasu, hiçbir vakit yabancı uyruk iddiasında bulunmadığını17, vatandaşlıktan çıkmak gerekirse, o zaman yapılanlara uyacağını belirtmiştir18.

1908 sonbaharında, (6 Teşrîn-i Sâni 1324 /19 Kasım 1908) meclis seçimlerinden hemen önce, kuşkusuz milletvekili seçilebilmeyi mümkün kılmak amacıyla, Karasu İspanyol vatandaşlığını terk edip, Osmanlı vatandaşlığına geçmiştir19.

Emanuel Karasu’nun vatandaşlık hikâyesi burada bitmemiştir. Karasu, yukarıda da belirtildiği üzere, hiçbir surette Osmanlı vatandaşlığına itiraz etmeyeceğini beyân etmesine rağmen, aleyhine açılmış bir takım davalardan kurtulmak için, İtalya Fevkâlâde Komiserliğinin isteği üzerine, 20 Temmuz 1921 (20 Temmuz 1337) tarihinde Meclis-i Vükelâ kararıyla resmen İtalya vatandaşlığına geçmiştir20.

Doğal olarak burada insanın aklına Karasu, “Hangi davalardan kurtulmak istemiştir?” sorusu gelmektedir.

Karasu’nun yargılandığı davalar, İtalya Yüksek Komiserliği’nin 24 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı Hâriciye Nezareti’ne yazdığı dilekçeden anlaşılmaktadır. Söz konusu dilekçede, Karasu’nun yargılandığı davalar şöyle sıralanmıştır:

– Osmanlı Ticaret Mahkemesi nezdinde, Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası’nın açtığı dava.

– Maliye Nezareti tarafından Osmanlı Ticaret Mahkemesi 2. Dairesi nezdinde açılan dava.

– Beyoğlu (Pera) Mahkemesi Sivil Dairesi nezdindeki, Deutsche Orient Bank tarafından açılan bir dava.

– İstanbul İstinaf Mahkemesi’nin Sivil Dairesi nezdindeki, Deutsche Orient Bank tarafından açılan bir dava.

– İstanbul İstinaf Mahkemesi’nin Ticaret Dairesi nezdindeki, Société des Quais, Docks et Entrepôts de Constantinople (Konstantiniye Liman Şirketi) tarafından açılmış bir dava.

– İstanbul İstinaf Mahkemesi’nin Ticaret Dairesi nezdindeki, Hikmet Paşa’nın açtığı bir dava.21

Dilekçede, yukarıda belirtilen davaların güncelleştirilerek Karasu’nun, İtalya vatandaşı sıfatıyla, konsolosluk desteğinden istifade edebileceği düzeye getirilmesini talep ettiği bildirilmiştir.

Dilekçenin devamında ise İtalyan Yüksek Komiserliği, Osmanlı Adliye Nezareti’ne gerekli talimatları vererek; Karasu hakkında açılmış davaların, Osmanlı mahkemelerinin, Osmanlı vatandaşı ve yabancı vatandaşlar arasında yüzeye çıkan farklılıkları yargılamayı tekrar ele almaya başlayana dek askıya alınmasını talep etmiştir.22

14 Temmuz 1921’de (14 Temmuz 1337’de), Hâriciye Nazırı Ahmet İzzet tarafından Hâriciye Nezareti Umûr-ı Siyasiye Müdüriyeti Umumiyesine verilen bir dilekçeye göre Karasu’nun tâbiyetinin Osmanlı olduğunda şüphe yoksa da İtalya’nın İstanbul fevkâlade komiseri Marki Camille Garoni’nin, bir seneyi aşkın süredir Karasu’nun İtalya vatandaşı sayılması konusunda teşebbüslerde bulunduğu belirtilmiştir.23

Hakkında açılan davalardan birine göre Karasu, zor durumdadır. 9 Ocak 1922’de İtalya Yüksek Komiserliği tarafından yazılan ve Karasu’nun İtalya vatandaşı olduğunun belirtildiği bir yazıda, İstanbul Ceza Mahkemesi’nin onun tüm varidatına sınırlama getirdiği belirtilmiştir. Bu yazının devamında bunun hatalı bir davranış olduğu vurgulanarak kararın Karasu’ya uygulanamayacağı ifade edilerek, Karasu’nun gelirleri üzerindeki bu tedbirlerin kaldırılması da talep edilmiştir.24

İtalya Yüksek Komiserliği tarafından, 24 Ağustos 1921’de, İmparatorluk Hâriciye Vekâleti’ne yazılan bir başka dilekçede, Karasu’nun İtalya vatandaşı olduğu belirtilerek hakkında açılan davaları, bizzat kendilerinin takip ettiği ifade edilmiştir25.

Devam edecek…

1 Edhem Eldem, “Emanuel Karasu Biyografisine Bir Devam” , Toplumsal Tarih 4 / 23 (1995), s. 43.

2  Jo. N. , “Carasso, Emanuel”, EJd, V, 158.

3 BOA. HR. SYS. 2695 (66343).

4 Margulies, “Emanuel Karasu”, YYOA, II. , Yapı Kredi Yay., İstanbul 1999, s. 14.

5 Eldem, “Emanuel Karasu Biyografisine Bir Devam”, s. 43.

6 A. Şerif Aksoy, İttihat ve Terakki Cemiyeti Tarihi, Nokta Kitap, İstanbul 2008, s. 274.

7 BOA. HR. SYS. 2695 (66330); bkz.  EK-4; BOA. HR. HMŞ. İŞO 139 / 9. (66292).

8 Eldem, “Emanuel Karasu Biyografisine Bir Devam”, s. 43.

9 Margulies, E. Karasu Biyografisine Bir Başlangıç”, s. 29; Bahsi geçen bu akrabalar; Selim Gatenyo, İvet Zakuto (Salman) ve Moris Gabbay’dır.11 Haziran 2015 tarihinde Moris Gabbay’la yaptığım görüşmede edindiğim bilgiler şunlardır: Karasu, Moris Gabbay’ın, eşinin büyükannesinin ağabeyidir. Moris Bey’in, bizzat kendi kayınvalidesinden öğrendiğine göre; Karasu’nun üç kızı ve bir oğlu vardır. Karasu’nun kızları, Moris Gabbay’ın kayınvalidesinin kuzenleridir. Selânik’in işgalinden sonra Karasu’nun akrabalarının I. Dünya Savaşı’nda Napoli’ye geldiklerini belirtmiştir. Karasu’nun oğlu David’in, Fidel Castro’nun iktidarına dek Küba’da olduğunu, Castro iktidara geldiğinde (Castro 1 Ocak 1959 darbesiyle iktidara gelmiştir.) ise, Amerika’ya kaçtığını dile getirmiştir. Karasu ve ailesinin Büyükada’da John Paşa diye bilinen bir köşkte yaşadığını anlatan Gabbay, ailesinin Karasu’ya “Paşa” diye hitap ettiğini söylemiştir. İTC önderleri ve Cavid Bey tevkif edildiğinde, ailenin “Paşa’yı almaya geliyorlar” diye korktuklarını dile getirmiştir.

Moris Gabbay’ın Karasu’nun ailesinden edindiği bilgilere göre;  Karasu, Atatürk’le karşılaşmış ve  Atatürk, Karasu’ya; “Hâlâ burada mısın?” demiştir. Bunun üzerine, her gün dışarı çıkan Karasu’nun, evinden çıkmadığını belirtmiştir.

10 BOA. HR. HMŞ. İŞO 139 / 9.

11 BOA. HR. HMŞ. İŞO. 139 / 9 (66694); bkz.  EK-7.

12 BOA. HR. SYS. 2695 (66330).

13 Edhem Eldem 1926 tarihli pasaportu sahaflarda tesadüfen bulmuştur. Ne var ki, bu pasaportun dışında herhangi bir belgeye rastlayamadığını dile getirmiştir. (bkz. Eldem, s. 45) bkz. EK-1.

14 Eldem, “Emanuel Karasu Biyografisine Bir Devam”, s. 43.

15 Eldem, “Emanuel Karasu Biyografisine Bir Devam”, s. 43.

16 BOA. HR. HMŞ. İŞO. 139 / 9.

17 BOA. HR. SYS. 2695 (66327-66328); bkz. EK-6, EK-7.

18 BOA. HR. HMŞ. İŞO. 139 / 9.

19 BOA. HR. HMŞ. İŞO. 139 / 9; bkz.  EK-9.

20 BOA. MV-221-227; bkz.  EK-10.

21 BOA. HR. SYS. 2695

22 BOA. HR. SYS. 2695

23 BOA, BEO, 4180/313458_2

24 BOA, HR. SYS. 2695 (66375-66376)

25 BOA, HR. SYS. 2695 (66333).

 

Jön-Türkler-Jeune-Turks-Genç-Türkler  İttihat ve Terakk