Politik doğruculuk

Bugün ‘politik doğruculuk’tan bahsedelim. Yani kafamızdan geçen ayrımcı bir düşünceyi makyajlayıp, ölçüp tatlılıkla söyleme sanatından. ABD’de bu sanat kendisini epey geliştirmiş durumda. Siyahilere negro, daha sonraları black, daha sonraları da African American denmesi politik doğruculuk kavramının geçirdiği evrimin sadece bir örneği. İngilizce asıl terim: Political correctness… Ama Türkçeye çevirince ucube bir terim olmuş. Politik kelimesi, sivri laf etmeyip, etliye sütlüye dokunmayan kişiler için kullanılan yanardöner manasında düşünülürse, daha anlamlı oluyor…

‘Farklı olanları’ incitmemek için yapılan bu uygulamaların, özünde kısıtlayıcı ve ayrımcılığı daha da ayyuka çıkarıcı olduğunu düşünenler var, benim gibi… Yani, kelimeler konusunda politik doğruculuk yapan fakat kafa yapılarını değiştirmeyen toplumlar kelimelerin ardına gizlenir hale geliyor. Fikirler sadece saklanıyor, yok olmuyor. Gerçek duruşlar gizleniyor.

Politik doğruculuğun neden gerektiği ile ilgili bir savım var. Aydın ve liberal toplumlarda bile bir millet yaratma, ortak kimlik oluşturma çabası var. Ve bu ‘siz değerlisiniz’ ile başlayan bir süreç. Daha sonraları değerli olduğuna inanan millet, biraz da üstün olduğuna inandırılıyor. Bu üstünlük hissi, aslında ‘ben çok hoş görülüyüm’, ve ‘ben cömertçe diğerlerine de sahip çıkabilirim’ gibi bir kibri de beraberinde getiriyor.

Politik doğruculuk burada devreye giriyor. Sözüm ona korunan ve sahip çıkılan toplulukların - zenci, gey, Meksikalı, obez , sakat- kendi normallerinin dışında kaldığına hükmedip, toplumda sözde pozitif bir bilinçlenme yaratarak, farklılıkların kötü olduğunu sürekli gündemde tutan bir sansür başlıyor. Bu sansür, insanların dillerini müsamahasız kurallarla ve esnemez hükümlerle kısıtlamaya ve kontrol etmeye çalışıyor.

Çünkü ifadelerin doğrucu olmaması durumunda ayrık grupları hedefleyen ırkçı olaylar baş göstereceği iddia ediliyor. Yani var olan ‘güzel ‘düzenin bozulması ihtimalini düşünerek politik doğruluk ısrarla destekleniyor.

Kısacası, bir kelimeyi bir başka kelime ile değiştiriyorsunuz. Ve bu kelimenin kullanılmasında diretiyorsunuz. Dil totalitarizmi kurarak sizin uygun görmediğiniz terminolojiyi kullananlara faşist diyorsunuz. Bunların hepsi eşit olmadığımızın sürekli gündemde tutulmasını sağlayan makyajlama hareketleri… Ben bir insanı tarif ederken ne dersem diyeyim eşit olduğumuzu düşünseydim, bu tür nezaket kıvırtmalarına dalmazdım.

Sosyal sorunların üzerini sofistike görünümlü konuşmalarla örtmek, o sorunları yok etmez ve hatta büyütür. Ayrımcılıkla mücadelenin yolunun politik doğruculuk olduğunu sanmıyorum. İnsanları susturmanın ya da konuşmalarını değiştirmenin problemleri çözmede en iyi yöntem olduğundan şüpheliyim.

Bu fikirlerim lütfen Trump’ın ‘artık bıktım political correctness’tan’ diyerek, kendi faşist sağcı söylemlerini doludizgin söylediği zorbalıkla bir tutulmasın. Zorbalığa giren söylemler, örneğin ‘bütün Meksikalılar uyuşturucu tüccarıdır ve tecavüzcüdür’ gibi infial yaratan genellemeler, tam da kafa yapısındaki hastalığa işaret ediyor.

Benim asıl istediğim, karşımızdakini bizden farklı görme endişemizi bir kenara bırakabilmek. Kısıtlamalar konuyu gündemde tutmanın en kolay yoludur…

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın