Adanın mimozaları

Dalında görmeyi sevdiğim çiçeklerden biridir mimoza.

On beş günden beri Nişantaşı’ndaki seyyar çiçekçiler öbek öbek mimoza satıyorlar. Alıp vazoya koymaya kıyamam. İki günlük ömürleri vardır suda. Sarı ponponları hemen büzülür nokta halini alır.

Baharın uyanışını üç çiçek simgeler benim için: Adalarda mimozalar, Boğaz sırtlarında manolyalar ve Maçka yolunda İzmir Palas’ın bahçe duvarındaki erguvanlar.

↔↔↔

Yıllar önce, ‘Adalı gazeteciler’ diye bir grup oluşturuldu. Yaz mevsimi boyunca ayda bir toplanılır. Yemek yenir, sohbet edilir, dolunayda Aya Yorgi’ye çıkılırdı. Zaman içerisinde kopmalar yaşandı. Gidenlerin yerine farklı meslek gruplarından insanlar geldi. Gene grubun adı, ‘gazeteciler’ olarak kaldı.

Geçtiğimiz pazar günü eşimle birlikte gazeteciler grubuyla kahvaltı etmek üzere Büyükada’ya gittik. Kürşat Başar’ın bir kitabında yazdığı üzere, “Dedikodu akşam saatlerinin keyfidir.” Biz de dedikodu yapmadık ama bol miktarda fikir değiş tokuşu gerçekleştirdik. Farklı sesler duymak insanın ufkunu açıyor. Görüşler her zaman size uymasa, renkler pembe olmasa da, sorularınız kısmen de olsa yanıt buluyor.

↔↔↔

Kahvaltı bitiminde mutat yürüyüşümüzü yaptık. Bahçelerde çok az kırpılmamış mimoza ağacına rastladık. Mimozaları daha ziyade, sahil boyunca yer alan lokanta masalarının üstündeki vazolarda ve faytoncuların araba direklerinde gördük.

Geri kalan mimozalar da yerde bağdaş kurup demetini on liradan satanların önündeydi. Keşke çiçekleri daha çok dallarında görebilseydik.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın