Bayram uçakları

Bayramların artık geleneksel aile buluşmaları yerine tatille özdeşleştiği, hatta ‘bayram tatili’ diye bir kavramın oluştuğu son yıllarda, hele de bayram 3 günden fazla ise ve tüm hafta tatil yapma olanağı varsa, çalışan insanlar bayram tatilini dört gözle bekler. ‘Köprü’ yapılan bayram tatillerinin en büyük sorunlarından biri ise uygun fiyata uçak bulabilmek ve geç karar verirseniz uçaklarda yer bulabilmektir. O yüzden eğer işiniz müsaitse birkaç gün önce gidip bayramın ortasında dönmek, ya da tam tersini yapmak en akıllıcasıdır. 

↔↔↔

Bindiğim uçaklarda, hiç uçak korkum olmamasına rağmen bir türlü uyuya kalamadığımdan, bütün uçak uyurken uçuş 12 saatlik bile olsa bir co-pilot kadar uyanık kalacağımı bildiğimden her zaman yanımda bir kitap ve bir iki dergi getirmeyi severim. Son bindiğim uçakta gidiş yolunda yine uyuyamayacağımı tahmin ettiğimden, uzun zamandır gösterisini seyretmek isteyip bir türlü -en arka balkonun en arka sırası hariç- bilet bulamadığım, stand up gösteriyle ünlü Kaan Sekban’ın ‘Tebrikler Kovuldunuz’ adlı kitabını okudum. Biraz keyifsiz bindiğim bir uçakta, kitaba başlar başlamaz yüzüme bir gülümseme oturdu. Eğer kurumsal bir firmada kısa bir süre de çalıştıysanız, yıllarınızı da verdiyseniz Sekban’ın ‘beyaz yakalıların çilesini’ anlatarak başladığı kitabını okurken gülmemeniz mümkün değil. Kitabın ilk bölümleri beni üniversite sonrasındaki ilk işlerime, yirmi küsur sene öncesine götürdü. Sözde eğitmesi gereken gençlere, çok da öğretmemeye çalışan müdürleri, hastayken zorla işe getirtenleri, ailenizle bayram tatilindeyken bir gün fazla kalabilmeniz için yalvartanları… Şimdi gülerek okusam da, kurumsal şirketlerin çoğunda dinamiklerin senelerdir çok da değişmediğini gördüm.   Sekban’ın kitabı sadece beyaz yakalıların çilesi kıvamında değil, aslında hayallerinin peşinde koşup pes etmemesi ile ilgili. Bankadaki işini yıllar sonra bırakıp, otuzlu yaşlarda sıfırdan başlayıp tamamen farklı bir sektörde, sevdiği mesleğin peşinden gitmesi ile, yani cesaret ile ilgili. Cesaretinden dolayı kutlarım, umarım yakın bir zamanda şovunu da seyretme fırsatı bulurum. 

↔↔↔

Bayramdan dönüş uçağında ise tüm hayatımda ikinci defa uyumaya kararlı, planlı bir şekilde uçağa bindim. Yaklaşık on saat sürecek uçuşumda uçağa biner binmez bir uyku ilacı aldım ve yemek bile yemek istemediğimi söyledim. Uykuya daldıktan yaklaşık bir saat sonra “Uçakta doktor var mı?” anonsuyla anında zıplayıp, bir daha da Türkiye’ye kadar uyuyamadım. Bir sıra arkamda oturan bir doktor, iki sıra arkada fenalaşan, tansiyonu tehlikeli derecede düşen yaşlı kadını iyileştirdi ama benim gözüme bir daha hiç uyku girmedi. Uçak indikten sonra ise, o uykusuzlukla sağlıklı yaşam için gereken 10 bin adımın 6.500’ünü sadece İstanbul Yeni Havalimanında atarak taksilere ulaştım. Uçaktan bagaj alıma yürümek yarım saat, havalimanından eve varmak ise 25 dakika sürdü. Bu da ilk yeni havalimanı maceram oldu.  İnancınız, dininiz, geleneğiniz ne olursa olsun, tüm bayramları sevdikleriniz ile geçirmeniz dileğiyle…

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın