16 Mayıs 2021 Pazar 06:28
Zen Poliklinik 1 nolu alan
Zen Poliklinik 1 nolu alan

‘YAD’- İyilik senin elinde

Yedi ay kadar önce, Türk Yahudi Toplumunun sosyal yardım oluşumlarını bir şemsiye altında bir araya getirmeyi amaçlayan yeni bir yapının çalışmalarına başlandı.

Miryam ŞULAM Toplum 2571 görüntüleme
22 Nisan 2020 Çarşamba

. Bu yapının adı ‘YAD’... İbranicede sözcük anlamı ‘El’ olan bu kuruluşun amacı, yardıma ihtiyaç duyan toplum bireylerine ulaşabilmek ve gereken yardımı sağlamak. Bunun da ötesinde, toplumumuzda yardımseverlerin, bu organizasyonun çalışma şeklini gördüklerinde, “Maddi, manevi enerjimi vermek istediğim yer burasıdır” demelerini sağlamak. 1917’den beri var olan ve benzer bir misyonla değerli işlere imza atan ‘Matan Baseter’, YAD organizasyonunun maddi yardım ile ilgili işlerini yürüten parçası olmaya devam ediyor.

Bu önemli yeni yapı hakkında bilgi edinmek ve sizlerle paylaşmak için, yapının kurucularından, daha önce de toplumumuzun pek çok farklı kurumunda gönüllü görevleri üstlenmiş Gina Alkaş ve bir buçuk yıldır onunla birlikte çalışan Dan Weinstein ile bir araya geldik.

 

 

 

Öncelikle sizleri tanıyabilir miyiz?

Gina Alkaş (GA):Cemaat işlerine girişim çok eski sayılmaz. Daha önceleri de küçük küçük işler yaptım ama bu denli yoğun iş yapmaya başlayalı üç sene oldu. Toplumumuzun farklı kurumlarında; örneğin okulun açılışında, Hahambaşılık Yönetim Kurulunda, Fakirleri Koruma Derneğinde de çalıştım. Bugün, bu kadar kapsamlı bir işi yapmaya beni iten şey, tüm yardım kurumlarımızı bir çatı altında toplayabilmenin doğruluğuna inancımdır.

Dan Weinstein (DW):Uzun yıllardır Aşkenaz toplumunda görev almış olmama rağmen yardım faaliyetleri ile ilgili bilgim çok azdı. Bir buçuk yıl kadar önce, Gina bana, “Gel, bizimle çalış,” diyene kadar buz dağının ucunu bile görememiş olduğumu ve ihtiyacın ne kadar büyük olduğunu anladım.

 

Yıllardır, toplumumuzun öne çıkan etkinliklerinde görev alıyorsunuz. Sizce toplumsal dayanışmanın önemli unsurları neler? Bu görevleri yerine getirirken, sizi en çok harekete geçiren hangileridir?

GA: Beni en çok motive eden şey, elimi uzattığım, dokunduğum herkesten aldığım geri dönüşler. Onların mutlu oluşları, sanırım beni en çok mutlu eden şey. Bazı durumlarda, yardım alan kişinin annesi, kardeşi ve kızı gibi hissetmemi sağlıyor bu iş. Bunun için özel bir eğitim almaya gerek olmadığını düşünüyorum. Geniş bir yelpazeden önüme bakarken, kalbimle beynim arasındaki bağlantının sağlam olması çok önemli.

DW: Toplumsal dayanışmanın ilk şartı kişilerin farkındalığı… Toplumumuzun toplam nüfusunun neredeyse yüzde 5’ini oluşturan 650’yi aşkın ihtiyaçlı insanımızın, 315 ailemizin yardım beklediğini anlatmak gerekiyor. 

 

Toplumumuza ait kurumlar, nüfus ve ekonomik şartlara göre yakın zamanda yeniden düzenlendi. Bize bugünkü yapılandırmadan söz edebilir misiniz?

GA: Bu, tam da bu görevi alma sebebim, çünkü yardıma ihtiyaç duyan birinin birkaç kapıya gitmesinin ya da dertlerini birden fazla kişiyle konuşmak zorunda kalmasının uygun olmadığını düşünüyorum. Kurumlarımızın bir elden yönetilmesi ve diğer tüm kurumlarla da bağlantıda olup, kişileri uygun kuruma yönlendirmesinin çok doğru olduğu görüşündeyim. Burslarının dağıtımı ile üniversite çocuklarımıza yaptığımız katkıyı bir araya getirebildik. Bir evin içinde büyükanneden toruna kadar, pek çok ihtiyaçlı var. Sağlık sorunu, yalnızlık, nakit ihtiyacı, yemek, çocuk okutma, hatta bazen gözlük alma ihtiyacı ya da biriyle kahve içip dertleşme ihtiyacı bile olabilir. İşte bütün bunları bir araya getirmek için çalışıyoruz. Bu organizasyonun adına ‘YAD’ dedik. ‘El’ anlamında, çünkü biz dokunmaya inanıyoruz. İnsana yardımın sadece parayla kısıtlı olmadığını da biliyoruz. Geri dönüşleri de, sırf yaptığımız işleri anlatmak için paylaşıyoruz; bunun reklamını yapmıyoruz. Tanıtım çalışmamız için destek, Emir Medina ve Tribal İstanbul ekibinden geldi.

 

Yahudilikteki ‘Tsedaka’ kavramı ile Türkçedeki ‘Sadaka’ sözcüğü arasında bir farklılık var mıdır? Sizce ‘vermek’, isteğe bağlı bir olgudan ziyade bir ‘görev’ midir?

GA: Vermek, birine dokunmak, yardım etmek, biriyle bir şeyi paylaşmak ne bir sosyal olgudur ne de bir keyif veya görevdir. Bence bu tamamen kalpten gelen bir sorumluluk işidir ve bunu yapabilmek için annemin çok inandığım bir lafı vardı: “Birine kaşkol alıp götürme; ör. Zorlan ki, hatırlansın.” Önemli olan bunu hissedebilmek. 

‘Tsedaka’ ve ‘sadaka’ bence aynı şey. Söylenmek istenen, alanın mağdur verenin mağrur olmadığı bir sistem. 

DW: Bazılarımız Kisba verdikten sonra görevlerinin tamamlandığını düşünür. Bir de, kişinin içinden gelerek vermesi durumu vardır ki, bu fazladan bir adımdır. 

 

Ekonomide zor şartlar gün geçtikçe daha büyük bir kesimi etkiliyor. İhtiyaç sahipleri arttıkça, yardım edebilenler de azalıyor…

GA: Eski büyük bağışçılarımız artık maalesef yok. Onların çocuklarına da bizler pek ulaşamıyoruz; belki, yardım ettikleri başka yerler vardır diye de düşünebiliriz. 

DW: Son sekiz senede, ihtiyaçlı aile sayısı yüzde 50 artmış. 2012’de 212 olan aile sayısı, günümüzde 315’e yükselmiş. Genelde sadece yaşlıların yardıma ihtiyacı olduğunu düşünülse de ihtiyaçlıların yüzde 64’ü 60 yaşın altı bireyler. 0-25 yaş arası olan ihtiyaçlıların toplamdaki oranı ise yüzde 30.

 

Yardım etmek sadece para vermek değildir; kişilerden bilgi, tecrübe, zaman gibi konularda nasıl bir desteğe ihtiyacınız var?

GA: Gençlerimiz onlara yaklaştığımızda, zamansızlıktan şikâyet ediyorlar. Doğrudur, gençlerimiz zor ve ağır koşullarda çalışıyor. Ancak gerçekten yardım etmek isteyen, bence o zamanı yaratır. Yapabilecek çok şey var... Örneğin, kendi çocuğunuzu sinemaya götürürken hiç sinemaya gitmemiş bir çocuğu da götürebilirsiniz; bir hastaya gündüz gidemiyorsanız, akşam ziyaret edip, “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” diye sorabilirsiniz. Bunlar niyetinizle ilgilidir; yapılamayacak şeyler değil. ‘YAD’ ile iletişim için: 0530 413 69 20

 

Öğrenciler ve gençlerle birlikte, eğitim, sosyal ya da kültürel alanlarda yürüttüğünüz projeleri bizimle paylaşır mısınız?

GA: Bu sene, 49 ihtiyaçlı çocuğumuzun yurt içi veya yurt dışında, üniversite eğitimlerine katkıda bulunduk. Bu katkıyı, dört ya da ihtiyaca göre beş sene için sağlıyoruz. Bugün, Türkiye’de üniversitenin yıllık maliyeti yaklaşık 60.000 TL. Bu çocuklarımızın sorumluluğu ise, okullarından zamanında mezun olmak ve ileride başka çocukları okutabilmek için başarılı olmak. İsrail’e giden gençlerimizin, belli bir dönem için, okul masraflarını karşılıyoruz. Yurtdışına giden gençlere, okulları pahalı olmasa da, orada yaşamaları için ihtiyaçları kadar oranlarda yardım sağlıyoruz. Ne mutlu bize ki, dünya çapında iyi sonuçlar alan çok parlak çocuklarımız da var. Onlar için de mutlaka, proje kapsamında katkıda bulunuyoruz.

 

Lider olmak, sorumluluk üstlenmeyi ve iyi bir disiplini de gerektiriyor diyebilir miyiz? Sizce toplum içi çalışmalarda, gönüllü ekibi başarıya sürükleyen nedir?

Bu soruyu, röportaja daha sonra katılan ve YAD gönüllü ekibinin bir üyesi olan Mordi Ada (MA) yanıtladı. 

MA: Gina’nın aslında burada koyduğu hedef, profesyonel, şeffaf, herhangi bir lidere veya insanlara bağımlı olmadan bir sistem oturtmak. Gina’nın ve hepimizin tek isteği, iki sene sonra bu bayrağı, oturmuş, hedeflerine yönelik verimli ve sağlıklı işleyen bir mekanizma şeklinde devredebilmek. 

 

Türkiye’nin dışında, farklı ülkelerin Yahudi toplumları ile bağlantılı çalışmalarınız da var mı?

GA: Yurt dışındaki benzer çalışmaları örnek alıyoruz Tüm kurumların bir araya gelerek güçlerin birleştirilmesi görüşü de ortak bir çalışma ile ortaya çıktı aslında. Türkiye’den yurtdışına yaşamaya giden kardeşlerimize de bir duyuru yapmak isterim: Sizlerin de Türk Yahudi Toplumuna katkılarınızı bekliyoruz. YAD ile iletişime geçmeniz bizi çok mutlu etmekle kalmayacak, yardımlarınızla bu toplum gelecekte, varlığını daha iyi şartlarda devam ettirecektir.

DW: Yurt içi veya yurt dışındaki toplum üyelerimize bir web sitesi veya bir aplikasyon üzerinden ulaşabilmemiz gerekli.

MA: Aslında, kendi aramızda, yurt içi veya yurt dışı‏ bağışçı enerjimizi çok iyi yönetemediğimiz konusunda özeleştirimiz var. Bağış yapanlar, yardımlarının nereye gittiğini görmek ister. Bunu onlara tam olarak aktarabildiğinizde, daha rahat ve cömert davranacaklardır. Bu konuda gereken çalışmayı yapıyoruz.

 

Toplumumuzun gereksindiği bu yardım paralarını nasıl tedarik ediyorsunuz?

GA: Bağışı, insanları teke tek arayarak veya nadiren de olsa, insanların bizzat bizi arayıp bağışta bulunmalarıyla tedarik ediyoruz. Her ay sıfırdan o ayın parasını toplamak için uğraş veriyoruz. Bu da Türkiye’nin genel ekonomik şartlarına ve kaşer catering sağladığımız uçak şirketlerine bağlı. Örneğin, güncel korona virüsü salgını ile iptal edilen uçuşlar, gelirimizi düşürüyor!

Buna karşılık, bizim her ay verdiğimiz kaşer yemek servisinden sabit bir gelirimiz var. Çok şükür, sürekliliğini hep koruyor ve rutine bağlanmış. Diğer bir sabit gelir de sinagoglarımızda, iyi ve kötü günlerdeLa Casa’ Catering aracılığıyla verilen ‘seuda’ların (yemeklerin) gelirlerinden bir kısmı. ‘YAD’a gelen bu paranın yüzde 85’ini toplumumuza geri veriyoruz.

Böylelikle (La Casa’ya sipariş vererek) seuda veren kişi bir yerine iki mitzva yapmış oluyor.

Ayrıca, mutfaklarımızda hiçbir el değmeden, makinelerle yaptırdığımız kaşer ev köftesi, İnegöl köfte ve burger köftesi hazırlayıp satıyoruz. Toplumsal yaşamın altüst olduğu korona günlerinde herkesin kolayca ulaşabileceği, kaşer ve hijyenik bir seçenek olduğunu düşünüyoruz.

Siparişleriniz için irtibat numarası: 0535 970 48 60

 

ALEF kurumu, bu yapılandırmanın neresinde?

GA: ALEF’in gençleri bize yardıma gelirler. Bayramlarda sıcak yemek dağıtımımızı paketlemek onların işidir.‘Day Care’ diye adlandırdığımız, haftada iki kere 70 yaşlımızı götürdüğümüz eğlence ve sosyalleşme ortamımız da Alef’te gerçekleşmekte. Aynı şekilde, Göztepe Kültür Derneğinde, Çarşamba günleri, yaşlılara keyifli zaman geçirten gönüllülerimiz var.

Toplumumuzda bazı özel durumlardaki çocukların eğitimi ile de ‘YAD’ mı ilgileniyor?

GA:Eğitim güçlüğü çeken 17’ye yakın çocuğumuz var. Özel eğitim vermek veya özel ders aldırmak gibi hizmetleri de biz üstlendik.

 

Türk Yahudi Toplumu için bu denli önemli ve değerli bir görevi gönüllü yapan ‘YAD’ organizasyonunun, bu topluma aktardığı bilgilerle ışık olan Şalom’dan beklentileri nelerdir?

GA:YAD toplumun her kesiminden desteğe ihtiyaç duyan gönüllü bir yardım kuruluşudur. Biz kendimizi ve yaptıklarımızı anlatabilmek için reklam kullanmayı tercih etmiyoruz. Ancak, sizin de vesile olduğunuz bu söyleşi gibi toplumumuzun ilgisini çekmek adına bazı bilgilendirilmelerin yapılması çok önemli. Son zamanlarda gelirini tamamen ihtiyaçlılarımıza devrettiğimiz kaşer ev köftesi, burger köfte ve İnegöl köfte gibi mamullerimizin topluluğumuzda bilinmesini sağlamanız önemli katkı sağlayacaktır. Arzumuz, özellikle gençlerimizde farkındalık yaratmak ve neler yaptığımızın bilgisini yayarak herkese yardım edebilme kapılarının açık olduğunu hatırlatmaktır. Bunun için YAD’a bir telefon etmek yeterli…

 

‘YAD’ MİSYONU:Yahudi yaşamının (toplumunun) devamlılığını ve sürdürülebilirliğini sağlamak için fırsatlar sağlamak, ihtiyacı olan kişilere saygın bir yaşam sürdürebilmeleri için imkânları iyileştirmek, kendilerini mutlu hissetmelerini sağlamak, onlara ulaşmak ve dokunmak.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GZ

TÜNELİN UCU

TÜNELİN UCU

MOZOTROS AİLESİ

MOZOTROS AİLESİ