26 Eylül 2020 Cumartesi 02:21

Cilt bakımının popüler çocukları

Karantina günleriniz nasıl geçiyor? Bu süreçte hepimiz birer yoga gurusu ve Michelin yıldızlı şef olduk sanırım. Siz de benim gibi hazır eve kapanmışken cilt bakımına daha çok saranlardan mısınız? Benim zaten düzenli bir rutinim olduğundan daha önce de bahsetmiştim, şimdi hazır vakit bolken ben de bu rutini biraz genişlettim.

Ceyda HAVLUCU Yaşam 10919 görüntüleme
22 Nisan 2020 Çarşamba

Cilt bakımı konusunda hâlâ bir rutininiz yoksa ya da “İstiyorum aslında ama yüz tane farklı şey var, ben anlamıyorum” diyorsanız, bugün biraz son zamanlardaki cilt bakım modasının popüler çocuklarından bahsedeceğim.

Kozmetik sektörünün son yıllardaki trendi ‘içerik pazarlaması’. “O ne?” dediniz biliyorum ama yabancı değilsiniz aslında bu duruma. 

Eskiden cildimizde leke varsa, gidip üzerinde kocaman ‘Leke Giderici’ ya da ‘Cilt Aydınlatıcı’ yazan bir kremi alıyorduk ve konu böylece kapanmış oluyordu. Fakat artık en ufak çikolatayı bile alırken arkasını on kere okuduğumuzu, içeriklerini incelediğimizi hatırlatırım. Bu durumdan kozmetik sektörü de nasibini aldı. O yüzden kozmetik markete gittiğinizde reyonlarda artık ‘sivilce giderici’, ‘kırışıklık karşıtı’ gibi ürünün amacından çok etken maddelerinin ‘Salisik asit’, ‘Retinol’ yer aldığı ürünleri görüyorsunuzdur.

Bu nedenle ufak bir cilt bakım sözlüğü hazırladım. Hem de 101 seviyesinde bir anlatımla, çünkü biliyorum ki her yerde kullanılan makale dili hepimizi yoruyor. Amacımız deney yapmak değil sonuçta. Kenara kaydedin, kozmetik alışverişlerinizden önce de göz atmayı unutmayın.

 

C vitamini: Çocukluğumuzdan beri zorla yedirilen portakaldan oldukça tanıdık aslında. Düşünsenize bizi sayısız gripten koruyan annelerimizin elleriyle sıktığı o portakal suları, cildimize neler neler yapar. Cildin doğal yenilenme sürecini destekler, hasarlı hücrelerin onarılmasına yardım eder. Ya da daha da basit bir anlatımla, koyu leke giderici ve cilt aydınlatıcı etkisi vardır. Güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri, ton eşitsizlikleri, sivilce lekeleri, yara izleri için kullanılabilir. İnce çizgiler, kuruluk ve pürüzlü cilt yüzeyinde de etkilidir.

Ancak portakalı, antibiyotikle tüketmek yasaktı hatırlıyor musunuz? İşte C vitaminli kremleri, serumları kullanırken de dikkat edilmedi gereken birkaç nokta var.

* Satın aldığınız ürün ambalajının hava ve ışık geçirmediğine emin olun. C vitamini çok kolay bozulabilen bir etken madde olduğundan doğru ambalajlı bir ürün seçmeye dikkat edin.

* Asit. Hatırlayın portakal suyundan sonra şöyle bir mideniz kaynar guruldar çünkü asit içerir. Cildinizin aside karşı hassasiyeti olabilir. Başlangıç için düşük konsantrasyonlu bir ürün daha iyi olabilir. İşe yaraması için minimum yüzde 8 konsantrasyonlu ürünlerden seçmeye dikkat edebilirsiniz.

* Asit olduğundan bahsettik, cildinizin hassasiyeti artacaktır. Bu nedenle genelde gece kullanılması önerilir. Ayrıca ertesi gün mutlaka güneş koruma faktörü içeren bir ürünle yüzünüzü korumayı atlamayın. Lekelerden kurtulacağız derken yeni lekelere zemin hazırlamayalım.

* Yazın, cildimiz güneşin etkilerine yoğun maruz kaldığından, yandığından incelir ve hassaslaşır. Bu dönemde C vitamini gibi güçlü anti-oksidanların kullanılması önerilmez!!! Bunu okuyup, mutfağa koşup en doğalından limon sürerim ben demiyoruz. Limon ph değerinin cildimiz için fazla asidik olduğunu, cilt dengenizi bozduğunu unutmuyoruz. Evet, o beğenmediğiniz kremlerin-serumların hepsinin ph değeri cildinizle uyumlu olarak dengeleniyor.

 

Retinol:Aslında bildiğiniz A vitamini, ama daha çok dikkatinizi çekecek bir şey söyleyeceğim, laboratuvar ortamında anti-aging (yaşlanma karşıtı) etkisi kanıtlanmış tek etken madde. Üstelik satın aldığınız ve anti-age olduğunu iddia eden ürünlerin çoğunun içinde yok desem. Peki, bu Retinol nasıl çalışıyor?

Cildimizdeki her hücrenin bir yaşam ömrü var, işte Retinol bu süreci hızlandırıp eskimiş hücreyi cildimizden yukarı taşıyarak dışarı atıyor, yeni genç hücrelerin üretimini tetikliyor. Bu sebeple ilk kullanmaya başladığınız zamanlarda yüzünüzde sivilcelenmeler görebilirsiniz. Endişelenecek bir durum yok aslında, A vitaminleri işlerini yapıyor demek. Cildiniz yenilenirken alta bulunan yağlanma ve iltihaplanmalarda otomatikman atılıyor olacak. Gelsin bebek gibi bir cilt. Hatta Retinol’un anti-age etkisi keşfedilmeden önce, aslında sivilce tedavisinde de kullanıldığından bahsetmiş miydim?

Şimdi siz gözünüz fal taşı olmuş Google Amca’da Retinol içeren ürünleri aramadan önce, bu içerik size uygun mu önce bir ona bakalım.

* Bu arkadaşı da güneşle bir arada, yani yazın ve gündüzleri kullanmıyoruz. Nedeni bu sefer de havuç. Havuç, A vitamininden oldukça zengin. Hatta sürmeyi bıraktım, sadece yiyerek bile güneşlendiğimizde bronzlaşmamıza yardım ediyor. Ama bronzlaşmak teknik olarak bir lekelenme biçimi. Yani kısaca cildimizde lekelenmeler görmek istemiyorsak Retinol’u yazın ve gündüz kullanmıyoruz. Ayrıca sürdüğümüz gecenin sabahına da güneş koruyucumuzu sürmeden evden çıkmıyoruz.

* Genelde 30 yaştan sonraki tüm yaşlarda kullanımı öneriliyor (cilt tipi uyduğu sürece).

* Güçlü bir etken madde olduğundan hassas ciltler dermatoloğuna sormayı, diğer cilt tipleri de öncede küçük bir yüzeyde hassasiyet testi yapmayı unutmuyor, değil mi?

 

 

AHA (Alpha Hidroksi Asit):Bir nevi kimyasal peeling. Kimyasal dedim diye korkmayın laboratuvarda patlamalı dumanlı deneyler yok. Piyasada ağırlıklı olarak Glikolik Asit versiyonunu görebilirsiniz. Üstelik fiziksel (tanecikli) peelingler gibi yüzünüzü de çizmezler. Amacı ölü derileri gidermektir. Leke, komedon ve yağ bezesi kaynaklı cilt pürüzlerini gidermek için kullanılır. Ancak aynı Retinol gibi AHA’nın da cilt yüzeyinde kusma yarattığı bir evresi vardır. Cilt altında öylece bekleyen ve fakında olmadığınız yağ ve iltihap gibi birikmeleri harekete geçirir. Çoğu kişi tarafından sivilcelenme yaptığı sanılsa da cilt alt tabakasının temizlenmesini sağlar. Yani aslında cildinizde var olan ve belli bir süreç içinde çıkacak olan sivilcelerin sürecini hızlandırır. Böylece belli bir süreç içinde kendini gösterecek sivilceler hızlıca bir anda çıkar. Düzenli kullanımda cilt yüzeyi temizlenir. 

 

BHA (Beta Hidroksi Asit):Bu arkadaşı da ağırlıklı olarak kozmetik ürünlerin içinde salisilik asit formunda görüyoruz. “Anladık ne işe yarıyor peki?” diyorsanız, sıkı durun. Siyah Noktalar. Evet, her yaşta, kadınların bitmez çilesi siyah noktalar üzerinde gerçekten işe yarayan bir etken madde. Çünkü Salisilik Asidin işi yağları eritmek. Açık olan gözeneklerden içeri girerek yağları eritiyor, böylece düzenli kullanımda elveda siyah noktalar. Ayrıca az evvel yukarda bahsettiğim AHA ile de beraber çok iyi bir iş arkadaşı olabiliyorlar. Beyaz noktalar yüzünden sinirleriniz geriliyorsa AHA-BHA beraber içeren bir ürün kullanarak, hem beyaz noktaların üzerindeki ölü deriyi Glikolik Asit ile atarak, üzeri açılacak olan yağ kütlesine karşıda Salisilik Asidin yağ eritici gücü ile savaş açabilirsiniz. Ancak AHA ve BHA’yı da kullanırken dikkat etmemiz gerekenler var:

* Yine güneşe çıkmıyoruz, yazın kullanmıyoruz. En güvenli yol sonbahar-kış mevsimlerinde gece uygulayarak, ertesi güne ise güneş kremi sürmeden dışarı çıkmamak.

* Kullandığımız ürünün asit olduğunu unutmuyor, yüzümüze hatır hutur uygulamadan minik bir bölgede alerji testi yapıyoruz.

* Piyasada farklı konsantrasyonlarda ürünler var. Alacağınız ürüne göre kullanım sıklığınız değişkenlik gösterebilir. Kimi ürünler günlük uygulanabilirken, kimi ürünler haftada bir hatta daha seyrek bile kullanıma uygun olabilir.

 

Hyalüronik Asit:Son birkaç yıldır o kadar popüler ki artık duymayanınız pek kalmamıştır muhtemelen. Genelde cildimizi nemlendirmek için kullanılıyor. Ancak tek başına cilt nemlendirmek için yeterli bir içerik değil. Çünkü bu arkadaşımızın asıl görevi nemi tutmak. Kendi ağırlığının 1000 katına kadar nemi tutabilmek gibi bir özelliği var. Bu da aslında çok kuru ciltliler için, cildin zaten az olan neminin de kuru havalarda kaybolmaması adına büyük avantaj. Cilt neminin, kırışma ve sarkmaya karşı öneminden de bahsetmeye bile gerek yok zaten.  Ama neden tek başına yeterli değil? Çünkü kendisi bir nemlendirici değil? Boş sürahiden su içemezsiniz. Önce içine su doldurmanız gerekir. “Eeee ne yapacağız o zaman?” dediğinizi biliyorum. İçeriğinde nemlendirme özeliği bulunan iyi yağlarla birlikte Hyalüronik Asit içeren ürünler olduğu gibi, halihazırda kullandığınız yukarıda da bahsettiğim etken maddelerin, cilde daha iyi hapsedilmesini ve etkilerini arttırmaya yardımcı oluyor. Ayrıca diğer içeriklere göre sabah-akşam, yaz-kış demeden güvenle kullanılabildiği gibi, cildimizde doğal olarak da bulunduğundan bugüne kadar kanıtlanmış herhangi bir alerjik yan etkisi de bulunmuyor. 

 

Argireline:Özellikle son altı aydır ismi daha sık duyulmaya başlandı. Bugüne kadar duymadıysanız, iğnesiz botoks olarak biliniyor. Şimdi ilginizi çekmeye başladı değil mi? Argireline, asetikolin salgısını azaltıyor. Böylece sinir uyarısı kaslara gitmez ve ta taaa kırışıkşız bir alın. Ancak öyle sonsuza kadar bir çözüm değil tabi ki. Aynı botoks gibi etkisi sonsuza kadar değil. Dönem dönem tekrarlanması gerekli. Bu maddeye mucize olarak bakan uzmanlar olduğu gibi, botoks gibi belirli bir kas hedef alınmadığı için istenmeyen etkilere sebep olabileceğini savunanlarda var. Seçim sizin.

 

Sodyum Silikat:Aranızda inşaat mühendisi var mı? Varsa bu arkadaşın çimento sanayinde ne kadar sık kullanıldığını biliyordur. “Nasıl yani, çimentoyu mu süreceğiz yüzünüze?” dediğinizi duydum. Valla benim ilk tercihim değil ama sürüyoruz. Sodyum Silikat’ın kozmetikte asıl kulanım amacı bakım değil aslında bir nevi makyaj gibi. Kırışıkları photoshop gibi bir anda yok ediyor. Nasıl ya falan demeyin bir nevi sihirli değnek gibi düşünün. Birkaç saat sonra etkisi geçince külkedisine geri dönüşüyorsunuz. Piyasada bu ürünler bakım ürünü olarak da satılıyor, ancak bu tarz ürünleri düzenli olarak cildimize sürmenin ne kadar tehlikeli olduğundan bahsetmeyeceğim bile. Evet, belki düğüne giderken, makyajın daha güzel durması için, arada bir kullanılabilirdi. Eğer formülü buna izin verseydi. Ancak üzerine makyaj yapmaya kalktığınız gibi dağılacak ve silgi tozu gibi elinize dökülecektir. Ben şahsen tercih etmiyorum, ama illa da kullanacaksanız bunun bir bakım ürünü olmadığını, makyaj ürünü olduğunu bilin ve ona göre kısa süreli kullanmayı tercih edebilirsiniz.

 

Bana bir nemlendirici yeter de deseniz, uzun uzun ritüellere de girseniz, yüzünüze hep yukarı doğru (yer çekiminin tersine doğru) masaj yapmayı ve kaslarınızı rahatlatmayı unutmayın. En yakın zamanda bol güneşli günlere kavuşabilmek dileğiyle…

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR