24 Ekim 2020 Cumartesi 00:20

“Bu dille doğdum ve onu asla terk etmedim”

Kobi Zarco, kökleri İstanbul ve Selanik’e dayanan, İsrailli bir sanatçı, radyocu ve hikâye anlatıcısı. Pandemi döneminde, Facebook aracılığı ile söylediği şarkılar ve Ladino dilindeki kısa skeçleriyle, evlerinde hapis kalan, özellikle bu dili bilenlerin gönlüne girmeyi başardı…

Sara YANAROCAK Sanat 6518 görüntüleme
3 Haziran 2020 Çarşamba

Kobi Zarco ile tanışıklığımız, yaklaşık geçen yıla dayanıyor. Zarco, Radio-Kan-Ladino adlı kanalda eşim ve benle röportaj yapmış, biz de Erensya Sefaradi şarkılarımızdan birkaçını bu söyleşi sırasında seslendirmiştik. Şimdi Şalom Gazetesi adına röportaj yapma sırası bende.

Kobi Zarco’yu tanıtır mısın?

İsrail’de doğdum. Ailemin kökleri Türkiye ve Selanik’e dayanıyor. Annem İstanbul - Ortaköy’de dünyaya gelmiş. Babamın tarafı ise; büyükbabam İstanbul’da doğmuş ama delikanlılık çağında, Yunanistan’a göç etmiş ve kendine Selanikli Sefarad bir kızı eş olarak almış. Babam Selanik doğumlu.

Aslında ailenin esas kökleri İspanya ve Portekiz’e dayanıyor. Ailede Zarco, Alvaero ve Behar soyadları mevcut. Portekiz’deki Madera Adasını 1492’de ilk keşfeden gemici Senyor Juao Gonzalvesh Zarco Kristof Kolomb’un kayınpederiydi.

İsrail’de doğup büyüdüm. Tel Aviv Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun oldum.

Ladino ile olan ilişkiniz nasıl başladı?

Ladino aslında benim beşik dilimdir, ama bu sanatsal serüven 1985 yılında başladı. O yıl çok önemli bir etnomüzikolog olan Isaac Levy’nin anısına Kudüs’te bir anma gecesi düzenlenmişti. Her şey Ladino dilindeydi. O akşam tanıştığım ve ‘Kol İsrael’ radyosunda çalışan Kamelia Shahar ile başlayan dostluğumuz sonucunda Ladino dili serüvenim doludizgin başladı.

1986 yılında ilk müzik albümümü yaptım. 1992 yılında, Tel Aviv’de gerçekleştirilen, 1. Dünya Ladino Konferansına katıldım. Daha sonra Ladino dilinde şarkı söyleyen bazı kişilerle birlikte Almanya, Fransa, İspanya, Meksika ve Güney Amerika’ya bir turne yapıp bu dilde şarkılar söyledik ve hikâyeler anlattık.

Bu turnenin ardından ‘Los Cantes De Esther-Purim’ ve ‘Ventanas Altas’ adlı albümlerimi yayınladım. İkincisinde Selanik Sefarad Şarkıları vardı. ‘Adio Kerida’ albümünden sonra ‘La Torre Blanka’ (Selanik’teki Beyaz Kule) adlı CD yayınlandı. Bu CD’de dört dilde şarkılar var: Ladino, Türkçe, Yunanca ve Bulgarca.

19 yıl boyunca ‘Dias De Leçe Y Miel’ adlı organizasyonlara davet edildim. Orada şarkıcı ve anlatıcı olarak sahne aldım. 24 yıldan bu yana da, her sene şubat ayında tertiplenen ‘El Festival De Los Kontadores’ yani ‘Hikâye Anlatıcılarının Festivali’ne katılıyorum.

Ladino dili ve kültürünün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Artık yavaş yavaş belleklerden silinen, ninem Kaden Lueiza Alvaero’nun söylediği ve bana öğrettiği şarkıları söylemeyi çok seviyorum.1985 yılında ilk kez katıldığım ‘Isaac Levy Anma Gecesi’nde, bana Ladino dilinin ölmeye yüz tuttuğunu, önümüzdeki birkaç on yıl içinde giderek yok olacağını söylemişlerdi. Bu dil ve kültür tam tersine yok olup kaybolacağı yerde, canlanmaya ve gelişmeye başladı. İnsanlar kendilerine sunulan her çeşit çalışmayı zevk ve istekle kabul ediyor.

Kendi adıma söylemem gerekirse, son nefesime kadar Ladino konusunda canla başla çalışacağım.

Beş yıl öncesine kadar Radio Lev-Hamedina (Memleketin Kalbi Radyosu) adlı radyo kanalında Ladino dilinde programlar yaptım. Şimdilerde bir devlet kanalı olan ‘Radio-Kan-Ladino’da, düzenli olarak programlar yapıyorum. Hata bir keresine, bu programda seni ve eşini Erensya Sefaradi Grubu olarak ağırlamıştık. Hem söyleşmiş hem de Ladino şarkılarınızı çalmıştık.

Bu arada atalarımızın yaşadıkları toprakları ziyaret etmek üzere, turistik turlar da tertipliyorum. Ayrıca Ladino dilinde düzenlenen konferanslara ve Ladino gecelerine, moderatör, hikâye anlatıcısı ve şarkıcı olarak da katılıyorum.

Günlük yaşantından bahseder misiniz?

33 yıl boyunca Tel Aviv’de bir bankada müdür yardımcısı olarak çalıştım ve emekli oldum. Üç oğlum ve üç torunum var. En büyükleri olan kız torunum, bir keresinde beş yaşındayken benimle birlikte sahneye çıkmış ve Ladino dilinde bir şarkı söylemişti.

Sevgili Kobi bizlere son söz olarak ne söylemek istersiniz?

Ladino dili ve kültürü, biz Sefaradlara atalarımızdan kalan çok değerli bir miras. Onu geleceğe türlü şekillerde aktarmak, hepimizin ortak çabası olmalı.

Senin aracılığın ile Türkiye’deki kardeşlerimize selam ve sevgilerimi yolluyorum. Ben bu dille doğdum ve onu asla terk etmedim…

Kökleri İstanbul ve Selanik’e dayanan bu İsrailli sanatçıyı daha nice anlamlı faaliyetlerde görebilmek ve dinleyebilmek fırsatı olmasını diliyorum.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR