26 Ekim 2020 Pazartesi 06:51

Hitler’e suikast düzenleyen delikanlı: HENRY WERMUTH

Babası ile birlikte Naziler için çalışmaya zorlanan Henry, Hitler’in seyahat edeceği treni raydan çıkarma fırsatını yakaladı. Başarısız olmasına rağmen, Henry daha sonra Hitler’e suikast girişiminden dolayı madalya aldı.

Sara YANAROCAK Kavram 14393 görüntüleme
17 Haziran 2020 Çarşamba

Henry Wermuth, 1923 yılında Almanya’nın Frankfurt şehrinde, Bernhard ve İda Wermuth’un çocukları olarak dünyaya geldi. Kız kardeşi Hanna 1929’da doğmuştu. Henüz küçük bir çocukken, Henry müthiş vatanseverdi, neredeyse hiçbir zaman antisemitizm ile karşılaşmamıştı.

1933’te Nazizm’in yükselişi ile birlikte her şey değişmeye başlamıştı. SA (Nazi Partisinin askeri kanadı) onların yaşadığı bölgede, ‘Yahudileri öldürmek’ adlı şarkıyı söyleyerek geçit resmi yapmıştı. Henry bu kadar gurur duyduğu Almanya’nın Adolf Hitler’i nasıl seçebildiğini asla anlayamadı.

Ekim 1938’de Naziler, Polonya kökenli Alman-Yahudi vatandaşları, Polonya’ya sürgüne gönderdi. Buna Polonya’da doğan Henry’nin ebeveynleri de dâhildi. Bu nedenle tüm aile bir gece yarısı uyandırıldı ve akrabalarıyla birlikte bindirildikleri trenle Krakow’a gönderildiler. Henry, Eylül 1939’da Almanya Polonya’yı işgal edene kadar orada mutlu bir yıl geçirdi. O tarihten sonra, Nazi işgali altındaki Polonya’da yaşayan Yahudiler, mavi bir Davud Yıldızı ve beyaz kol bandı takmaya mecbur bırakıldı. Her gün kar ve buz tutmuş sokakları temizlemeye zorlandılar.

Henry ve babası Bernhard, Bernhard yakalanıp hapse gönderilinceye kadar karaborsada işlem yaparak aileyi ekonomik olarak ayakta tutuyorlardı. Bernhard 1940 yılında serbest bırakılınca, aile, Bochnia adlı küçük bir kasabaya taşındı.

1942 yazına gelindiğinde Henry ve Bernhard, yakınlardaki Klaj adlı bir çalışma kampı için yol inşa etmek için zorlandılar. Oradayken 2 milyon Yahudi’nin öldürüldüğüne dair söylentiler duydular. Henry çok yakında Bochnia Yahudilerinin de sürgün edileceklerini tahmin ediyordu. Ailesini kurtarmak için planlar yapıyordu. Oturdukları evin, ön kapısının hemen yanındaki sık ağaçlı alana, annesi İda ve kız kardeşi Hanna için kalın mukavvadan bir gizlenme yeri yaptı. 22 Ağustos’ta baba oğlun çalışma grubuna, geceyi Klaj’da geçirecekleri söylendi. Onlar giderken Henry annesine, “Gizli yere git mutlaka. Bana söz ver, sakın bunu ihmal etme” dedi.

Bochnia Yahudileri sınır dışı edildi

24 Ağustos’ta Bochnia’nın Yahudileri sınır dışı edildi. Bir hafta sonra Henry ve babası Bochnia’ya döndükleri zaman, evin bahçesinde İda ve Hanna’nın resimlerini buldular. Resimlerin arkasında veda mesajları vardı. İda muhtemelen SS’in trene binmeyenleri hemen oracıkta vuracağını duyduğu zaman, korkudan gizlenmemiş ve kızıyla birlikte trene binmişti. Gitmek ona daha güvenli görünmüştü. Henry, babasının ellerinde resimlerle hıçkırarak ağladığını gördüğünde, onu ömründe ilk kez ağlarken gördüğünü hatırlıyor. Henry’nin annesi ve kardeşi o gün, Bochnia’dan trenle Belzec İmha Kampına götürüldüler ve o trenden inen bütün Yahudiler öldürüldü.

Suikast teşebbüsü

1942 sonbaharında Henry, Hitler’in bir trenle Klaj’ın yakınından geçeceği söylentilerini duydu. Henry, annesi ile kız kardeşinin hâlâ hayatta olduğuna kendini inandırmış ve Hitler’in ölmesi durumunda her şeyin normale döneceğine inanıyordu. Tehlikeye ve babasının itirazlarına rağmen o gece gizlice ormana kaçarak demiryolu raylarının yanına geldi, rayları kalın kalaslar ve ağır taşlarla kapattı. Trenin bu barikata çarpıp raydan çıkacağını umut ediyordu. Sonra gizlice istasyona gidip beklemeye başladı. Hitler trende oturuyordu, Henry uzaktan onu bıyığından tanıyıp, gerçekten de trende olduğunu anlamıştı. Koşarak yine kurduğu barikatın yanına gidip kalbi çarparak treni beklemeye başladı. Nedir ki trenin makinisti uzaktan barikatı fark edip treni durdurunca, Henry’nin planları suya düşmüştü. Ormanda yakalanacağından korkup yine çalışma kampına geri dönmüştü.

Kısa bir süre sonra, Henry ve Bernhard diğerleriyle birlikte ve Plaszow Çalışma Kampına gönderildi. Sadistçe bir şiddete maruz kalan Henry, Plaszow’u hapsedildiği dokuz kampın en kötüsü olarak hatırlıyor.

31 Temmuz 1944’te Henry ve babası, Auschwitz-Birkenau’ya giden trene bindirildiler. Öldürüleceklerinden şüphelenen Bernhard, Henry’ye, “Bize gaz verecekler. Gazı içine derin derin çek ki, ölümün çabuk gerçekleşsin. Bunu sakın unutma oğlum” dedi.

Henry ve babası Auschwitz’e gönderildi

Auschwitz’e vardıklarında onları gaz odasına göndermediler. Soyunmaları emredildi. Henry’nin elinde annesinin ve kardeşinin resimleri vardı. Fakat ölüm tarafına değil, köle işçi tarafına seçildiler. Ertesi gün koluna numaralardan dövme yapıldı. Onun dövmesi B3407 idi.

Mahkûmlara azıcık ekmek, 10 gram margarin ve sebzesi az, çok sulu bir kâse çorba verilirdi. Bu kadar az miktarda gıda ile ağır iş koşulları yüzünden insanlar düşüp ölüyorlardı. Mutfakta görevli olan Max Spira adlı arkadaşı onlara gizlice daha fazla sebzeli çorba veriyordu. Bu yüzden biraz daha beslenip ayakta kalabiliyorlardı.

Ocak 1945’te SS subayları, mahkûmları kamptan çıkararak, yürüyerek götürdükleri bir trene bindirerek Auschwitz’i tahliye etmeye başladı. Henry sonraki birkaç ay boyunca, Nazilerin korku içinde yaşadıklarını gözlemliyordu. Henry ve babası kamptan kampa götürülüyorlardı. Sırasıyla Nordhausen, Osterode, Helmsted’e gittiler. Bir sabah Henry’nin grubundan bir kapo, babası Bernhard’ın kafasına tüfeğinin kabzasıyla şiddetle vurdu. O gün mahkûmlar yeniden bir trene bindirildi, ama Bernhard şiddetli baş ağrısından yakınmaya başladı. Hastane vagonuna alındı ancak, savaş bitmeden sadece 11 gün önce, 27 Nisan 1945’te öldü.

Aynı gün Henry, Mauthausen’e girdi. Oranın yaşam koşulları felaketti. Henry şiddetli açlık çekiyordu ve dizanteri olmuştu. Henry 5 Mayıs 1945’te, Amerikan askerleri kampa girdiğinde sadece 33 kiloydu ve vereme yakalandığı tespit edilmişti. Bu vaziyette hayatta kalan genç delikanlı bundan böyle yaşamını ailesi, arkadaşları ve hiçbir şeyi olmadan yeniden kurmak zorundaydı. 

Kurtuluştan sonrası

Kurtuluştan sonra Henry, İngiltere’ye gitti. Orada sadece iki yıl kalmasına izin verildi. Kendisi, o sırada İngiltere Kralı olan 6.George’un karısı Kraliçe Elizabeth’e (Kraliçe 2. Elizabeth’in annesi) bir mektup yazarak durumunu anlattı. Kraliçe’nin sayesinde vatandaşlık aldı. Bundan sonra, kendisi de bir Holokost kurtulanı olan İlana Metzger ile evlendi. İlana ile evlendikten sonra, Londra’da bir emlak şirketi kurdu. Bu evlilikten iki kız çocuğu ve üç torunu dünyaya geldi.

Çok başarılı bir iş adamı olan Henry, bunun yanı sıra ömrü oldukça, Holokost hakkında konuşmaya ve anlatmaya devam etti. 1995 yılında, Hitler’e suikast girişiminde bulunduğu için, Frankfurt şehri tarafından, ‘Johanna Kirchner Madalyası’ ile ödüllendirildi. Onunla bu konuda yapılan röportajda, “Bana sanki gerçek bir kahramanmışım gibi madalya taktılar. Bu bence çok komik, çünkü suikast deneyimim başarılı değildi” diye gülerek anlatıyordu. Henry ayrıca Holokost anıları ve tecrübeleri hakkında bir kitap yazdı. Kitabın adı ‘Oğlum Çok Derin Nefes Al’ (Breath Deeply My Son) idi. Aynı başlık altında, hayatı 2017 yılında filme çekildi.

Henry Wermuth, korona virüsü şüphesiyle kaldırıldığı hastanede, 19 Mayıs 2020 tarihinde, çoklu organ yetmezliğinden, 97 yaşındayken yaşama veda etti. Ölürken yanında eşi ve kızları da vardı.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR