10 Ağustos 2020 Pazartesi 18:41

Yükselmek için düşmek

Şiva Asar BeTamuz Orucu

Nazlı DOENYAS Kavram 13645 görüntüleme 1 yorum
8 Temmuz 2020 Çarşamba

Şiva Asar BeTamuz orucu, bu yıl 9 Temmuz Perşembe sabahı gün doğmadan başlar ve aynı günün akşamı yıldızların çıkmasıyla son bulur. Yahudi tarihinde bu günde yaşanmış acı olayların anısına tutulan Şiva Asar BeTamuz orucu ile Tişa BeAv’a kadar giderek artan bir yas oranı ile üç haftalık yas dönemi başlar.

 

9 Temmuz Perşembe günü, Yahudiler, Yahudi takvimindeki küçük ama önemli oruç günlerinden biri olan Şiva Asar BeTamuz orucunu tutuyor.

Şiva Asar BeTamuz (17 Tamuz) günü Yeruşalayim’i koruyan surlarda gedik açılır, bunun sonucunda Kutsal Tapınağın yıkılışına giden süreç başlamış olur. Kutsal Tapınak, Yahudilerin yokluğunu her gün hissettikleri, özlemle andıkları, hayatlarının en mutlu günü olan evlendikleri günde sembolik olarak ayaklarının altında bir bardak kırarak bu, Şehina-Tanrı’nın Varlığı’nı barındıran Bet Amikdaş yeniden inşa edilene kadar mutluluklarının tam olamayacağını ifade ettikleri, aynı amaçla evlerinin tavanında bir bölümü boyamadan sıva halinde bıraktıkları benzersiz bir yapıdır.

Kutsal Tapınak nedir?

Kutsal Tapınak hepimizin arzuladığı, en üst düzey yaşam boyutunu simgeler.

Atalarımızın hayatlarının merkezinde yer alan Kutsal Tapınağın bir bina olarak fiziksel yok oluşu mutlaka büyük bir kayıp olsa da, asıl kaybedilen bu ‘bina’nın arkasındaki benzersiz güç ve onun nihai mesajıydı: her bir kişi ve her bir şey için tam bir barış ve özgürlük olanağı.

Kaybettiğimiz Kutsal Tapınağın günümüzdeki fiziksel hatırlatıcısı, Batı Duvarı olarak anılan Kotel HaMaaravi’dir. Bir bina olarak taşları, tuğlaları yıkılmış olsa da aslında Tapınağın ruhu hâlâ oradadır ve uyandırılmayı beklemektedir. Tanrı’nın Sözleri olan Tora’nın bize verdiği bilgileri anlamaya çalıştığımızda ve dünyayı daha iyi hale getirmek için Tanrı’nın İsteği doğrultusunda hareket ettiğimizde, yaşamımızı bu çerçevede sürdürmeye çalıştığımızda yıkılan binayı yeniden inşa etmeye başlarız.

Yıkıcı eleştiri yapmak yerine insanları teşvik ettiğimizde, insanları sadece oldukları kişi olarak takdir ettiğimizde, insanların büyüklüklerini (hatta hiç) göstermedikleri durumlarda bile içlerindeki büyüklüğü ve Tanrısal kıvılcımı görmeye çalıştığımızda, güçlü ve etkili bir büyüme ve yükselme sürecine girip, toprakları ve ülkeleri inşa etmeye, dünyayı inşa etmeye ve en sonunda tüm yapıların en değerlisi Bet Amikdaş’ın kendisini inşa etmeye doğru yola çıkmış oluruz.

Ve başkalarının kalıntıları gördüğü yerde özgürlük, mutluluk, memnuniyet, iyilik, barış ve huzurun başlangıcını görebiliriz. 

Bir de görmeyi öğrenebilsek.

Tamuz Ayı - Görme duyusu - Nasıl görelim?

Yaratılış Kitabı-Sefer Yetsirah’da, Tamuz ayında görme duyusu ve görme gücünün yaratıldığı yazılıdır. Bu, Tamuz ayının görüşümüzü mümkün olan en olumlu şekilde kullanmayı öğrenmek için yılın en iyi ayı olduğu anlamına gelir. Görüşümüzü rektifiye etmek, hem olumsuz olandan uzaklaşmak, hem de insanları, olayları, etrafımızı olumlu bir şekilde görmek üzerine kendimizi eğitmek anlamına gelir.  

R.Yitzchak Ginsburgh, başkalarının iyi taraflarını görebilmemizi engelleyen şeyin çoğunlukla kıskançlık olduğunu belirtir. Bilgelerimize göre, kıskançlık, hırs ve kibre yol açar. Başkalarına kıskançlıkla baktığımızda, hem onların iyi taraflarını göremeyiz, hem de bizde olmadığını düşündüğümüz şeyler için duyduğumuz arzu ve istekleri arttırmış oluruz. Bizde olmadığını düşündüğümüz şeylere karşı duyduğumuz arzu, daha fazla kıskançlığa yol açar ve döngü sürekli kısır hale gelir. Bu döngüyü kırabilmek ve kendimizi iyileştirmek için uzman bir göz doktoruna ihtiyacımız var. Hasidut'a göre, ilk uzman göz doktoru, tüm Yahudi halkının ruhsal görüşünü iyileştiren Moşe Rabenu idi. O bunu özveri, çaba, fedakârlıklar ve tüm Yahudilere olan koşulsuz sevgisi ile başarmıştı.

 

Kısa Kısa Şiva Asar BeTamuz Orucu

İsmi

Şiva Asar BeTamuz, Tamuz aynın 17’si anlamına gelir.

Neden oruç günü?

Mişna Taanit 4:6, bu gün İsrailoğulları’nın başına gelmiş olan beş trajedi nedeniyle oruç tuttuğumuzu açıklar. Moşe Rabenu, Yahudi halkının altın buzağıya taptığını görünce On Emir tabletlerini kırar. Babillerin Yeruşalayim kuşatması sırasında, Kutsal Tapınak’ta sürekli yapılan günlük kurban Korban Tamid, kurbanlık hayvan bulmanın imkânsızlığından dolayı durdurulur. Romalılar, uzun bir kuşatmadan sonra, Yeruşalayim’in surlarında delik açmayı başarır, bu da Bet Amikdaş’ın yıkılışına giden yolu açar. Kumandan Apostemos, Kutsal Tora’yı yakar. Helen Kralı Antiohos Epifanes, Kutsal Tapınağa Zeus heykelini yerleştirerek Tapınağın kutsallığını murdar eder.

O zaman Tamuz kötü bir ay mı?

Yaşanan bunca felaketlere rağmen Tamuz ayı kesinlikle kötü bir ay değildir. Zorluklarla yüzleşme ayıdır. Zorluklar olmadan gelişim ve yükseliş olmaz. Yüzleşme olmadan da, olayları, kişileri, ilişkileri, her şeyi, olduğu gibi görebilmenin bir yolu yoktur.

Bu günün bir oruç günü nerede yazılı?

Neviim-Peygamberler Kitabında, Zeharya Peygamber şöyle der: “Dördüncü, beşinci, yedinci ve onuncu ayların oruçları, Yahudi halkı için sevinç, coşku dolu bayramlar olacak. Bu nedenle gerçeği ve barışı sevin.” (Zeharya 8:19) Tora’da ayların başı olarak belirtilen Nisan ayından sonra dördüncü ay Tamuz ayı, dördüncü ayın orucu da, Şiva Asar BeTamuz orucudur. 

Oruç zamanı

Şiva Asar BeTamuz orucu (bu yıl 9 Temmuz Perşembe) sabah gün doğmadan önce başlar, aynı günün akşamı yıldızlar çıkınca sona erer.

 

Tarihte 17 Tamuz’da olanlar gibi Yahudilerin başına birçok felaket geldi. Sürekli bu felaketleri hatırlamaya devam ediyoruz. Yahudiler için hayat bir trajedi mi?

Tamuz ayının 17. günü, Yeruşalayim’deki Kutsal Tapınağın yıkılışına giden üç haftalık yas dönemi başlasa da ulusal yas durumumuzu ulusal düzeyde bir trajedi duygusu ile ilişkilendirmek çok yanlış olur.

R.Ginsburgh, bazı Yahudilerin aslında Tapınağın yıkılması üzerine değil, çoğunlukla ‘Yahudi halkının trajik tarihi’ olarak algıladıkları şey üzerine bir ulusal trajedi kültürü geliştirmelerinin ne kadar talihsiz bir durum olduğuna dikkat çeker. Kendimizi trajedi kahramanları olarak algılamayı seçmek, sonunda kendimizden nefret etmemize ve özgüvenimizi kaybetmemize yol açar, düşmanlarımız ve onların hedefleri ile özdeşleşen bir kültür yaratır. Ayrıca, kendi varlığını trajik olarak algılayan kişinin, başkalarından acıma ve merhamet beklentisi oluşur. Kendimize karşı bu bakış açısının ancak güçlünün hayatta kalabildiği uluslararası güç savaşlarındaki duruşumuzu ne kadar negatif etkileyeceğinden söz etmek bile gereksiz.

Kuşkusuz, Yahudi halkı olarak tarihimiz boyunca korkunç sıkıntı ve acılar yaşadık; belki de diğer uluslardan fazla. Ancak Yahudi tarihinin trajik olmakla uzaktan bile ilgisi olamaz. Yahudi tarihinin tamamına yakını şu an dünya üzerinden yok olmuş, ahlaksız despotlar karşısında dimdik ayakta durabilen bir umut, inanç ve ahlaki dürüstlük tarihidir. Yahudi tarihi anti-trajedinin canlı bir örneğidir. İnsanlığın burada,  bu dünyadaki varlığını kutsallaştırma arayışının öyküsüdür.

Yıkılmış olan İkinci Tapınağın kalıntıları boyunca yürüyen ve yaklaşmakta olan sürgünün acılarıyla karşı karşıya kalan bilgelerin çoğu acı içinde ağlarken, neslinin Moşe Rabenu’su olarak kabul edilen Rabi Akiva, bu felaketi huzurlu bir sevinçle karşılar. Bu beklenmedik tepkisinin nedeni sorulduğunda, peygamberlerimizin, milletimizin tarihinde birçok zor dönemden ve iyi dönemlerden geçeceğimizi öngördüklerini ve bunların sonunda gerçek ve tam bir kurtuluşun geleceğini açıkladıklarını hatırlatır ve devam eder: “Negatif öngörülerin gerçekleştiğini gördüğüme göre, iyi olanların da gerçekleşeceklerinden eminim!” 

Tamuz ayı, insanlara, olaylara, etrafımıza, dünyaya Moşe Rabenu ve Rabi Akiva gibi öğretmenlerimizin baktığı şekilde bakabilmek üzere kendimizi eğitmeye niyet ettiğimiz ay olsun. Görüşümüzü iyiyi, güzeli ve pozitifi görecek şekilde dönüştürdüğümüzde, dalga etkisi ile bu dönüşüm çok daha geniş alanlara yayılarak dünyayı iyileştirmek üzere attığımız en büyük adımlardan biri olacaktır.

Şiva Asar BeTamuz - Yükselmek için düşmek

Olaylara yüzeysel olarak bakıldığında yaklaşık iki bin yıl önce gerçekleşen,  Yeruşalayim’i koruyan surlarda meydana gelen ilk çatlağı anma fikri tuhaf gelebilir.

Rabi R.Barenblat’a göre, oruç tutmuyorsak da, aslında zar zor hayal edebileceğimiz bir Tapınağın yıkılışı için yas tutmak istediğimizden emin olamasak da, 17 Tamuz'u gözetmenin ve onu Tişa BeAv ile bağlayan üç haftanın bilincinde olmamızın büyük önemi var.

Yahudi takviminin oluşma şeklinde derin bir bilgelik gizlidir. Bayramlarımız ve oruç günlerimiz her yılki yolculuğumuz boyunca durakladığımız ara noktalardır. 17 Tamuz, Tişa BeAv'a doğru artarak giden inişin başlangıç noktasını oluşturur. İnişin en alt noktası olan Tişa BeAv’da ise, Yüce Kutsal Günler’e (Yamim Noraim) doğru ilerleyen yükseliş başlar.

Hasidik geleneğinde, genellikle yükselmek için önce düşmek gerektiği fikri vardır. Yeridah tzorech aliyah; yukarı çıkabilmek için inmek gerekir. Yükselmek için düşmek. Bu yapıyı Tora’nın birçok yerinde bulmak mümkün olsa da,  ‘yükselmek için düşmek’ Yosef’in hikâyesinde açık şekilde tekrarlayan bir yapı olarak karşımıza çıkar. Düşüşler, inişler, çıkışların güvenilir habercileridir.

Yükselmek için düşmek, her insanın hayat yolculuğunda da karşısına çıkar. Düşüyoruz ve tekrar kalkıyoruz, sonra yeniden yükselmeye başlıyoruz. Şlomo Ameleh’in Mişle’de belirttiği gibi: “Çünkü dürüst kişi yedi kez düşse yine kalkar.” (24:16)

17 Tamuz, takip eden üç hafta ve bu haftaların sonunda gelen Tişa BeAv, bir araya gelmemiz için, iniş anlarını birlikte deneyimleyebilmemiz için bir fırsattır.

17 Tamuz dikkate alınması gereken bir gündür; Yeruşalayim’in duvarlarında açılan gediği düşünürken, kendi duvarlarımız üzerine yoğunlaşabiliriz. ‘Duvarlarımız’, duygusal ve ruhsal bütünlüğümüzün sınırları ne zaman ve nasıl kırılır? Kendimizi koruduğumuzu sandığımız alanlarda acı verici bir şey geldiğinde neler hissederiz? Toplumumuzun bütünlüğünün parçalandığını ne zaman ve nasıl hissediyoruz? Hangi konular, noktalar veya problemler bizi savunmasız ve yalnız hissettiriyor?

Geleneklerimize göre 17 Tamuz, Moşe Rabenu’nun Sina Dağından aşağı indiği, altın buzağıya tapan İsrailoğullarını gördüğü ve bunun sonucunda kalbi kırık ve öfke içinde, Tanrı'nın sözlerini içeren ilk On Emir levhalarını parçaladığı günün yıldönümü. Topluluklarımızın kutsal olarak kabul ettiği günümüzün idolleri nelerdir? 

17 Tamuz ve üç hafta ile Tişa BeAv'ın amacı öfke ve keder içinde mutsuzluğa saplanıp kalmamız değil. Bu günleri fırsat günlerine dönüştürerek bize zarar veren şeyleri, içimizde kırıldığımız, acı veren yerleri tanımamıza olanak sağlamaktır. Böylece ‘büyük bayramlar’ımızın manevi yüksekliklerine tırmanmaya başlamak için hep beraber alçakgönüllü ve güçlü bir şekilde bu kırılan yerleri aşıp ortaya çıkabiliriz. Yükselme uğruna iniş. Birlikte, birbirimize destek olarak, birbirimizi kollayarak aşağı inmeye hazır olursak tırmanma zamanı geldiğinde bizi daha da yükseğe çıkaracak sağlam ve güçlü bir toplumun temellerini atıp onu daha da yükseğe taşıyabiliriz. 

Şiva Asar BeTamuz Orucu Hakkında Bilgiler:

http://www.sevivon.com/index.php?option=com_content&task=blogcategory&id=159&Itemid=211



Önemli Not: Yazıda kısa bir özet olarak verilmiş olan bilgiler Gateway to Judaism, El Gid Para El Pratikante(Gözlem), Pirke Avot(Gözlem) kitaplarından vedwellingplacebelow.blogspot.com, www.jewishvirtuallibrary.org, www.aish.com, www.ou.org, www.ahavat-israel.com, www.jsn.info.com,  www.morashasyllabus.com sitelerinden, okuyucuya bu konular hakkında fikir vermek amacıyla derlenmiştir. Cemaatlerin farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için, yas dönemi ve oruç ile ilgili yasaklar ve kısıtlamalar hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, cemaatin kendi Rabi’lerine başvurması gerekir.

*Katkıları için Rav İzak Peres’e teşekkür ederiz.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

gazete sayfası

Tünelin Ucu-İzel ROZENTAL

Tünelin Ucu-İzel ROZENTAL