27 Eylül 2020 Pazar 23:36

Sanat sıfırı tüketti!

COVID-19 hayatlarımızı değiştirirken, kültür sanat hayatımızı da derinden etkilemeye başladı. En azından sanatın yapılış şeklini başka bir ortama yani sanal dünyaya taşıdı diyebiliriz. Yine de, son yıllarda sanat ve kültürel yaşamın bir krizle boğuştuğu savı oldukça popüler hale geldi.

Sanat 4314 görüntüleme
9 Eylül 2020 Çarşamba

Deniz Ertuğ

Dünya bir kültürel krizin eşiğinde mi? COVID-19 hayatlarımızı değiştirirken, kültür sanat hayatımızı da derinden etkilemeye başladı bile. En azından sanatın yapılış şeklini başka bir ortama yani sanal dünyaya taşıdı diyebiliriz. Gerçi bir süredir sanatçılar ve eserlerinin reklamı, tanıtımı ve kitlelerle paylaşılması gibi konularda sanal dünya ve sosyal medya büyük bir rol üstlenmeye başlamıştı. Ancak salgın sürecinde artık konserler, tiyatro oyunları dahi online izlenir hale geldi; bazı sanatçılar doğrudan internet üzerinden sanatlarını icra etmeye başladılar. Buna rağmen, henüz COVID-19 ertesi dünyada sanat ve kültür dünyasını neyin beklediğine dair somut bilgiler elimizde yok. Bir müddet daha beklememiz gerekecek. Yine de, son yıllarda sanat ve kültürel yaşamın bir krizle boğuştuğu savı oldukça popüler hale geldi. Bu yazıda Fransız felsefeci Cornelius Castoriadis’in bu konudaki fikirlerine değineceğim. 

Arthur Danto’nun işaret fişeğini yakarak, “sanatın öldüğünü” ilan etmesiyle birlikte yeni bir döneme adım attığımızı düşünsek de, post-modernizmin hayatımızı dönüştürememesi sadece modern sanatseverleri değil, post-modern sanatın yılmaz savunucularını dahi hayal kırıklığına uğrattı diyebiliriz. Castoriadis buna “Ne olsa gider sanatı” diyor. Aslında güncel sanatı değerlendirirken, sanatın bu halinin sebep değil, Batı dünyasının içinde bulunduğu kültürel krizin ve değer sistemi kaybının bir sonucu olduğunu hatırlamak gerekir. 

Burada bir nokta çok önemli: Toplumun öz-temsiliyeti. Castoriadis’e göre, bir toplum kendi muhayyilesinde bir değerler sistemi oluşturarak kendisini kurgulayan yaşayan canlı bir örgütlenmedir ve kendine biçtiği öz-temsiliyete göre normlarını oluşturur ve bu normlarla kendine bir öz-temsiliyet kurar. Ancak son yüzyılda Batı toplumunun böyle bir ortak olgunun artık kalmadığını görebiliyoruz[1]. Daha basit bir ifadeyle, artık Batı toplumunun böyle bir ortak değer sistemi ve bu sisteme dayanan bir ortak hikâyesi yok. 

Bir adım geri giderek, bu noktada Castoriadis’in otonom toplum kavramına değinmek yerinde olacaktır. Castoriadis’e göre, kendi değer sistemini kurgulayan, sorgulayan ve birey özgürlüğü ile toplum özgürlüğünü harmanlayan toplum dünya tarihinde yalnızca iki dönemde ortaya çıkmıştır: Antik Yunan ve Aydınlanma Çağında Avrupa[2]. Var olmak için herhangi bir dışsal odak aramayan (din, atalar, krallar vs.), kendi kendini yarattığının bilincinde olan, kendi değerlerini, normlarını, kurumlarını yaratan ve bunları sürekli sorgulayan bu toplum biçimi tüm kusurlarına rağmen bu iki dönemde gerçekleşmiştir[3]. Şüphesiz bunun bir ideal olduğunu göz önünde tutmak gerekiyor. Ancak günümüz toplumu artık böyle bir modelden oldukça uzak. Bu sebeple, kültürel olarak deyim yerindeyse ‘dişe dokunur’ bir şey üretilemiyor. Pindar’ı, Sofokles’i, Dante’yi Giotto’yu, Bach’ı, Kafka’yı çıkaran medeniyetin artık değiştiğini vurgulayan Castoriadis, aynı güneşin altında, aynı toplumun ‘yeni hiçbir şey’ üretmediğini ifade etmiştir[4]. Burada temel mesele, Batı toplumunun değer sisteminin artık sadece para, refah, konfor ve tüketime dayanması ve toplumun ortak bir değer sistemi üzerine inşa edilen ortak bir öz-temsiliyet kuramamasıdır[5].   

Castoriadis kuşkusuz çok derin analizleri olan bir felsefeci ama çalışmalarına bakıldığında ağır bir Batılı bakış açısı göze çarpıyor. Ancak bence sorun bu değil. Çünkü her türlü kaybına ve kusuruna rağmen, Batı medeniyeti hala egemen kültürdür. Bu nedenle, kültür sanat olaylarını ele alıp değerlendirirken kaçınılmaz olarak Batı’ya bakmak zorundayız. Castoriadis, sanatın adeta kapitalizmin kölesi haline gelmesini Avrupa’nın yaşadığı değer sistemi krizine bağlamakta ve sanatın geleceğine dair çoğunlukla olumsuz yorumlar yapmaktadır. Bununla birlikte, değişimden korkmak bu krize bir çözüm getirmeyecektir. Her çağ kendi toplumunu ve kendi bireyini yaratıyor, post-modernizmden beri başlayan bu süreç de bu toplumun ve bu bireyin karşılığıdır. Belki sanattaki bu değişim, sadece toplumun bir sınıfına ait ‘üst düzey sanatı’ tahtından indirmiş olabilir ama sanat kavramının tanımını demokratikleştirdiği için bir açıdan da olumlu diyebiliriz. Bir dönem sanat vasıtasıyla toplumların dönüştürülmesi heyecan verici bir hedef olabilirdi ama dünyanın ‘küresel bir köy’ haline geldiği mevcut koşullarda, bu tip hedefler artık gülünç olmaktan öteye gidemez. Ben sanatın bireyselleştiğini ve toplumsallaştığını ve bu ikisinin aynı anda olmasının sanatın demokratikleşmesi açısından faydalı da olabileceğini düşünüyorum. 

Sonuç olarak, çağın değiştiğini kabullenir, sanatın en nihayetinde bir toplumun ihtiyaçları ile ilgili olduğunu düşünürsek, yaratıcılığın süreceğine ve her şeye rağmen yeni ve özgün eserlerin verilebileceğine inanıyorum. Castoriadis’in modern dünyası büyük bir idealdi ama her ideal gibi kusurlu yanları vardı. Mevcut idealimiz için de aynı şey geçerli olacaktır. İnsanlık yaptığını yıkarak, bozarak, düzelterek yolculuğunu sürdürecek; “O sanat iyi, bu ise berbat” demek yerine yaratmak, üretmek, çalışmak ve sanatla uğraşmak isteyen kuşakları daha çok teşvik etmek çok daha faydalı olacaktır.  

Kaynakça

Castoriadis, C. 1991. The Crisis of Culture and the State. Philosophy, Politics, Autonomy. Ed. David 

Ames Curtis. New York: OUP. s. 219-242.  

____ 1997. The Crisis of Western Societies. The Castoriadis Reader. Ed. David Ames 

Curtis. Oxford: Blackwell. s. 253-266. 

____. 1997. The Logic of Magmas and the Question of Autonomy. The Castoriadis Reader.  Ed. David Ames Curtis. Oxford: Blackwell. s. 290-318. 

____. 2005. The Imaginary Institution of Society. Cambridge: Polity Press.  

 

 

[1] Cornelius Castoriadis, The Crisis of Western Societies, The Castoriadis Reader, Ed. David Ames 

Curtis, Oxford, Blackwell, 1997, s. 261-262. 

[2] Cornelius Castoriadis, The Logic of Magmas and the Question of Autonomy, The Castoriadis Reader, Ed. David Ames Curtis, Oxford, Blackwell, 1997, s. 311. 

[3] Cornelius Castoriadis, The Imaginary Institution of Society, Cambridge, Polity Press, 2005, s. 108-110, s. 371-373. 

[4] Cornelius Castoriadis, The Crisis of Culture and the State, Philosophy, Politics, Autonomy, Ed. David 

Ames Curtis, New York, OUP, 1991, s. 223.

[5] Cornelius Castoriadis, The Crisis of Western Societies, s. 259-260. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR