1 Aralık 2020 Salı 11:09

Kültürleri birleştiren bir müzisyenin yolculuğu: İSTANBUL-TEL AVİV

Uzun yıllardan beri Türkiye’de yaşayan, niş müziğiyle hepimizin tanıdığı İsrailli perküsyon sanatçısı-besteci-yazar Yinon Muallem’in, özel ve sanat yaşamından kesitler sunduğu ‘İstanbul-Tel Aviv’ adlı kitabı okurla buluştu. Öyküsünde, özellikle bu topraklarda yaşadığı mutlulukları, hayal kırıklıklarını, evliliğini, iki kültür arasındaki gelgitlerini tüm içtenliği ve açık yürekliliği ile paylaşan Muallem, kitabıyla bizleri hayat yolculuğuna ortak ediyor.

TUNA SAYLAĞ Sanat 3256 görüntüleme
28 Ekim 2020 Çarşamba

Doğu’nun gizemli seslerini Batı’nın enstrümanlarıyla buluşturan etnik müzik ustası Yinon Muallem, müzikal yeteneğini Iraklı aile büyüklerinden almış. 2002’den beri hayran olduğu İstanbul’da yaşayan, buradan aldığı ilhamla besteler yapan ve bir Türk’le evlenen sanatçı, bir İsrailli olarak Müslüman bir ülkede yaşamanın zorluklarına rağmen özveri, iyi niyet ve çabayla her güçlüğün altından kalkılabileceğini anlatıyor kitabında. Bir çırpıda okuduğum hikâyesini eminim siz de çok seveceksiniz. İşte sohbetimizden bazı satırbaşları…

Uzun yıllardan beri aramızdasın… Türkiye’de bir İsrailli olarak yaşamak, müzik yapmak nasıl bir deneyim?

Benim için Türkiye’de yaşamak, müzik yapmak, bu topraklardan ilham almak çok özel. Kendime ve başkalarına hep dedim ki, “İsrail’de kalsaydım eminim başka bir insan, başka bir müzisyen olurdum.” Türkiye, özellikle de İstanbul, Türk kültürü, Türk sesleri ve bu ülkede yaşamak müziğime, hayatıma çok ilham verdi.

İstanbul-Tel Aviv hattında, iki kültür arasında gidip gelirken seni en çok neler ve hangi dönemler zorladı?

Bu 18 sene içinde, yani 2002’den bugüne, zaman zaman çok zor dönemler geçirdim. Mesela 2009’da -ki henüz Dilek’le evlenmemiştik- altı seneden beri birlikte çalıştığım Osmanlı Sazendeleri ile yollarımızı ayırdık. Bu kopuş beni kötü etkiledi. İsrail’de birinci Gazze operasyonu devam ederken burada her gün protestolar yapılıyordu, atmosfer hiç iyi değildi. O yıl İsrail’e taşındık ve 1,5 yıl orada yaşadık. Ama orası da zordu ve birçok aksilik yaşayınca döndük. Bu kez Mavi Marmara olayı patladı. Ardından gelişen olaylar, İHH gösterileri, protestolar… Çok zor zamanlardı. O dönemde birçok konserim iptal oldu. Bunlardan biri de İsrail’den getirtilen Chagall sergisi için Pera Müzesinde vereceğim konserdi. Yaşadığım zorluklar sadece Türkiye-İsrail siyasi ilişkileriyle değil, Türkiye’nin kendi koşulları ile de ilgiliydi. Bunun yanı sıra Türk sanatçılarla çalışmak, onları konser vermek üzere İsrail’e götürmek ya da İsrailli müzisyenleri aynı amaçla İstanbul’a getirtmek sürekli çıkan aksilikler nedeniyle yıpratıcı tecrübelerdi. Yaşadıklarımdan bir örnek verecek olursam; mesela İsrail’de Türk müzisyenlerle bir konser düzenliyorsunuz ama etkinliğe bir ay kala Gazze’de çarpışmalar çıkıyor; o vakit müzisyenler doğal olarak gelmeye çekiniyor, başka zaman gelelim diyorlar ya da Ben Gurion Havalimanında karşılaştıkları sıkı kontrollerden şikâyet ediyorlar. Kitapta yazdığım müezzin Halil’in macerası bu duruma çok iyi bir örnek. Bir konser için İsrail’e gelecek olan Hafız Halil aniden çıkan bir görevi nedeniyle kararlaştırılmış tarihte Tel Aviv’e grupla birlikte gidemiyor. Konser günü şehre tek başına gelmek durumunda kalan Halil, pasaportundaki İran, Suriye vizeleri nedeniyle ve İngilizce de konuşamadığı için havaalanı polisi tarafından geri gönderilmek isteniyor. Benzeri olaylarla birçok kez karşı karşıya kaldım. Tabii bu tür olaylar karşısında soğukkanlılığınızı muhafaza edip paniğe kapılmamak gerekiyor.

İstanbul seni hangi yanlarıyla büyüleyip bir İsrailli olarak burada yaşamaya ikna etti?

İstanbul’da birçok şeyi beni etkiledi, özellikle de ilk kez geldiğim 2000 yılında… Henüz burada yaşamıyordum, gezmek ve müzik aletleri satın almak için gelmiştim. Mimarisi, havası, vapur sesleri, ezan sesleri, çarşıdaki sesler… İlk zamanlarda her şey bana mucizevî, rüya gibi gelmişti. Her sabah saat beşte duyduğum ezan sesi beni büyülemişti… Ama kitapta da yazdığım gibi zaman içinde her ezanın aynı güzellikte okunmadığını fark ettim. Doğal olarak uzun yıllar aynı yerde yaşayınca, perspektif değişiyor ve o hayranlık azalabiliyor.

Kitabında o kadar içten ve duygusal anılar, anekdotlar var ki… Bu kadar açık yürekli olmayı nasıl başardın?

Karakterim böyle; açık, dürüst bir insanım, en azından kendimi öyle biliyorum. Her zaman gerçek ve doğru olanla yüzleşirim. İnsan aynaya baktığı zaman hem iyi hem kusurlu yanlarını görmeli. Zor da olsa ben öyle yapıyorum çünkü başka yol bulamıyorum. Özel hayatımda da, sanat hayatımda da aynıyım.  Aslında kitabın İbranice versiyonu çok daha cesur. Orada Dilek’le, bazı arkadaşlarla ve Türkiye ile ilgili düşüncelerimi daha açık yazdım ama Türkçe tercümesine biraz sansür uyguladılar maalesef…

Senelerdir bu topraklarda yaşıyorsun, eşin Türk; kişiliğinde, dünyaya bakışında, alışkanlıklarında değişiklik oldu mu, yani biraz Türkleştin mi?

Mutlaka ki biraz Türkleştim; 18 yıldır bu topraklarda yaşıyorum, Türk pasaportum var, burası evim oldu. Kendimi hâlâ İsrailli olarak görsem de bir dualite de var. Mesela Türkler rakı içmeyi seviyor, ben de öyle, hatta daha çok. Şüphesiz Türk kültürüne ait birçok şeyi benimsedim, içselleştirdim. İstanbul’da yaşamak Tel Aviv’de yaşamaktan farklı. İstanbul büyük ve kozmopolit bir metropol. Çok daha ilginç kesişmeler oluyor. Örneğin burada İranlı, Iraklı, Mısırlı müzisyenlerle çalışma imkânı buldum ki bu fırsatı elde etmek Tel Aviv’de çok zor.

Çocukların iki kültürlü mü büyüyorlar? Mesela İbranice konuşuyorlar mı?

Çocukları rahat büyütüyoruz. İbranice konuşuyorlar ama İsrail’de yaşayan çocuklar kadar değil. Konservatif insanlar değiliz. Her iki ülkenin, dinin bayramlarını onlara anlatıyoruz ve kutluyoruz. Özellikle mutlu bayramları, Hanuka ve Purim gibi… Çocukların çifte vatandaşlıkları var. Büyüyünce yaşamlarına İsrail’de mi, Türkiye’de mi yoksa başka bir yerde mi devam etmek istediklerine kendileri karar verecek. Onlar mutlu olurlarsa biz de mutlu oluruz.                                                  

Pandemi sürecini müziğin açısından nasıl değerlendirdin? Yeni bir albüm hazırlığı var mı?

İnsanlık, dünya çok zor zamanlardan geçiyor. Martta başlayan pandemi süreci boyunca farklı dönemler yaşadım. Mesela başlarda yaratıcıydım. Sonra aniden her şeyin durduğunun ayırtına vardım. Konserler yok, provalar yok, atölye çalışmaları yok, evde karantinadayım. Ama boş durmadım, evimdeki stüdyoda yeni parçalar besteledim, kayıtlar yaptım, video-klipler çektim. Böylece yeni albümün hazırlıkları başladı. Yurtdışından 15 kadar müzisyen katıldı bu hazırlığa; İsrail, Danimarka, Almanya, Avustralya, Hindistan ve Çekya’dan… Yeni Albümün ismi Norwegian Wood’. Beatles’ın bu ünlü parçasına yeni bir düzenleme yaptım. Albümde hepsini pandemi sırasında bestelediğim dokuz parça olacak.

COVID-19 herkesi çok etkiledi ama özellikle sahne sanatçıları ve müzisyenler oldukça zor durumda. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Bu duruma çok üzülüyorum sadece kendim için değil, özellikle benden daha zor durumda olanlar için. Ve maalesef Türkiye bu konuda örnek ülkelerden değil. Sanatçıya hiçbir maddi destek yok. İsrail’de az da olsa parasal bir yardım var. Burada insanları kaderleri ile baş başa bıraktılar. Mesela bir mekânda enstrüman çalarak para kazanan ve bu parayla evini geçindiren müzisyenlerin hiçbir geliri kalmadı. Bir kısmı intihar etti. Tabii sadece onlar değil, tiyatrocular, plastik sanatlarla uğraşanlar, aktörler, hepsi çok zor durumda. Yani durum çok kötü ve bu, bir ülke için övünülecek bir şey değil.

Gelecek planlarınızda yeniden İsrail’de yaşamayı denemek var mı?

Şu anda öyle bir şey düşünmüyoruz. İsrail’e bakınca da çok üzülüyorum, insanlar bunalmış bir durumda, zor günler geçiriyorlar. Eşim Dilek Ericsson’da çalışıyor, Stockholm’dan iki kez teklif aldı ama oraya da gitmedik. Türkiye’yi bırakmak bizim için çok zor, bu ülkeyi seviyoruz biz. Tabii ilerleyen günlerde ne olacağı belli değil ama ümit ederim ki, çok yakında herkes için durumlar düzelir.   

 

Not: Sanatçının kitapta yer verdiği anılarından ilham alarak yaptığı besteleri, ‘www.yinonmusic.com/istanbul-telaviv’ adresinden ya da kitabın arka kapağındaki kare kodu okutarak dinleyebilirsiniz.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mozotros Ailesi-İrvin MANDEL

Mozotros Ailesi-İrvin MANDEL

Tünelin Ucu-İzel ROZENTAL

Tünelin Ucu-İzel ROZENTAL