16 Nisan 2021 Cuma 01:52
Beymen 5-20Nisan
Beymen 5-20Nisan

A Ğ A T A K I L A N L A R

Barışa inanan İsrail yurttaşları, Arap asıllılar ve Ortadoğu dünyasında Yitzhak Rabin tutulan bir liderdi. Hâlâ kalabalık bir kitlenin umudu olduğu anlaşılıyor. Her hafta Netanyahu’ya karşı yapılan mitinglerin on dokuzuncusu suikastın 25. yıl anısına tertiplendi. Tel Aviv ve Kudüs’ün sokakları protestocu kitlelerle doldu. Bizim basında bu haber pek yer almadı. Şalom’da (4 Kasım) Elda Sasun’un sayfa haberi ve yorumunu okumak mümkün. İLBER ORTAYLI - HÜRRİYET

İzak BARON Diğer 2987 görüntüleme
11 Kasım 2020 Çarşamba

Bu Haftanın “Takılanlar”ı - Alıntılar

  • SUUDİ ARABİSTAN’IN BAŞINI ÇEKTİĞİ ÜLKELER, ÖNCELİKLİ TEHDİT OLARAK GÖRDÜKLERİ İRAN KARŞISINDA, ABD’DEN SONRA, İSRAİL’İ DE YANLARINA ÇEKEREK KENDİ AÇILARINDAN ÖNEMLİ BİR ADIM ATMIŞLARDIR

Dünyanın gözü kulağı ABD başkanlık seçimlerinden gelecek sonuçlara çevriliyken, dış politikada başka konuda yazmak zor. Lakin ABD’nin son dönemde İsrail ve Arap ülkelerini uzlaştırma çabalarını ihmal etmemek, bunun olası sonuçlarını düşünmek gerekiyor.

Malum, son haftalarda İsrail, birbiri ardına Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan ile ilişkileri normalleştirme yönünde antlaşmalar imzaladı. Bu imzaların duyurusunu, bizzat ABD Başkanı Donald Trump yaptı, kendi arabuluculuğunun altını çizerek ve başka müjdeli haberler vereceğini belirterek. Mısır ve Ürdün ile ilişkileri zaten yıllardır iyi olan İsrail, ABD’deki başkanlık seçiminden sonra, Suudi Arabistan ve Katar dahil, 5 Müslüman ülkeyle daha, ilişkileri normalleştirmek için müzakereleri sıklaştıracaklarını açıkladı. Suudi Arabistan ve Katar dışındaki üç ülke; Umman, Nijer ve Fas.

Peki, ABD’nin bu arabuluculuk çabalarını, İsrail’in Arap ülkeleriyle, İslam ülkeleriyle yakınlaşma adımlarını nasıl açıklamalı? Sıralayalım...

Birincisi, Türkiye’nin yakın ilişkilere sahip olduğu, üs kurduğu, uğruna Suudi Arabistan ile gerilimi göze aldığı Katar, İsrail’le uzlaşınca, bir süredir sorun yaşadığı Suudi Arabistan ve öncülük ettiği Arap ülkeleriyle de barışacaktır. Bu yöndeki hazırlıklar, aylardır diplomasi kulislerinde konuşulmaktadır.

İkincisi, ABD bu hamlelerle, stratejik ortağı olan İsrail’in güvenliğini daha da sağlama almıştır. İsrail üzerinde zaten zayıf olan Arap baskısını daha da zayıflatmıştır.

Üçüncüsü, Suudi Arabistan’ın başını çektiği ülkeler, öncelikli tehdit olarak gördükleri İran karşısında, ABD’den sonra, İsrail’i de yanlarına çekerek kendi açılarından önemli bir adım atmışlardır.

Dördüncüsü, İsrail ve Arap ülkeleri arasındaki normalleşmeyle, bölgede Türkiye karşıtı cephe bir hamle daha yapmıştır. Arap dünyasında, İran karşıtlığı ile Türkiye karşıtlığı adeta eşitlenmiş, bazı Arap ülkelerinde Türkiye karşıtlığı, İran karşıtlığını geçmiştir.

Beşincisi, İsrail - Arap yakınlaşmasının Libya’da, Suriye’de, Doğu Akdeniz’de, enerji kaynak ve güzergâhları için verilen mücadelede ciddi yansımaları olacaktır. ABD, bunu fırsat bilip hem Türkiye hem de İran üzerindeki baskısını daha da artıracaktır.

Altıncısı, bu yakınlaşmayı, yine ABD’nin talimatıyla yaşanan bir diğer yakınlaşmayla birlikte yorumlamak gerekir. O da Irak’ın kuzeyinde Barzani ile PKK terör örgütü arasındaki yakınlaşmadır. Gerek Barzani’nin gerekse PKK terör örgütünün ABD emperyalizmine ve İsrail’e olan sadakati bilinir.

BARIŞ DOSTER

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-doster/arap-israil-yakinlasmasi-turkiye-ve-iran-1788268

 

  • İSRAİL DEVLETİ TRUMP’IN YOLUNDAN MEMNUNDU, OBAMA’NINKİNDEN DEĞİL…

İsrail devleti, Trump yönetiminden oldukça memnundu. Trump hem Obama’nın İran’la yaptığı nükleer anlaşmadan çekilmiş hem de Körfez ülkeleri ile İsrail arasında “normalleşme” başlatmıştı. İsrail-Körfez ittifakı, İran için oldukça tehditkâr bir gelişmeydi.

Önceki yazılarımızda da işlemiştik: Obama ve Trump’ın İran politikaları birbirine zıttı ama aslında aynı büyük stratejinin altındaki farklılıktı. Obama da Trump da ABD’nin büyük stratejisi gereği esas rakibi Çin’e yönelmek üzere Ortadoğu’dan asker çekmeye çalıştı, önemli ölçüde de çekti.

Bu süreçte İsrail’in güvenliği için Obama farklı bir yolu, Trump ise farklı bir yolu seçti. Fakat İsrail devleti Trump’ın yolundan memnundu, Obama’nınkinden değil…

MEHMET ALİ GÜLLER

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mehmet-ali-guller/israilin-biden-endisesi-1789134

 

  • OBAMA DÖNEMİ İSE BİR ÇOK GÖZLEMCİ VE TRUMP TARAFINDAN ABD-İSRAİL İLİŞKİLERİNİN EN KÖTÜ DÖNEMİ OLARAK NİTELENDİRİLMİŞTİ 

Trump’ı önceki başkanlardan ayıran bir diğer önemli husus ise, İsrail’e dair yaklaşımında ortaya çıkmıştır. Her ne kadar ABD’de İsrail konusunda partiler üstü bir konsensus olduğu kabul edilse de, tarihsel süreç boyunca, iki ülke ilişkileri sanıldığı kadar pürüzsüz geçmedi. Öyle ki, 1956 Süveyş krizinde ABD, İsrail’i değil, Mısır tarafını desteklemişti. 1967 Savaşı’ndan itibaren ABD, esasen savaş öncesi sınırları baz alan bir süreçle, iki devletli çözümü resmi bir politika olarak benimsemişti. Obama dönemi ise bir çok gözlemci ve Trump tarafından ABD-İsrail ilişkilerinin en kötü dönemi olarak nitelendirilmişti. 

Obama yönetiminin son icraatlarından biri, Aralık 2016’da İsrail’in illegal yerleşim merkezlerini kınamaya yönelik BM Güvenlik Konseyi kararını veto etmemesi olmuştu. Bu tutum, sosyal medya üzerinden “İsrail güçlü kal, 20 Ocak yaklaşıyor” mesajı yayınlayan Trump tarafından sert bir dille eleştirilmişti. 

Nitekim Trump kendi döneminde, İsrail’e, tarihte görülmemiş bir destek açısından sundu. İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail sağından bile daha sert görüşleriyle tanınan ABD Büyükelçisi David Friedman ve şahsi dostu Jared Kushner’in de yardımıyla, Trump yönetiminden dört kritik konuda istediğini aldı: (1) İran’la nükleer anlaşmanın iptali ve bu ülkeye yönelik ekonomik yaptırımların sertleştirilmesi, (2) işgal altındaki Golan Tepeleri’nin İsrail toprağı olarak tanınması, (3) Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması ve ABD büyükelçiliğinin taşınması, ve son olarak (4) İbrahim Anlaşması süreciyle İsrail’in BAE, Bahreyn ve Sudan ile diplomatik ilişkilerinin başlaması. Esasen Suudi Arabistan’ın örtülü tarafı olduğu Arap-İsrail normalleşme süreci çerçevesinde, Umman’la da müzakereler sürüyor. 

HASAN KÖSEBALABAN

https://www.karar.com/yazarlar/hasan-kosebalaban/trumpin-orta-dogu-mirasi-1587584

 

  • KENDİSİNİ "SİYONİST" VE "İSRAİL'İN SADIK DESTEKÇİSİ" OLARAK TANIMLAYAN BİDEN'IN, BAE VE BAHREYN İLE BAŞLAYAN ARAPLARLA İSRAİL ARASINDAKİ NORMALLEŞME SÜRECİNE TAM DESTEK SUNMASI DA BEKLENİYOR

Biden'ın başkanlık koltuğuna oturması halinde Trump'ın damadı Jared Kushner'e hazırlattığı "Yüzyılın Anlaşması" çerçevesindeki inisiyatifleri sürdürüp sürdürmeyeceği de merak ediliyor.

Biden Kushner'in Orta Doğu'nun en zorlu meselesinde bir barış inisiyatifi yürütecek kapasitede biri olduğuna inanmıyordu.

Fakat kim gelirse gelsin, İsrail-Amerikan ilişkilerinin tabiatı değişmiyor.

İsrail 2016'da ABD'den görülmemiş düzeydeki 38 milyar dolarlık yardım paketini Biden sayesinde garantilemişti.

Biden iki devletli çözüme inanıp, yasadışı yerleşimlerin genişlemesine karşı çıkarken, Trump'ın barışı imkansız kılan adımlarını tersine çevireceğini söylüyor.

Yine de öngörü, Trump'ın İsrail lehine sağladığı kazanımları koruyacağı yönünde. Bunlara Amerikan Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınması dahil.

Biden, Suriye'ye ait Golan Tepeleri'ndeki ilhakı tanıyan başkanlık kararnamesine de sadık kalabilir. Kendisini "Siyonist" ve "İsrail'in sadık destekçisi" olarak tanımlayan Biden'ın, BAE ve Bahreyn ile başlayan Araplarla İsrail arasındaki normalleşme sürecine tam destek sunması da bekleniyor.

Bunlarla birlikte Biden, Trump döneminde oluşmuş yeni durum üzerinden Filistin Yönetimi'ni muhatap alan görece dengeli eski politikaya dönebilir.

Bu politika iki devletli çözümü dillendirmeyi, Filistin diplomatik misyonunun Washington'da çalışmasına izin vermeyi ve Birleşmiş Milletler'in Filistin'e destek programlarına katılmayı içeriyor.

FEHİM TAŞTEKİN

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54825441

 

  • HER HAFTA NETANYAHU’YA KARŞI YAPILAN MİTİNGLERİN ON DOKUZUNCUSU SUİKASTIN 25. YIL ANISINA TERTİPLENDİ. TEL AVİV VE KUDÜS’ÜN SOKAKLARI PROTESTOCU KİTLELERLE DOLDU. BİZİM BASINDA BU HABER PEK YER ALMADI. ŞALOM’DA (4 KASIM) ELDA SASUN’UN SAYFA HABERİ VE YORUMUNU OKUMAK MÜMKÜN

YITZHAK RABIN İsrail Genelkurmay Başkanı’ydı. Britanya mandası devrinde mücadelenin silahlı olduğuna inanan Hagana’ya üye oldu. Bu yüzden bir müddet manda idaresi onu hapse attı. Filistinlilere karşı milli savunma bakanıyken yer yer sert davrandığı da bilinir ama adil olmayı da bildi. İlk defa kolay yolu denemekten vazgeçti, başbakanken koalisyon kabinesinde dinci muhafazakâr partilere yer vermedi, aksine Arap Partisi’yle ortak oldu. Politikasına saldırıların başında o zaman Benjamin Netanyahu geliyordu. 25 yıl evvel, 4 Kasım 1995’te sağ görüşlü hukuk talebesi Yigal Amir tarafından bir barış mitinginde öldürüldü.

Barışa inanan İsrail yurttaşları, Arap asıllılar ve Ortadoğu dünyasında Yitzhak Rabin tutulan bir liderdi. Hâlâ kalabalık bir kitlenin umudu olduğu anlaşılıyor. Her hafta Netanyahu’ya karşı yapılan mitinglerin on dokuzuncusu suikastın 25. yıl anısına tertiplendi. Tel Aviv ve Kudüs’ün sokakları protestocu kitlelerle doldu. Bizim basında bu haber pek yer almadı. Şalom’da (4 Kasım) Elda Sasun’un sayfa haberi ve yorumunu okumak mümkün.

İLBER ORTAYLI

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ilber-ortayli/abd-secimleri-41657104

 

  • “AZINLIK OLMAKTAN KAYNAKLANAN ‘GÜVENLİKLİ YAŞAM’ İSTEĞİ, BİREYLERİN KİMLİK VE MEKÂN ALGISINI ŞEKİLLENDİRMEKTEDİR”

Kamondo Han, kültürel ilişkilerin biçimlendiği, tarihsellik, dayanışma, komşuluk, biraradalık, aidiyet gibi unsurlardan oluşan bir yerdi. Bu yönüyle en çok bir mahalleye benzerdi, katılıyorum. Bu bağlamda, gündelik hayatın akışı üzerinde her açıdan denetim kuran, çok çağrışımlı bir anlam bütünlüğünü ifade ediyor. Başka bir yönden bakarsak, mahalle kentin sosyal ve fiziki dokusunu belirleyen önemli bir unsurdur. Kamondo Han bu açıdan da mahalle tanımına uyuyor. Çünkü kültürel ve fiziki anlamda Galata’nın kimliğini biçimlendiren mekânların başında geliyor. Ekonomik zorunluluğu göz ardı etmeyerek, şunun altını çizmek isterim ki mahalle yerleşimleri kültürel bir tercihtir. Dolayısıyla Kamondo Han da sakinleri tarafından bilinçli tercih edilmişti. Kitapta da görebileceğiniz gibi, sakinlerinin büyük çoğunluğu Yahudi toplumuna mensuptu. Bunda da kendi toplumunun kültürel ve dini yapılarına yakın olmak, kendi insanlarıyla birarada olmak düşüncesi etkili olmuştur. Azınlık olmaktan kaynaklanan ‘güvenlikli yaşam’ isteği, bireylerin kimlik ve mekân algısını şekillendirmektedir. Zihinlerdeki yerleşim yeri, biraradalık ve iç içe olmakla özdeşleşmiştir. Bu anlaşılabilir bir durum. Bu nedenle Kamondo Han’da bir güven duygusu hâkimdi. Bu güven duygusunun oluşmasında ortak inanç ve değerler en önemli rolü üstleniyordu. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Kamondo Han Galata’nın dokusunu mikro bağlamda analiz etmek için son derece olanaklıydı. Umuyorum ki gelecek çalışmalar için yol açıcı olur.

SUZAN NANA TARABLUS (Ferda Balancar Röportajı)

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/24838/bir-zamanlar-galata-ve-yahudiler

 

  • “EDİRNE’DE YAHUDİLERİ ÖZELLİKLE TİCARİ ALANDAKİ ÜSTÜNLÜKLERİ DOLAYISIYLA HEDEF ALAN ÜÇ BÜYÜK OLAY MEYDANA GELDİ”

“Edirne’de Yahudileri özellikle ticari alandaki üstünlükleri dolayısıyla hedef alan üç büyük olay meydana geldi. Bu olaylar, yerelde meydana gelmesine rağmen ulusal politikalardan kesinlikle bağımsız değildirler. Hatta bunlar, yerel eşrafın devlet görevlileriyle işbirliği sonucunda gerçekleşmiş olaylardır. Bu işbirliği düşünsel alanla da sınırlı kalmamıştır. Müslüman-Türk ahali Rum ve Ermenilerin mülksüzleştirilmesinden fayda sağladığı gibi, bu olayların sonucunda Yahudilerin mülksüzleştirilmesinden de fayda sağlamış ve yeniden ilkel birikimlerini gerçekleştirmiştir. Devlet de ‘gayrimilli’ gördüğü bu kesimin tasfiyesiyle homojenleştirme politikalarında sonuca bir adım daha yaklaşmıştır. Yani bu işbirliğinden hem devlet hem de Müslüman yerel eşraf fayda sağlamıştır. İşte bu olaylardan ilki 1934 Trakya Olayları olarak anılan Yahudilerin Trakya’dan sürülmesidir. Bu olay yereldeki dinamiklerden ulusal güçlere kadar birçok aktörün dahil olduğu bir süreç sonunda meydana geldi.”

İLKAY ÖZ (Serhat Sarısözen Röportajı)

https://tr.sputniknews.com/gundem_disi/202011081043188005-ilkay-oz-turk-ulus-devleti-rejimini-kapitalist-bir-rejim-olarak-tesis-ettigi-icin-gayrimuslimleri/

 

  • BU EKSİKLİĞE RAĞMEN SORUYA VERİLEN YANITLARDAN, EĞİTİM DÜZEYİNİN ARTMASI İLE BİRLİKTE TÜRKİYE’NİN DOĞU AKDENİZ KRİZİNİN ÇÖZÜMÜ İÇİN LİBYA VE İSRAİL GİBİ ÜLKELERLE İŞBİRLİĞİ YAPMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN ORANLARININ ARTMAKTA OLDUĞU İZLENMEKTEDİR

Ankette yer alan bir diğer başlık, “Türkiye, Doğu Akdeniz krizinin çözümü için Libya ve İsrail gibi ülkelerle işbirliği yapmalı mı?” sorusu. Buna göre katılımcıların yarısı Doğu Akdeniz krizinin çözümü için Türkiye’nin Libya ve İsrail gibi ülkelerle işbirliği yapması gerektiğini düşünürken, yüzde 34’ü işbirliğine taraftar olmadığını beyan etmiştir. MHP seçmenlerinin yüzde 71,8’i, HDP seçmenlerinin yüzde 61,4’ü, İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 55,2’si ve AK Parti seçmenlerinin yüzde 42,2’si Türkiye’nin Doğu Akdeniz krizinin çözümü için Libya ve İsrail gibi ülkelerle işbirliği yapması gerektiğini belirtmiştir. İlginç olan ise AK Parti seçmenlerinde yaşanan düşüştür. Belki de bu düşüş, soruda İsrail’in geçiyor olmasından ileri gelmektedir. Bu noktada tek bir soru sormak yerine ayrı ayrı “Mısır”, “Libya”, “İsrail” ve hatta “Yunanistan”a yer verilmesi kamuoyunun hangi ülkelerle işbirliği yapılmasına taraftar olduğunu tespit etmede daha sağlıklı bir fikir sağlayabilirdi. Bu eksikliğe rağmen soruya verilen yanıtlardan, eğitim düzeyinin artması ile birlikte Türkiye’nin Doğu Akdeniz krizinin çözümü için Libya ve İsrail gibi ülkelerle işbirliği yapması gerektiğini düşünenlerin oranlarının artmakta olduğu izlenmektedir.

DOÇ. DR. İSMAİL ŞAHİN

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-turkiye-kamuoyu-ve-dogu-akdeniz-krizi/2037116

 

  • UZMANLAR NETANYAHU İLE YAKIN DOSTLUĞU BULUNAN BİDEN’IN, ABD’DEKİ İSRAİL YANLISI POLİTİKAYI BÜYÜK ÖLÇÜDE DEVAM ETTİRECEĞİNİ BELİRTİYOR

Her ne kadar rengini belli etmese de başkanlığı süresince Tel Aviv’in tüm isteklerini gözü kapalı yerine getiren Trump’ın seçimi kaybetmesinin İsrail yönetiminde üzüntüyle karşılandığı dile getiriliyor.

İsrail İçişleri Bakanı Aryeh Deri, 3 Kasım’da yaptığı açıklamada, seçimi Trump’ın kazanması için dua ettiğini söyleyerek tarafını belli etmişti.

Eski İsrail İletişim Bakanı Eyüb Kara da Amerikan Yahudilerinin büyük çoğunluğunun seçimde Biden'a destek vererek Trump'a "ihanet" ettiğini savundu.

Başbakan Binyamin Netanyahu, kesin olmayan sonuçların açıklanmasının ardından yayınladığı mesajla, Biden’ı tebrik ederken, ABD ile İsrail arasındaki ilişkileri geliştirmek istediğini dile getirdi.

Uzmanlar Netanyahu ile yakın dostluğu bulunan Biden’ın, ABD’deki İsrail yanlısı politikayı büyük ölçüde devam ettireceğini belirtiyor.

Biden seçim kampanyasında yaptığı açıklamalarda, Kudüs’teki ABD Büyükelçiliğini tekrar Tel Aviv’e taşımayacağını söylemişti.

Yeni başkanın Trump’ın 2018’de çekildiği İran ile imzalanan nükleer anlaşmayı yeniden müzakere etme ve yeniden uygulama ihtimali de İsrail’i endişelendiriyor.

Ayrıca Biden’ın Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinin statüsü ve genişletilmesine yönelik konularda Trump’tan farklı düşündüğü ifade ediliyor.

Biden, 2010’da ABD Başkan Yardımcısı görevindeyken, İsrail’in Doğu Kudüs’te yer alan bir yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine yeni konut inşa planını kınamıştı.

Bu durumlar göz önünde bulundurulduğunda Filistin İsrail’in her istediğine onay veren Trump’tan kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. Tel Aviv yönetimi ise hayal dahi edemeyeceği konularda İsrail lehine kararlar veren Trump yerine bazı konularda kendisiyle farklı düşünebilecek Biden ile 4 yıl boyunca çalışmak zorunda kalacak.

MUSTAFA DEVECİ

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/biden-in-secim-zaferi-filistin-i-sevindirirken-israilde-ise-olasi-etkileri-konusuluyor-/2037013

 

  • BU YENİ DÖNEMDE ÜZERİNDE ÖZELLİKLE DURULMASI GEREKEN İSRAİL’İN İMAJININ DEĞİŞİYOR OLDUĞUDUR. BARIŞSEVER, BARIŞ ANTLAŞMALARI İMZALAYAN, ABD’NİN DESTEKLEDİĞİ BİR İSRAİL SÖZ KONUSUDUR

İsrail; ülkenin algıladığı tehditleri bertaraf etmek için, Arap dünyasındaki “düşman devlet” imajını “müttefik devlet imajına” çevirme yoluna gitmektedir.  Netanyahu, son dönemde yaptığı açıklamalarda, İsrail’in Arap devletleri için bir tehdit olmadığının anlaşıldığını, İsrail’in radikal İslami teröre karşı, savaş alanında vazgeçilmez bir müttefik olarak görülmeye başlandığını, ifade etmektedir. Arap dünyasında, 70 yıldır kendilerine karşı sürdürülen geleneksel karalamaların değişebileceğini ve Arapların, Yahudi halkı ve Yahudi devletine karşı tutumlarını yeniden değerlendirdiklerini, belirtmiştir (Yesevi, 2017b; Jerusalem Post, 23.22.2016). İbrahim antlaşması, BAE ve Bahreyn ile yapılan antlaşmalar, İsrail ve ABD için seçim yatırımı olarak görülüyor. Trump’ın, Yahudi lobisini yanında tuttuğu belirtiliyor.

İsrail, 3 milyar dolarlık ABD yardımı alan bir ülke. Pek çok platforma geçmişteki yaşanılan “mağduriyet” üzerinde duruluyor. İsrail için düşman her yerdedir.  Komşularla ve coğrafyanın etkisiyle “güvensizlik” ve bunu yenmek için şiddet içeren güvenlik politikaları uygulanıyor.İsrail’i şekillendiren, korku yanında ciddi bir kendine güvenme söz konusu. Yahudi halkı eşşiz, seçilmiş bir toplumdur. Benzersiz olma durumu görülür (Kohn, 1964).

İsrail, bu yeni antlaşmalarla “barış kurucusu” haline gelmeye başlamıştır. Konumlanma ve söylem değişiminin başladığı görülmüştür. Üzerinde asıl durulması gereken konu budur.  İslami terör ve şiddet sarmalından normalleşmeye gidildiği ilan edilmektedir. “Barışsever”, “barış isteyen”, “barış antlaşmaları imzalayan”, “barışçıl” bir İsrail imajı çizilmeye başlamıştır. İsrail, bölgede yeni müttefikler elde etmiştir.

Bu yeni dönemde üzerinde özellikle durulması gereken İsrail’in imajının değişiyor olduğudur. Barışsever, barış antlaşmaları imzalayan, ABD’nin desteklediği bir İsrail söz konusudur. Bölgedeki yalnızlığı sonlanmıştır. İsrail toplumunun dayanışmasında rol oynayan tehditler ortadan kalkmış değildir. Ancak barış antlaşmalarıyla öne çıkan yeni bir gündem bulunmaktadır. Filistin sorunun; bölgedeki başat rolü değişmeye başlamıştır.

DOÇ. DR. ÇAĞLA GÜL YESEVİ

https://www.21yyte.org/tr/israil/korfez-ulkeleriyle-yapilan-antlasmalar-sonrasi-i-srail-in-i-maji-degisiyor-mu

 

Takılan tweetler

GÖKHAN ÇINKARA@GCİNKARA

İsrail'de espri mahiyetinde de olsa şu söyleniyor imiş:

Damat (Kushner) gitti, Gelin (Harris) geldi.

Demokrat Parti'de Amerikan Yahudileri çok güçlüler. Sorun yeni yükselen aktivist sol demografiyi nasıl organize edecekleri.

https://twitter.com/gcinkara/status/1324103502050852866

TULİN DALOGLU@TULİNDALOGLU

Dünya ve Biz programımda bugün Tel Aviv Ün'nden Araştırmacı Akademisyen Dr.

@hayeytan   konuğumdu. Amerika'da yeni başkanın kim olacağı belirsizliğini korurken,Biden seçilecek olursa bunun İsrail ve Ortadoğu denkleminde yansımalarını konuştuk.

Amerika'nın Yeni Başkanı Kim Olacak? | Dr.Hay E. Cohen Yanarocak | Dünya ve Biz | 06.11.2020

https://youtu.be/ThrbFKV79vc  via @YouTube

https://twitter.com/TulinDaloglu/status/1324727269072535552

TÜRKİYE’NİN ARŞİVİ@TCARSİV

4 Kasım 1937 Haber Gazetesi

"Bir kanun teklifi yapıldı:"

"Türkiyeye yeniden Yahudi gelmemesi isteniyor"

"Teklif sahibinin kanaatı: Memleketin huzur ve rahatı bakımından yahudi muhitinin şimdiden ıslahatına çalışılmalı ve bu muhitin genişlemesine âsla meydan verilmemelidir"

 

https://twitter.com/tcarsiv/status/1323931009797230598

HAKAN ÖNAYDIN@HAKANONAYDİN

İzmir'de yaşayan Musevi bir arkadaşım Akhisar'daki Musevi mezarlığını görmek istemişti, kendisini getirdiğimde fark ettim bu mezar taşını; Avram'ın zevcesi Sümbül Ruhuna Fatiha.

Geçmiş zamandaki insanlar daha hoşgörülü ve anlayışlıymış.

https://twitter.com/hakanonaydin/status/1324359092304039937

   AMBERİN ZAMAN@AMBERİNZAMAN

BAE'nin nedenleri ne olursa olsun, birçokları için, Yahudilerin ve Yahudiliğin İran'dan sadece bir taş atımı uzaklıkta bir Arap ülkesi tarafından normalleştirilmesi çok büyük bir mesele, özellikle de Türkiye ile ilişkiler Erdoğan döneminde tüm zamanların en düşük seviyesine ulaştı.

https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2020/11/uae-israel-kosher-restaurant-abraham-accords-dubai-khalifa.html

 

 

https://twitter.com/amberinzaman/status/1323385325159329792

EMRE CAN DAGLİOGLU@BESİKTASLİYAN

1938’de bugün başlayan, Almanya, Çekoslovakya ve Sudetenland’da Yahudileri hedef alan Kristallnacht’ta sinagoglar, dükkanlar talan edildi, onlarca insan öldürüldü. Dönemin Cumhuriyet’ine göre ise bu pogromun sebebi ‘şiddetli bir heyecan’dı.

https://twitter.com/besiktasliyan/status/1325819697242144768

VİYANA ANAHTARI (OKŞAN SVASTİCS)@OSVASTİCS

“Türk Tapınağı”. Adı bu. 82 yıl önce Kasım Pogromunda Naziler’in yakıp yok ettiği sinagoglardan biri de bu. Çünkü 1700’lü yıllardan itibaren Viyana’ya yerleşmiş Osmanlı tebasından Yahudiler var. Sinagogun mimarı, Sefarad kökenlerine bir gönderme olarak doğu motifleri kullanmış.

 

https://twitter.com/OSvastics/status/1325814894189572096

 

Netten okumalar - Linkler

  • ‘KAFKAS KARTALI’ ŞEYH ŞAMİL İLE HASİDİK YAHUDİLER’İN YOLLARI NEREDE KESİŞTİ? – EMİR KORKMAZ

https://kronos34.news/tr/yollari-nerede-kesisti-hasidik-yahudilerin-samil-ilahisi/

  • “ALLİANCE ISRAELİTE UNİVERSELLE İSTANBUL OKULLARI” KİTABI OKUYUCUYLA BULUŞTU

https://www.elazigsonhaber.com/gundem/alliance-israelite-universelle-istanbul-okullari-kitabi-okuyucuyla-h72735.html

  • İSRAİL, “HİÇ DOĞMAMASI GEREKTİĞİNİ” SÖYLEYEN ADAMA 23 MİLYON TL TAZMİNAT ÖDEYECEK

https://www.indyturk.com/node/267811/ya%C5%9Fam/i%CC%87srail-%E2%80%9Chi%C3%A7-do%C4%9Fmamas%C4%B1-gerekti%C4%9Fini%E2%80%9D-s%C3%B6yleyen-adama-23-milyon-tl-tazminat-%C3%B6deyecek

  • TİYATRO HAYATI ÖĞRETİR - İLKER NURİ ÖZTÜRK

https://www.yenisafak.com/hayat/tiyatro-hayati-ogretir-3574085

  • ÇİN-İSRAİL İLİŞKİLERİ – AYŞE YILDIZ

https://insamer.com/tr/cin-israil-iliskileri_3458.html

 

Instagram’dan

  • SEAN CONNERY’NİN TARİHİ İSRAİL SİYASETİ – @İSRAİLEDAİR

 

 

https://www.instagram.com/p/CHDdCZ5rfx0/

Bir Makale

  • TÜRK YAHUDİ BASINI’NDA ÖNCÜ YEDİ GAZETECİ YAŞAMLARI VE ESERLERİ -  NAİM A. GÜLERYÜZ

https://www.academia.edu/38721081/T%C3%BCrk_Yahudi_Bas%C4%B1n%C4%B1nda_%C3%96nc%C3%BC_Yedi_Gazeteci_Ya%C5%9Famlar%C4%B1_ve_Eserleri

Nostalji Köşesi

  • YAHUDİ MAHALLESİ - 1912

 

https://tr.pinterest.com/pin/474848354445138091/

 

Kırmızı Köşe

 

https://twitter.com/misvakdergi/status/1324767638527053824

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GZ

TÜNELİN UCU

TÜNELİN UCU

MOZOTROS AİLESİ

MOZOTROS AİLESİ