16 Mayıs 2021 Pazar 08:08
Zen Poliklinik 1 nolu alan
Zen Poliklinik 1 nolu alan

Pera Müzesinde ´KRİSTAL BERRAKLIĞI´ sergisi: Bu serginin harcında pandemi var!

Pera Müzesi, salgın süresince sanat severleri hiç yalnız bırakmadı. 22 Aralık´ta açılan ´Kristal Berraklığı´, bu süreçteki üçüncü sergi. Kristal imgesinin çağrıştırdığı şeffaflık kavramını farklı anlamlarıyla ele alan ve bu yıla veda niteliğindeki bu etkinlik, küresel krize atıfta bulunuyor. Türkiye ve değişik ülkelerden yirmi sanatçının eserlerini bir araya getiren ´Kristal Berraklığı´ , 2020´yi bitirirken sanatçıların bu seneye bakışlarının adeta bir özeti gibi…

TUNA SAYLAĞ Sanat 3476 görüntüleme
30 Aralık 2020 Çarşamba

Kristal Berraklığı’nın önemli özelliklerinden biri, sergilenen eserlerin büyük kısmının salgın sırasında üretilmiş olması… Ve bu yapıtlar bizim, doğaya gösterdiğimiz hoyrat tutumun sonuçlarıyla yüzleşmemizi sağlıyor.

Küratör ve sanatçıların, ekolojik bir duyarlılıkla yaklaştıkları, her sanatçının kendi yaratıcı, siyasi bakışını ve duygusal damgasını yansıtan sergi, küresel şeffaflık, insan toprak ilişkisi, salgın sürecinde oluşan yeni bedensel davranışlar, diller ve bunların medyadaki yeri gibi konulara odaklanıyor. Kristal imgesinin çağrıştırdığı şeffaflık kavramını farklı anlamlarıyla ele alan Elena Sorokina küratörlüğündeki sergi, büyük bir ekonomi oluşturan minerallerin topraktan çıkarılmasıyla ilgili etik ve ekolojik sorunları da mercek altına alıyor, sanatsal üretimde iş birliğinin altını çiziyor.

TAM MATLIKTAN KUSURSUZ SAYDAMLIĞA...

Açılışta konuşan Pera Müzesi Genel Müdürü Özalp Birol, ‘Kristal Berraklığı’ sergisinin müzenin, salgın döneminde üreterek hayata geçirdiği ilk sergi olarak müzenin tarihinde özel bir yere sahip olacağını kaydetti. Birol, “Kristal Berraklığı Sergisi, sanatçılara, bu süreçte oluşan yeni kavramlarla ve çevremizin bugünkü değişimleriyle ilişkili yeni ve ilginç yapıtlar üretme olanağı tanıdı. Ortaya, küratör ve sanatçıların, ekolojik bir duyarlılıkla yaklaştıkları, her sanatçının kendi temel taşını, kendi yaratıcı ve siyasi bakışını, duyusal ve duygusal damgasını yansıtan; küresel şeffaflık, insan toprak ilişkisi, salgın sürecinde oluşan yeni bedensel davranışlar, diller, bunların medyadaki yeri gibi konulara odaklanan ilginç bir sergi çıktı” dedi.

Elena Sorokina, kristallerin tam matlıktan kusursuz saydamlığa uzanan farklı özellikler taşıdıklarını ve sanattan büyüye, teknolojiden şifacılığa pek çok alanda kullanıldıklarını belirtiyor. Küratör, projenin çıkış noktasını ise şöyle ifade ediyor: “Bilim insanları, canlı olmasalar da kristallerin genellikle ‘büyüdüklerini’ tarif etmiştir. Yaşayan pek çok organizma, kristal üretebilir. Eski kültürlerde kristaller ve mineraller duyuları olan varlıklar gibi görülmüş, canlı ve canlı olmayan, organik ve inorganik madde arasındaki geçirgen sınırlar için mükemmel bir metafor olmuştur.”

Bruno Latour’un ‘Ayağımız Yeryüzüne Bassın’ ve Byung-Chul Han’ın ‘Şeffaflık Toplumu’ adlı kitaplarının, serginin itici gücü olduğunu belirten Sorokina, bu iki düşünüre atıfla “Yeryüzünü ‘etkin, yerel, sınırlı, duyarlı, kırılgan, titreyen ve kolayca rahatsız edilebilen bir kılıf’ olarak görmeliyiz” diyor ve ekliyor: “Bugün herkes her şey hakkında bilgi edinebilir. Her şey ve herkes şeffaf, örtüsüz ve ifşa edilmiş durumdadır. Ne var ki, şeffaflığın karanlık bir tarafı da vardır ve biz farkına bile varmadan matlığa dönüşebilir.”

SERGİYE KİMLER KATILDI

Farklı ülkelerden ve nesillerden sanatçıları bir araya getiren sergide; Sammy Baloji, Minia Biabiany, Katinka Bock, Bianca Bondi, Gaëlle Choisne, Kıymet Daştan, Elmas Deniz, Sinem Dişli, Gluklya (Natalia Pershina-Yakimanskaya), Deniz Gül, Ilana Halperin, Gülsün Karamustafa, Yazan Khalili, Paul Maheke, Şener Özmen, İz Öztat, Hale Tenger, Güneş Terkol, Berkay Tuncay ve Adrien Vescovi’nin eserleri yer alıyor.

BİRAZ DA ESERLERE GÖZ ATALIM

Kongo’da açık maden ocağı sahalarıyla ilgili ‘Maden Alanı Kazısı’ fotoğraf çalışmasıyla sergide yer alan Sammy Baloji, küreselleşme ile kol kola giden ‘maden çıkarma’işlemini çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor.

 

Kıymet Daştan, kullanımı gitgide azalan optik diskleri eriterek jeolojik, kristalimsi şekillere dönüştürdüğü ‘Unutma(ma)ktan Korkuyorum’ projesinde, kalın jeolojik katmanlar ile günümüzün hızlı teknolojileri arasındaki maddi ve metaforik bağlantılara dikkat çekiyor.

 

‘Böcek Adası’, ‘Yerkürenin Bir Hikâyesi’ ve ‘Çıplak Kişisel Bilgisayar’ adlı üç yeni eserle sergide yer alan Elmas Deniz, bu çalışmalarda ekonomi ve doğa arasındaki kesişimleri ve bu ikisinin iç içe geçtiği noktaları araştırıyor.

 

Bu dünyaya ait olmayan manzaraları akla getiren yerleştirmeleriyle dikkat çeken Bianca Bondi’nin yeni çalışması, yerel malzemeler kullanılarak İstanbul’da üretildi. Dioskorides’in MS 1. yüzyılda yazdığı ve 1600 bitkisel, hayvansal ve mineral yapılı maddenin tıbbi kullanımını tarif eden De Materia Medica kitabından yola çıkan sanatçı, tuzlu su ve şifa verici bitkilerin tepkimesini sınadığı bu çalışmayı, sergi süresince dönüşüm geçiren bir deney alanı olarak izleyiciye sunuyor.

 

‘Kırılgan Kavrayış’ adlı yerleştirmesinde krizokol taşı ile dünya biçiminde eski bir sünger top kullanan Hale Tenger, bu iki dünyevi obje ve müzik aracılığıyla izleyiciyi düşündürücü bir yolculuğa çıkararak, yaralı dünyamızı birarada tutmaya yardımcı olacak bir umut ışığı yaratmayı ümit ediyor.

 

Katinka Bock’un, biri Avrupa diğeri Asya yakasından iki İstanbullu bakırcı ve iki terzi tarafından üretilen ‘Olası Karışıklıklar’ başlıklı eseri, Italo Calvino’nun ‘İkiye Bölünen Vikont’ romanından ilham alıyor. Sanatçının yazdığı şiirsel metni bir nota gibi kullanarak işlerini yapan zanaatkârlardan yarım bir gömlek, yarım bir pantolon, bir ayakkabı, yarım bir miğfer ve bir kaşık üretmesi istendi ve tüm parçaların sergi alanında birleştilmesiyle eser son haline kavuştu.

 

Diğer eserleri görmek ve bilgilenmek için her türlü sağlık tedbirinin alındığı Pera Müzesini, 7 Mart 2021 tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz.

 

Pera Müzesi salıdan cumaya 11.00 – 18.00 saatleri arasında gezilebilir. Müze cuma günleri 16.00 – 18.00 arası tüm ziyaretçilere, çarşamba günleri ise ‘Genç Çarşamba’ kapsamında tüm öğrencilere ücretsiz!

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GZ

TÜNELİN UCU

TÜNELİN UCU

MOZOTROS AİLESİ

MOZOTROS AİLESİ