20 Ekim 2021 Çarşamba 19:05
Op Dr Mücteba Gündüz

2020´de biz konuşurken bilim nereye koşuyordu

2020´yi seve seve geride bırakırken ay ay Türkiye gündemine oturan, sosyal medyada herkesin mutlaka söyleyeceği bir sözü olduğu konuları ve paralel olarak o esnada bilimde neler başarıldığını masaya yatırıyoruz; geçen sene yaptığımız gibi.

Selin KANDİYOTİ Perspektif 6628 görüntüleme
30 Aralık 2020 Çarşamba

OCAK

Yeni yıla kocaman bir hediye ile girdik. 975 gün boyunca kapalı kaldığı için 13 yaşındaki çocukların vpn kullanmayı öğrenmesine vesile olan Wikipedia, 15 Ocak’ta -tam Wikipedia’nın doğum gününde- açıldı. 15 Ocak 2001’in Wikipedia’nın kuruluş günü olduğunu ve 15 Ocak’ın dünya çapında ‘Wikipedia Day’ olarak kutlandığını Wikipedia’da Wikipedia yazıp aratarak bulmanın keyfine diyecek yoktu.

O esnada bilimde, ilk kez kurbağaların kök hücrelerinden canlı robotlar üretiliyordu. Canlı ve programlanabilir organizmalar” olarak ifade edilen ve “Xenobot” olarak adlandırılan robotlar, diğer canlılar gibi iyileşiyor ve 10 gün süren hayatlarının sonunda ölüyorlar. Kurbağalardan alınan kök hücrelerle geliştirilen canlı makineler ne robot ne de hayvan; yepyeni bir yaşam formu olarak adlandırılıyor. 500 ila 1000 arasında değişen kalp ve deri hücresinden rastgele üç boyutlu konfigürasyonlar oluşturan algoritma, bunların her birini sanal bir ortamda test edip en iyi performansı gösteren hücrelerle yeni tasarımlar yaratıyor. Her şey sona erdiğinde ise kalp kaslarının kasılmasıyla hareket edebilen ve deri hücreleri sayesinde de şeklini koruyabilen Xenobotlar ortaya çıkıyor. Xenobatlar bir şeyler taşıma konusunda başarılı bu yüzden hastaların vücudunda ilaç taşıyabilirler veya okyanus kirliliğini temizleyebilirler.

https://www.youtube.com/watch?v=MJ8NorRU_6c

ŞUBAT

Şubat ayı öyle kötü geçti ki sosyal medyada, ana akım medyada ve tabi ki Şalom’da ‘Şubat 2020’nin ardından’ başlıklı yazılar kaleme alındı. İdlib’den gelen 33 şehidimizin haberi memleketi yasa boğdu. Pegasus uçağı pistten çıktı, üç kişi hayatını kaybetti. Van’daki felakette 41 kişi çığ altında kaldı. Almanya’da ırkçı saldırıda beşi Türk, dokuz kişi hayatını kaybetti. Wuhan’dan çıkan yeni virüs ise dünyaya yayılmaya başladı. Keşke tüm dünyadaki insanlar spiritüel danışman Tuğçe Işınsu’nun 'tılsımlı’ kitabını alıp uyumlanıp, enerji bağı kursaydı, belki yılın geri kalanı şubat ayını aratmazdı.

O esnada bilimde, Çin yeni korona virüsünün genom dizilişini açıkladıktan sadece 25 gün sonra Moderna’nın mRna aşısının ta kendisi hazırdı. Tabi ki daha önümüzde birinci, ikinci ve üçüncü fazlar vardı ve onay için kasım ayını beklememiz gerekecekti ama bilim insanları işte bu hızla işe girişmiş ve tam on ikiden vurmuştu. Ve aynı günlerde, bilime saygı göstermeyen şarlatanların başında gelen düz dünyacıların lideri Mike Hughes bu iddiasını ispatlamak üzere kendini uzaya fırlatırken hayatını kaybediyordu.

https://www.modernatx.com/modernas-work-potential-vaccine-against-covid-19

MART

Mart ayına karşı tedbir öğütleyen “Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır” atasözüne 2020’de kelime indirimi gelse yeriydi: “Mart kapıdan baktırır”. Öyle bakakaldık, kapıdan dışarı adımımızı atamaz olduk.11 Mart itibariyle ilk korona vakasının açıklanmasıyla Sağlık Bakanı’ndan “Herkes kendi OHAL'ini ilan etsin” açıklaması geldi. Henüz kim bilebilirdi arkasından herkesin kendi okulunu açacağını, kendi ekşi maya ekmeğini yapacağını, kendi saçını boyayacağını ve daha bir sürü şey. Tek sabitimiz Dominik’te devam eden Survivor yarışmasıydı.

O esnada bilimde, yeni korona virüsün kesinlikle bulaşmadığı Uluslararası Uzay İstasyonunda (ISS) bilim insanları kendi marullarını yetiştiriyordu. Bu fırınlara bağımlı kalmak istemeyen ev hanımları için olduğu gibi ilerde bu gezegene bağımlı olmak istemeyen insanlık için önemli bir adımdı.

https://www.newscientist.com/article/2236531-lettuce-grown-on-space-station-is-just-as-good-as-on-earth/

 

NİSAN

Türkiye kendi iradesi ile evde kalmaya başlamıştı ki İçişleri Bakanlığının 10 Nisan’da açıkladığı ve iki saat içinde yürürlüğe girecek sokağa çıkma yasağı on binlerce insanı sokağa döktü. On gün sonra 10 Nisan etkisi kendini günlük aktif vaka grafiğinde ufak bir yukarı yokuş şeklinde gösterecekti.

O esnada bilimde: Biz nisanda evlere kapanmış olabilirdik ama bir kara deliğin bir yıldızla randevusu vardı ve bu randevu yıldız için iyi bitmeyecekti. Yıldızın konumu ve parçalanışı gözlemlendiğinde söz konusu kara deliğin Orta boy bir kara delik olduğu tespit edildi. Kulağa sıradan geliyor ama bilim insanları bugüne dek ya küçük ya da devasa kara delikleri biliyordu. Orta boy kara delik olamaz deniliyordu. Ama işte bilim kayıp halkayı gözler önüne sermişti.

https://www.nationalgeographic.com/science/phenomena/2014/04/02/missing-black-hole-mystery/

MAYIS

Hayatlarımızı tamamen etrafında döndüğü korona gündemini tahtından indiren, ülkemizde 10 yaşındaki çocukların bile dans ve eğlence platformu TikTok’tan öğrenip Instagram story’lerine taşıdıkları bir olay yaşandı 25 Mayıs’ta. Afro-Amerikalı George Floyd Mineapolis’te, bir iddiaya göre 20 dolarlık sahte banknot kullandığı için, beyaz bir polis tarafından 8 dakika boyunca boynuna bastırılmak suretiyle öldürüldü. Olayın faili polisin tutuklanması ise 4 gün sürmüştü50 eyalet birden sokağa döküldü. Hafif hafif normalleşmeye başlayan ve salgını kontrol altına alabilmiş ülkemizde yaşamak çifte salgınla -hem korona hem ırkçılık- uğraşan ABD’de yaşamaktan gerçekten daha iyiydi.

O esnada bilimde, ilk kez özel sektörden ticari bir kuruluş -Elon Musk’ın Spece X’i- insanları uzaya fırlatıyordu. Tamam, insan dediğim çok tecrübeli iki NASA astronotuydu ve uzay dediğim 400 kilometre üzerimizde günde 15 kez turlayan ISS’ti. Ancak artık SpaceX sayesinde Tom Cruise isterse filmini ISS’de çekebilecek, sokaktaki Selin turistik amaçla uzaya çıkabilecekti. Belki Selin’in sokakta şu anda 20 milyon dolar bulması gerekecekti ama bu rakam ilerleyen yıllarda mutlaka düşecekti. Astronotlar Douglas Hurley ve Bob Behnken 19 saat süren yolculuklarının sonunda Dragon Crew mekiğinin kontrolünü ele aldılar ve mükemmel çalıştığını raporladılar. Roger that Douglas and Bob.

https://www.neowin.net/news/launch-america-your-succinct-guide-to-crew-dragon-and-spacexs-imminent-flight-to-the-iss/

HAZİRAN

Süper Lig 12 Haziran’da normalleşme ile birlikte yeniden başladı. Maçlar seyircisiz oynandı. Büyük bir sürprizle adını şampiyonluğa yazdıran Başakşehir için bu oldukça elverişli oldu çünkü zaten Başakşehir’in hiç taraftarı yoktu. Ama iki ay boyunca tribünlerin boş kalmasına gönül el vermezdi bu yüzden dahiyane bir fikirle kartondan yapılmış taraftar figürleri koltuklara yerleştirildi. Ancak baktılar ki gol yiyince bile taraftarların yüzündeki sırıtmalar değişmiyor, “Böyle taraftar olmaz olsun” diyerek projeyi rafa kaldırdılar.

O esnada bilimde,Yeni Zelanda’da bilim insanları aylık kullanımı 13.000 dolar olan setuksimab adlı kanser ilacının maliyetini düşürmek için keçilerin genetiği ile oynadı. Laboratuvarda bir ilaç üretmektense biyolojik bir sistem içinde ilaç üretmek çok daha ekonomik ve yaygın. Fakat genelde fareler kullanılıyor. Keçilerin süt üretme potansiyelleri çok daha yüksek. Setuksimab’ı kodlayan genetik materyal keçi embriyolarına verildi. Bu embriyolar sonra keçilere enjekte edildi. Beş ay sonra doğuran keçilerden ortaya sadece dişi keçiler çıktı ve süt vermeye başladıklarında her bir litre sütte 10 gram bu proteinden ürettiler. Karton seyirci kadar ses getirmediler.

https://www.newscientist.com/article/2245887-genetically-modified-goats-can-produce-cancer-drugs-in-their-milk/

TEMMUZ

Türkiye 2011’de ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmeyi tartıştı. Diyanet ve muhafazakâr kesim “Türk aile yapısını bozduğu" ve “eşcinselliğe yasal zemin hazırladığı” gerekçesiyle sözleşmeyi eleştirdi. Bizler haklı olarak İstanbul Sözleşmesi’nin kadını ve kim olursa olsun şiddet mağdurunu korumak için var olduğunu savunduk. Hem de siyah beyaz en güzel fotoğraflarımızı Instagram’da paylaşarak ve ‘like’ rekorları kırmaya çalışarak.

O esnada bilimde Mars’a gitmek üzere üç ayrı uzay aracı aynı ayda fırlatılıyordu. Bu bir yarış meselesi değildi, Mars Dünya’ya en yakın konuma gelmişti, hepsi o. Arap dünyasının ilk gezegenler arası misyonu -BAE'nin ‘Amal’ adlı uzay aracı- Mars’ın iklim haritasını çıkarmak üzere Mars’ın yörüngesine ulaşacak. Çin’in ‘Cennete sorular’ adlı gezgin aracı Mars’ta yaşam izleri arayacak. ABD’nin ‘Perseverance’ adındaki altı tekerlekli gezici aracı hem biyolojik izler arayacak; hem de taş numuneleri toplayıp bunları on yıl içinde Dünya'ya geri getirecek. Bu işlerini yaparken bizlere renkli videolar göndermeyi de ihmal etmeyecek.

https://edition.cnn.com/2020/07/27/world/mars-mission-launches-summer-2020-scn/index.html

AĞUSTOS

Akdeniz’deki gaz sorunu çıkmazına nihayet Fatih sondaj gemisi bir müjde yetiştiriyordu. 90’ların Parizyen reklamı ezgisine uygun hale getirirsek müjde şu şekildeydi.

 
Müjde müjde size 

Memleketim müjde size          

Karadeniz'de gaz umduk

Ve de bulduk

Müjde...

Müjde müjde size 

Keşif yaptık katman katman

Alayına hodri meydan

Hidro karbon

Müjde...

O esnada bilimde, Elon Musk’tan ise başka bir müjde vardı. Musk, üç küçük domuzcukla yeni geliştirdiği beyin çipi Neuralink’i denedi. Neuralink domuzun beyninden gelen sinyalleri gerçek zamanlı ve kablosuz bir şekilde bilgisayara yolladı. Bu çip ileride hafıza, görme ve duyma kaybı yaşayanlar için, depresyon, kronik ağrı halleri için ve Parkinson, Alzheimer gibi nörolojik hastalıklar için çare olabilecek. Çok daha ileride ise sıradan insanlar bu çipi beyinlerine yerleştirtip yapay zekâ ile yarışacak hale gelecek.

https://www.geekwire.com/2020/three-little-pigs-help-elon-musk-demonstrate-neuralinks-brain-implant/

EYLÜL

Rehavetle geçen bir yaz sonunda korkulan COVID tırmanışı başladı. Vaka sayılarının 2 binin altında seyretmediğinden emindik ama Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 30 Eylül açıklaması bizi sarstı. Koca, her vaka hasta değil, pozitif çıkıp semptom göstermeyenler var, onları saymıyoruz diyordu. Sosyal medyada espriler patladı. Yani aynı mantıkla hamilelik testi pozitif çıkan ama midesi bulanmayanların hamile kabul edilmemesi gibi bir durumdu. Acı bilançoyu da söylemek için Koca 25 Kasım’ı bekleyecekti. Gerçek rakam 28.350 idi, alışageldiğimiz üç basamaklı sayılar değil.

O esnada bilimde,Mars’ın çektiği bütün ilgiyi kıskanan Venüs topa girdi eylül ayında. Bir fosfor ve üç hidrojen atomundan oluşan fosfin Venüs’ün bulutlarında karşımıza çıkmış olabilirdi. Fosfin yalnızca yaşamın olduğu yerlerde karşımıza çıkan bir molekül. Dünya üzerinde oksijenli solunum yapmayan mikropların bolca yaşadığı bataklıklarda bulunuyor. Bağırsaklarımızda da ve ayıp olacak ama… yellenme sırasında da ortaya çıkıyor. Venüs’e ne zaman sonda yollanır tartışmaları yapılırken, sonraki ay aslında fosfinin gözlemlenenin yedide biri kadar olduğu yönünde bir açıklama geldi. Bilim böyle bir şey. Yanlışlanabilir, düzeltilebilir ve böyle ilerler. Venüs’te yaşam kesin yok mu yani? Hayır. Yedide bir de kovalamaya değer. Yaşam aramaya devam.

https://www.universetoday.com/148865/scientists-have-re-analyzed-their-data-and-still-see-a-signal-of-phosphine-at-venus-just-less-of-it/

EKİM

Twitter bir gece ‘Masumlar Apartmanı’nın hijyen takıntılı Safiye’sini bir gece psikolojimizi yerle bir eden diğer dizi ‘Kırmızı Oda’nın çocukluk travmalı Alya’sını konuşuyordu. Ama 21 Ekim’de Türkiye’nin kilitlendiği üçüncü dizi ‘Sadakatsiz’ gündeme şu sorusuyla hakim oldu: “İnsan aynı anda iki çocuğunu sevebiliyor aynı ölçüde. Niye iki kadını sevemesin?” Psikologlar, köşe yazarları, bloggerlar herkes bu konuda makaleler döşedi. Ne soruymuş dolar 8,25 ile tüm zamanların rekorunu kırıyor bu kadar konuşulmuyordu. Gelin görün ki 30 Ekim İzmir deprem faciası bu polemiği de hakkettiği gibi unutturdu.

O esnada bilimde, NASA’nın, Ay üzerinde düşündüğümüzden çok daha fazla, üstüne üstlük daha önce Ay'ın gölgede kalan kraterlerinden ziyade Ay'ın Güneş gören yüzünde de su bulunduğunu açıklaması herkesi heyecana sürükledi. Yani Ay’ın üzerinde sürekli su oluşuyor ve dahası buharlaşmıyordu. Bu da Ay ziyaretçilerinin bir gün kendi sularını çıkarabilecekleri anlamına geliyordu. Bu su, hidrojen ve oksijenine ayrılarak uzay aracı yakıtı olarak da kullanılabilir. Ay üssü kurmak için hedef 2030.

https://www.newscientist.com/article/2258109-nasa-confirms-there-is-water-on-the-moon-that-astronauts-could-use/

KASIM

Kasım ayı acayiplikler ayıydı. ABD seçim sonuçları analistlerin çoğunu ve astrologların daha çoğunu ters köşeye yatırdı. “Oylar çalındı, hile yapıldı, sandıkları terk etmeyin” söylemlerine biz alışık olabilirdik ama Mr. Brown ve Mr. Smith için bu acayip bir durumdu. Hemen arkasından 8 Kasım’da Berat Albayrak’ın Instagram’da istifa edip, bunun 24 saat boyunca ana akım medyada yer almaması çok acayipti. Sokaktaki adam da acayiplikler peşindeydi. Konya’da süt toplama tesisinde süt kazanı içinde banyo yapan fabrika çalışanı ağzımızı açık bıraktı. Esenyurt’ta ise COVID önlemleri kapsamında mühürlü olan bir eğlence mekânında güzellik yarışması düzenlendi. Bu yeterince acayip değilse bunun Miss Uganda güzellik yarışması olmasını ekleyelim. Ayın sonuna gelirken kısıtlamalarla birlikte AVM yemek katlarında yerlerde yemek yiyen insanların görüntüleri ise acayip gelmiyordu.

O esnada bilimde, etkinliği 3.faz denemeleri ile ispatlanmış üç farklı şirketten gelen COVID aşı buluşları dünyada sevinç yarattı. Normalde bir aşının üretimi 5-10 yılı bulurken bilim dünyasının şu zamana kadar görülmemiş bir işbirliği içinde canla başla çalışıp on ay gibi kısa bir sürede büyük bir başarı sağlamaları şapka çıkarılacak bir olay. Pfizer & BioNTech, ile Moderna bugüne kadar hiç kullanılmamış bir aşı tekniği olan mRNA aşısını geliştirdiler. BioNTech’in Türk kurucuları olan Uğur Şahin ve Özlem Türeci çifti ise göğsümüzü kabarttı. İlk kez 9 Kasım’da basına açıklanan aşı haberi Trump’ın çırpındığı gibi kasıtlı olarak seçimlerin sonrasında mı açıklandı acaba? Hayır. Gelmeyin böyle komplo teorilerine.

https://news.sky.com/story/covid-19-vaccines-how-do-the-moderna-and-pfizer-coronavirus-jab-candidates-compare-12134062

 

ARALIK

Hooop, döndük mü başa? Haftasonu eve kapanmaları yetmedi, dört günlük yılbaşı kısıtlaması. Geçen seneki ‘2019’da biz konuşurken bilim nereye koşuyordu’ yazımı “2020, 2019’u aratmasın” diye bitirmişim. Sanırım evrene gönderilen olumlu mesajları gerçekten uzaylılar yiyormuş. Ben geleceğe dair bir dilekte bulunmayayım. Ne varsa geçmişte var. 2007’de Noel ağacı süsleri ne güzelmiş… Böylece geleneği bozmayıp Victoria meleklerine yıl sonu sayfamda yer vermiş olmanın iç huzuruyla, size 2021 yılı diliyorum. İyi demedim, sadece yıl diliyorum, ne me lazım…

O esnada bilimde, Elon Musk’ın Mars yolcusu Starship roketinin prototipi 9 Aralık’ta çok başarılı bir test uçuşu gerçekleştiriyordu. Yere dönüşünde roket patlasa da görev amacına tamamen ulaşmış oluyordu. Mars’ta yaşamayı aklından bile geçirmeyen insanlar 2020’yi görünce fikirlerini değiştirmiş olabilir. Ne de olsa Musk’ın insanlığı gezegenler arası tür haline getirme idealinin arkasında Dünya’daki yaşamının tehlikeye girebilme ihtimali bulunuyor. Asteroit çarpması, nükleer savaş ya da tüm dünyayı etkisi altına alacak bir virüs salgını… Apokaliptik birtakım saçmalıklar işte… Hiç olacak şeyler mi?

https://www.nasaspaceflight.com/2020/12/from-hops-hopes-starship-sn8-test-program-next-phase/

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şalom TV GZ

TÜNELİN UCU - İzel Rozental

TÜNELİN UCU - İzel Rozental

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel