1 Mart 2021 Pazartesi 04:42
vakko
vakko

Balat Ahrida Sinagogu

Balat bir zamanlar Yahudi cemaatinin son derece örgütlü hayat sürdüğü bir mekândı. Mekânın en önemli sinagogu ise Makedonya´daki Ohri şehrinden İstanbul´a göç eden Yahudilerce kurulduğu kabul edilen Ahrida´ydı. Ahrida´nın tarihçesini, geçirdiği restorasyonları ele aldık.

Önder KAYA Perspektif 4732 görüntüleme
6 Ocak 2021 Çarşamba

Osmanlı dönemi İstanbul’unda bilindiği üzere Yahudi cemaati Balat, Hasköy, Kuzguncuk, Dağhamamı, Yeldeğirmeni, Galata gibi semtlerde yaşıyordu. İstanbul’un fethi sırasında en yoğun Yahudi nüfus Balat ve çevresinde ikamet etmekteydi. Osmanlı egemenliği altında görev yapan ilk hahambaşıların gömülü oldukları büyük Yahudi maşatlığı da Eğrikapı surlarının hemen dışında ve Balat’a yakın bir mevkide bulunuyordu. Reşat Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisindeki Balat maddesinde de belirttiği üzere “İstanbul’da Balat denilince akla Musevi, Musevi denilince de Balat gelir.”

Balat aynı zamanda Yahudi cemaatinin son derece örgütlü hayat sürdüğü bir mekândı. Bir semtte yaşayan cemaat mensupları merkezinde sinagogların bulunduğu ve kahal denilen alt topluluklara ayrılmıştı. Semtte kurulan derneklerin bir kısmı bazen tüm cemaat mensuplarına bazen de öncelikle kendi kahalına hizmet vermekteydi. Mesela Balat’taki Küfeciler Birliği, Balat Yahudi Cemaatinden herhangi bir kişi kaybolduğu ya da saldırıya maruz kaldığında dereye girerdi. Balıkçılar ve Kayıkçılar Birliği ise denizde kaybolan kişilerle ilgilenirdi. Doğrudan Ahrida Sinagogu etrafında örgütlenen dernekler de vardı. Mesela merkezi Ahrida Sinagogu olan Ozer Dalim öncelikle Balat’ta yaşayan Ohrili fakir Yahudilerin ihtiyaçlarını gidermeye odaklanmıştı. Hemen her ‘haşgaha’da olduğu gibi Ahrida cemaatinin de bir Bikur Holim’i vardı ve bu derneğin amacı hastalara yardım etmek, fakir hastaların ilaç sağlamak ve bakımlarını temin etmekti.

II. Ahmed’in fermanı

Denilebilir ki Ahrida, Balat’ın hâlihazırda en önemli sinagogudur. Nitekim halk arasındaki anlatılara göre sinagogun hemen karşısına düşen bir yapı yarım asırdan biraz fazla bir zaman önce hahambaşının ikametgâhı olarak kullanılıyordu. Ahrida Sinagogunun Makedonya’daki Ohri şehrinden İstanbul’a göç eden Yahudilerce kurulduğu kabul edilir. Avram Galanti’nin yayınladığı bir fermanda sinagogun Bizans döneminden kaldığına dair atıf vardır. Bir yangın sonrası mabedin yenilenmesi için bir çeşit izin hükmü taşıyan ve II. Ahmed’in saltanatı zamanında verilen fermanda şu satırlar yer alır:

“İstanbul kaymakamı ve kadısına hüküm ki

Asitane-i âliyemde olan İstanbul Yahudi Cemaati südde-i saadetime arzuhal idüp, Hacı İsa mahallesinde kâin olup Feth-i Hakanî’den evvel Ohri cemaatinin malik olduğu üç sinagogdan biri Ohrida cemaatine, diğeri Karaferye (Verria) cemaatine, diğeri de Yanbolu cemaatine ve Tahtaminare’de olup, çuhacılara ait olan sinagog yanmış olduklarından, Şer-i Şerif vasıtası ile hiç bir kimsenin bu sinagogların eski vaziyetlerine iade edilmesine mümanaat edilmemesi… 15 Ramazan 1104 (20 Mayıs 1693)”

Yalnız şu hususu da hemen belirtmek lazım. Osmanlı Devleti gayrimüslimlerin mabet sayısını azaltmak maksadıyla çoğu zaman fetihten sonraki devreye dair yeni ibadethane inşasına izin vermezdi. Bu sebeple çoğu kez gayrimüslim cemaatler yeni bir mabede ihtiyaç duyduklarında mabedin Feth-i Hakani’den önce var olduğunu iddia etmek durumunda kalırlardı. Hatta Yavuz Sultan Selim ya da Kanuni Sultan Süleyman zamanında sözü kabul gören bazı Müslümanları şahit göstererek “Fetih sırasında falanca yerde bir Ermeni kilisesi ya da Yahudi havrası var idi” diyerek gerekli idari izni almaya çalışırlardı. Tabi şahitlik yapan Müslümanlara da hediye ya da rüşvet verilirdi. Hal böyle olunca yukarıdaki ferman kafalarda ister istemez soru işareti bırakıyor. Bilindiği üzere özellikle 1492’den sonra Osmanlı topraklarına gelen yoğun Yahudi nüfus ibadethane ihtiyacı ile karşılaşmış ve yaşadıkları bölgelerde havralar inşa etme yoluna gitmişlerdi. Kuvvetle muhtemel ki bu ihtiyacın farkında olan Osmanlı Devleti izin için talep edilen dilekçeleri çok didikleme yoluna gitmemiş, çoğu zaman cemaatin Bizans döneminde inşaat yapılacak bölgede bir sinagog olduğu yolundaki beyanı kabul edilmişti. Ancak 16. yüzyıl ortalarından itibaren yeni sinagog yapımının önü alınmak istendiği için bu tarz talepler daha sıkı şekilde denetlenir olmuştu. Her hâlükârda Yaron Ben-Naeh’in de belirttiği gibi Yahudi cemaatine mensup olanlara Hıristiyanlara göre daha fazla kolaylık sağlandığı kesin.

Ahrida aynı zamanda çevredeki diğer havralara da oldukça yakındır. Hemen yakınında Yanbol Sinagogu yer alır. Çana Sinagogu da birkaç yüz metre ilerisindedir. 17. yüzyılda yaşanan Sabatay Sevi olayı sırasında Sevi’nin Ahrida’da vaazlar verdiği söylenir. Son kertede sinagog tüm cemaatin toplandığı ve her türlü beyanın en etkili şekilde yapılabileceği en önemli mekândır.

Ahrida’da gerçekleşen önemli tören

Ahrida Sinagogu Osmanlı tarihinde 93 harbi olarak adlandırılan 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında önemli bir törene sahne olur. 18 Mayıs 1877 günü Sadrazam İbrahim Edhem Paşa’nın da maiyetiyle hazır bulunduğu Ahrida’da icra edilen törende Osmanlı kuvvetlerinin Rus ordusu karşısında muzaffer olması için dualar edilir. Tören L’llustration Dergisi’nde yer alan bir gravürle ölümsüzleşir.

Ahrida farklı dönemlerde büyük tamiratlar görmüş bir mabet. 1694’teki tamirat dışında 1709, 1825, 1893, 1926 ve 1955 yıllarında da ciddi onarımlar gördü. Kapısındaki 5641 (1881) tarihi de başka bir onarımın hatırasını taşır. Ayrıca Balat’ta zaman zaman vuku bulan büyük yangınlardan da Ahrida’nın etkilendiğini tahmin etmek hiç de zor değil. Reşat Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisinde Balat yangınları maddesinde belirttiği üzere Lale Devri’ne denk gelen 1721 tarihindeki yangın Hacı İsa mahallesindeki Büyük Sinagogun tam karşısında yer alan bir Yahudi terzinin dükkânından çıkmış ve kısa sürede etrafı küle çevirmişti. Buradaki Hacı İsa mahallesindeki Büyük Sinagogdan kasıt Ahrida olmalıdır. Bizzat Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın yangın söndürme çabalarına nezaret ettiği, böylesi bir afette sinagog ihtimal ki tanınmayacak hale gelmişti. Bunun dışında ibadethanenin farklı yerlerinde Yahudi takvimine göre 5686 (1926), 5715 (1955) tarihlerine ait tamir kitabeleri bulunur

Restorasyon talebi

350 kişinin ibadet edebildiği sinagog, 90’lı yıllarda Mimar Hüsrev Tayla tarafından restore edilmişti. Restorasyon talebi 500. Yıl Vakfından gelmişti. Tayla, restorasyonu konu edinen makalesinde gerek hahamdan gerekse de Musevi cemaatinden beklediği yardımı bulmamaktan yakınır. Cemaatten de yapının önceki devrelerine ait düğün ya da başka bir etkinliğe dair görsel malzeme bulamaz. Tayla’nın restorasyon sırasında en çok dikkatini çeken şey azara denilen kadınlar galerisinin altında ve sinagogun ana mekanında bir duvarla ayrılmış olan küçük mahaldir. Burada oturma sıralarının yanı sıra bir ehal ve bir teva görmek onu hayli şaşırtır. Ahrida Vakfında 1940’lı yıllarda 12 sene idarecilik yapmış olan Moiz Niyego bu alanın 1950-54 yılları arasında yapılan onarım sırasında bir çeşit midraş yani küçük sinagog haline getirildiğini söyler. Sinagogdaki bazı unsurlar 18. yüzyıldan kalmadır. Genel olarak kabul gören kanaat sinagogun Bizans devrinden kaldığı yönündedir. Ancak bu söylemi yazılı belgeler üzerinden belgelemek pek mümkün görünmüyor. Avram Galanti, 1694 tarihli bir fermanda yanmış olan sinagogun yakınlarındaki Yanbol ve Karaferya sinagogları ile birlikte yeniden yapılmasına müsaade edildiğinden bahseder. Restorasyon sırasında sinagogun alttan ısıtılması istendiği için mecburen mermer döşemenin tamamı sökülmüştü. Çatlak olan bazı mermer levhalar ise kırılır. Bu sebepten mermer döşemelerin dörtte üçü yenilenir. Sinagog bu onarım sonrasında 19 Kasım 1992 günü törenle açılır.

Yeri gelmişken belirtmekte fayda var ki kadınların dua zamanı dışında sinagoga gelmesine pek hoş nazarla bakılmazdı. Kadınlar dua zamanı dışında ancak bir mahkeme sebebiyle çağrıldıklarında sinagoglarda giderlerdi. 17. yüzyılda cemaatin bazı zenginlerinin ya da hahamlarının evlerinde özel sinagoglar bulunurdu. Dindar kadınlardan bazıları bu özel mabetlere devam ederlerdi. Kadınların ibadet zamanı dışında mabede devam etmemesi konusunda Yahudi ve Müslüman toplulukları benzer tutumlar takınır.

Pek çok sinagog gibi Ahrida’nın da etrafında bir eğitim faaliyeti sürmekteydi. Sinagog bünyesinde bir Talmud Tora Okulu eğitim faaliyeti yürütmekteydi. Bu okullar bir çeşit ilkokul olup genel dini bilgilerin yanı sıra biraz hesap, biraz İspanyolca eğitimi veriliyordu. Ahrida İlkokulunun tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmese de 1850-1851 tarihinde yetkililerden tamir için izin alındığını biliyoruz. Ahrida İlkokuluna hem kız hem de erkekler devam edebiliyorlardı. 1912’de okulda dil olarak Türkçe, Almanca ve İbranice eğitim veriliyordu. Okulun öğrencileri daha ziyade mali durumu zayıf olan ailelere mensuptu. Maddi durumları iyi olan aileler ise çocuklarını Haliç’in karşı kıyısında bulunan Hasköy’deki okullara yolluyorlardı. Bunun dışında Ahrida’nın zaman zaman mahkeme olarak kullanıldığı da söylenebilir. Zaman zaman cemaat mahkemeleri sinagoglarda görülüyordu. Hâkimler, Yahudi hukukunun temelini teşkil eden ‘alaha’ konusunda bir tereddütte kaldıklarında sinagogdaki hahamlara müracaat edebiliyordu. Yine bazı durumlarda davası görülen şahıslar burada bulunan Tora ya da diğer kutsal eşyalar üzerine yemin verebiliyordu.

Yahudi İlahiyatı üzerinde uzmanlaşmak isteyenler ise yeşivalara devam ediyorlardı. Yeşivalar için uzman ve nitelikli eğitmenler gerektiği için genellikle güçlü haşgahalar, yeşivalara sahip oluyordu. Balat söz konusu olunca Çana ve Ahrida Yeşivaları özellikle ön plana çıkıyordu. Yeşivalarda Talmud ve tefsirinin yanı sıra duruma göre felsefe, matematik, astronomi gibi dersler de veriliyordu. Ahrida Yeşivası Balat’taki Yahudi nüfusunun azalmasına paralel olarak 1951’de faaliyetlerine son vermişti.

 

KAYNAKÇA

Nilüfer Akıncı; İstanbul’da Balat Semti ve Çevresi Havraları, İstanbul

Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bizans Sanatı Kürsüsü Lisans Tezi, İstanbul 1981

Yaron Ben-Naeh; Sultanlar Diyarında Yahudiler (çev: Nita Özkatalan), İstanbul 2009

Naim Güleryüz; “Ahrida Sinagogu”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, cilt: 1, İstanbul 1994, s. 138-139

Reşat Ekrem Koçu; “Balat Yangınları”, İstanbul Ansiklopedisi, cilt: 4, İstanbul 1960, s. 1975-1977

Okşan Svactics; Yahudilerin İstanbulu, İstanbul 2011

Hüsrev Tayla; “Lale Devri Öncesi Bir Osmanlı Eseri balat Ahrida Sinagogu Restorasyonu” Ekrem Hakkı Ayverdi Hatıra Kitabı, İstanbul 1995, s. 167-177

Mustafa Yeşildal; Balat’taki Yahudi Kurumlarının Tarihsel Gelişim Süreci, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2006

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GZ

MOZOTROS AİLESİ

MOZOTROS AİLESİ

TÜNELİN UCU

TÜNELİN UCU