1 Mart 2021 Pazartesi 04:57
vakko
vakko

Berlin`de Yahudi ve Müslümanları kucaklayan bir proje: SCHLOM ALEİKUM

Schlom Aleikum (Şalom Aleyküm) projesi Berlin´de Yahudi ve Müslüman toplumlar arasında özellikle son yıllarda derinleşen önyargıları kırmayı hedefleyen bir proje. Alman resmi kurumlarının desteklediği proje Alman Yahudi Cemaati tarafından yaşama geçirildi. Berlin´de projenin başkanı, tarihçi Dr. Dmitrij Berkin ve proje çalışanlarından Seda Çolak´la konuştuk.

Söyleşi 5214 görüntüleme
3 Şubat 2021 Çarşamba

Egemen Cantürk/Almanya

“Hedefimiz Yahudi ve Müslümanlar arasındaki diyalogu farklı bir boyuta taşımak“

Sayın Berkin bu proje, bu düşünce nasıl şekillendi?

Öncelikle sizinle Berlin’de buluşmaktan duyduğum memnuniyeti dile getirmek istiyorum. Berlin’in güzel semti Schnöberg’de projemizi anlatma fırsatı bulduğum için ayrıca heyecanlıyım. Projemizin adı Schlom Aleikum; (Şalom Aleyküm) Yahudi - Müslüman diyalogu. Proje tamamen Almanya’daki Yahudi cemaati tarafından finanse ediliyor. Aynı zamanda proje Alman resmi kurumları tarafından da destekleniyor. Göç, mülteci ve uyumdan sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann Mauz tarafından himaye ediliyor. Projeye 2019 yılı mayıs ayında başladık. Projedeki ilk amacımız Yahudi ve Müslümanlar arasındaki diyalogu farklı bir boyuta taşımak, ikinci olarak da antisemitizme karşı etkin bir yol izlemek. Bu iki saç ayağına oturuyor projemiz.

Dile getirdiğiniz konuları yaşama geçirmek için nasıl bir yöntem ve yol izliyorsunuz?

Almanya’da 4,7 milyon Müslüman ve buna karşın 180 bine yakın Yahudi yaşıyor. Yahudi ve Müslümanlar Almanya’nın iki önemli dini azınlık grubunu oluşturuyor. Şalom Aleyküm, Yahudi cemaati için heyecan verici bir proje. Federal Almanya Cumhuriyet’inde 70. yılını kutlayan cemaatimiz için yeni bir konu. Bizim için yeni bir proje. Projeye başlarken şunu sorduk kendimize: Bu mayınlı tarlada nasıl hareket etmeliyiz? Kimlerle konuşmalıyız? Kime tanıtım yapmalıyız? Her iki taraftan muhataplarımız kimler diye düşündük. Özellikle alışılmışın dışında bir proje oluşturmak istedik, özellikle halka inmeye çalıştık. Sivil toplum örgütlerinin yönetim kurulu üyeleri yerine, halkın içinden, toplumun içinden, bizden insanları tanıtmak istedik. Öncelikle kadınlarla başladık projeye ve heyecan verici Müslüman - Yahudi diyalogu da böyle başladı. Bu kişilerin göç tecrübelerini paylaştık; özellikle tek kelime Almanca bilmeden bu ülkeye gelen ilk kuşak göçmenler, Türkiye’den, İsrail’den ve Arap ülkelerinden çalışmaya gelen misafir işçiler. Bu insanlara çok şey borçluyuz. Bu insanların öykülerini buluşturduk.

Elbette pandeminin yaşamımıza girmesiyle birlikte etkinliklerimizi dijital ortamda yapmaya başladık. Daha önce Yahudi cemaatinde 150 kişiye varan etkinliklerimizi pandemi sürecinde dijital ortamda taşıdık. Farklı grupları internet ortamında biraya getirdik; din adamları, gazeteciler, sporcular… Projemizin diğer önemli bir ayağını da kitaplar oluşturuyor. Projemizin kalıcı olması için yaptığımız çalışmaları kitaplaştırdık. İlk kitabımızda Müslüman ve Yahudi ilk kuşağın yaşadığı tecrübelere yer verdik. İkinci kitabımızda ise burada yetişen yeni kuşakları öne çıkardık. Başarılı, yaratıcı, fark yaratan Müslüman ve Yahudi gençlerin yaşam öykülerini buluşturduk. Müslüman ya da Yahudi bilincinin farkında olan, ama bununla birlikte dünyaya açık insanların öyküleri. Buradan yola çıkarak onların yaşamları, mesleki tecrübeleri ve iki toplum arasındaki iletişimin ipuçlarını paylaştık. Çalışmalarımızla ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenler www.schalom-aleikum.de sitesini ziyaret edebilir ve yaptığımız çalışmalarla ilgili detaylı bilgi edinebilirler.

 

“Siyah-beyaz bakış açısının ne kadar yanlış olduğunu gördüm”

Seda Hanım, proje sürecinde edindiğiniz izlenim ve tecrübelerle başlamak istiyorum. Berlin’deki Müslüman gençler Yahudiler hakkında neler düşünüyor?

Bu konuda genelleme yapmak biraz yanlış olabilir. Müslüman gençler diyoruz, ama kim bu Müslüman gençler? Müslüman genç olarak tanımlayabileceğimiz bir grup var mı? Her ne kadar Müslüman gençler olarak ifade etsek de, kendi içlerinde çok çeşitlilik gösteriyorlar. Kimi kendini dindar olarak tanımlıyor, kimi liberal olduğunu söylüyor. Öte andan bizim tanımlamalarımızın dışına çıkanlar da var.

Elbette Türk ve Arapların yoğun yaşadığı Kreuzberg`deki okullarda Yahudilere yönelik bazı önyargılar var. Bu konuya tamamen ilgisiz olan gençler de var.

Ne tür önyargılar?

Toplumda yaygın olan önyargılar gençler arasında da yaygın.  “Yahudiler çok güçlü, onların asıl amacı dünyayı yönetmek, çok zenginler, çok fazla yetkileri var” gibi söylemler çok yaygın. Tabii ki İsrail’e yönelik çok fazla önyargıları var.

Son yıllarda antisemitizm de kabuk değiştirmeye başladı. İsrail üzerinden yapılan bir antisemitizm var. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Bence antisemitizm çok kompleks bir konu. Biz çalışmalarımızda gençlerde birkaç yüzyıl öncesinde var olan önyargıların izlerini görüyoruz. Yahudilerin çok güçlü, zengin olması; bu önyargı çok güçlü. Yahudilerin çocukları öldürmesi de Ortaçağ’a kadar uzanan çok eski bir önyargı. Ama bugün bu önyargılar çok farklı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Ortaçağ’daki önyargıların (Mordritual) günümüzde İsraillerinin küçük çocukları öldürdüğü önyargısıyla ortaya çıktığını görüyoruz.

 

Berlin’de antisemitizm üzerine çalışmalar yapan KIGA adlı kurumla İsrail’de bir geziye katıldınız? Gezide nasıl bir deneyim edindiniz?

Benim için çok ilginç bir deneyimdi. İlk kez İsrail’e gittim. İsrail’i görmek, orada yaşananları görmek, çok ilginç bir deneyimdi. Biz Berlin’de bu konu üzerine çalışıyoruz ama orada insanlarla sohbet etmek, oradaki durumu görmek çok farklıydı. Bu edindiğim deneyimle beraber bakış açımda değişiklikler oldu.

Neler değişti?

Oradaki sorunun ne kadar derin olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Orada insanların yaşadıklarını bilmezseniz, orada yaşanan çatışmayı analiz edemezsiniz. Siyah-beyaz bakış açısının ne kadar yanlış olduğunu gördüm. Kurban-cellat bakış açısının ne kadar yanlış olduğunu gördüm. Bu bir çatışma sonunda, iki taraflı bir çatışma ve bunu böyle görmek önemli. Bir tarafın suçlu ya da diğer tarafın suçsuz, masum olduğunu tanımlamak yanlış. Bu konuyu iyi analiz etmek istiyorsak daha derine inmeliyiz. Almanya’da okullarda antisemitizm denildiğinde Holokost kavramı anlaşılıyor. Holokst’un yaşandığı dönem okullarda çok yoğun bir biçimde anlatılıyor. Ama ne yazık ki; okullarda günümüzdeki modern antisemitizmle ilgili çok fazla bilgi verilmiyor. Gençlerin günümüzde yaşanan antisemitizmle ilgili pek fazla bilgileri yok. Antisemitizm 1945’ten sonra yok olmadı.

II. Dünya Savaşından sonra da hâlâ yaygın bir fenomen. Özellikle İsrail ve Ortadoğu’daki çatışmalar üzerinden oluşan çok fazla önyargı var. Bu önyargıları modern antisemitizm olarak değerlendirebiliriz. Gençlerle çalışmalarımızda, özellikle İsrail üzerinden Yahudi düşmanlığı konusunda çok fazla bilgi kirliliği olduğunu gördük. Bilgileri çok yüzeysel. Bu yüzeysel bilgilerle önyargıların oluşması daha kolay. Bu anlamda projede gençlerle çalışmaların ne kadar önemli olduğunu anladık. Öte yandan göçmen gençlerin Almanya’da yaşadığı pek çok sorun var. Kendi yaşamış oldukları ayırımcılık, kendilerini buraya ait hissetmeme, toplumun onları dışlamaları, çok önemli faktörler. Ne yazık ki bu sorunlar beraberinde başka sorunlara da yol açabiliyor. Gençlerle çalışırken onlarla aynı göz hizasında olmaya gayret ediyoruz. Sizin önyargılarınız var, biz bu önyargıları yıkmaya çalışıyoruz gibi, keskin bir yaklaşımla değil, onların yaşamış olduğu deneyimleri paylaşarak antisemitizm konusunu irdeliyoruz. Empati yapmalarını sağlıyoruz ve bu da olumlu sonuçlar veriyor.

 


Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GZ

MOZOTROS AİLESİ

MOZOTROS AİLESİ

TÜNELİN UCU

TÜNELİN UCU