17 Nisan 2021 Cumartesi 14:42
Beymen 5-20Nisan
Beymen 5-20Nisan

Sırpların işlediği insanlık dramı

Jasmila Zbanic´in Oscar adayı başyapıtı ´QUO VADİS, AİDA?´ Sırp katliamını perdeye taşıyor.

Viktor APALAÇİ Sanat 2609 görüntüleme
31 Mart 2021 Çarşamba

Tito’nun ölümünden sonra Yugoslavya’da yaşanan iç savaşta Sırp ordusunun Bosnalılara uyguladıkları katliamı ele alan filmler zincirine katılan ‘Quo Vadis, Aida?’ gerçekçi ve etkileyici bir savaş draması. Son derece hassas bir konuyu, bir insanlık dramını Jasmila Zbanic, sömürü sinemasından uzak durup son derece incelikli ve dürüst bir üslupla sinemaya taşıyor. Filmde insanlığın yüz karası bir katliamı insanlığımızdan utanarak izliyoruz.

 

‘QUO VADİS, AİDA?’ 

Yön. - Sen: Jasmila Zbanic

Gör.Yön: Christine A.Mairer

Kur: Jaroslav Kaminski

Müz: Antoni Lazarkiewicz

Oyn: Jasna Djuricic - İzudin Barjovic - Boriz Ler - Dino Barjovic - Johan Heldenberg - Boris İsakovic - Reinout Bussemaker

 

Bu yıl pandemi sebebiyle nisana ertelenen Oscar ödüllerinde Yabancı Dilde En İyi 5 Film arasında Bosnalı kadın yönetmen Jasmila Zbanic’in ‘Nereye Gidiyorsun, Aida? / Quo Vadis, Aida?’sı var. II. Dünya Savaşı sonrasında işlenen en kanlı katliamı yaşatan Sırp dehşeti birçok filme konu oldu. ‘Quo Vadis, Aida?’ Bu insanlık dramını perdeye taşıyan filmler zincirinin son halkası.

Bosna-Hersek’in doğusundaki Srebrenica şehrinin Temmuz 1995’te Ratko Mladic komutasındaki Sırp askerleri tarafından ele geçirilmesinden sonra başlayan kanlı soykırım, sadece kurban yakınlarının değil, tüm Boşnak milletinin en derin yarası olarak kabul edilir.

Son 50 yılın en büyük katliamı 

Jasmila Zbanic’in yazdığı senaryo bu tarihi dramdan hareketle, Birleşmiş Milletler bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnakların Sırplara teslim edilişinin hazin öyküsünü anlatıyor. Yugoslavya’da yaşayan değişik din ve etnik kökenli insanı birleştiren, çimento görevini yapan, II. Dünya Savaşı kahramanı Josip Broz Tito 1980’de ölünce ülkesi iç savaşa sahne oldu. Savaş erkeksiz kalan kadınları ve sistematik tecavüze uğrayan 20 binden kadını arkasında bıraktı.

Zbanic 32 yaşındayken bu dramı ‘Grbavica: Esma’nın Sırrı / Grbavica: The Land of My Dreams’ (2006) filminde işledi. Saraybosna’nın Grbavica şehrinde yaşayan, Sırp askerlerin tecavüzüne uğrayan binlerce kadından biri olan Esma ve istemeden doğurmak zorunda kalıp, bunu gizlediği 12 yaşındaki kızı Sara’nın öyküsü, bir ölçüde savaş sonrası Bosna-Hersek’in tipik panoramasını yansıtır.

Genç yönetmen bu filminde ve ‘Quo Vadis, Aida?’da son derece hassas bir konuyu, bir insanlık dramını, sömürü sinemasından uzak tutup, son derece incelikli ve dürüst bir üslupla perdeye taşıdı.

II. Dünya Savaşı’nda Almanlar, Yahudi, Çingene ve eşcinsel tutukluları gaz odalarına göndererek infaz etmişti. Yugoslavya İç Savaşı’nda Sırplar, Boşnaklara karşı giriştiği ve Nazileri akla getiren katliamda, günahsız ve müdafaasız insanları katletmek için gaz odası yerine toplu kurşunlama odalarını kullandı.

1974 Sarajevo doğumlu kadın yönetmen-senaryo yazarı Jasmila Zbanic, Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan ‘Grbavica: Esma’nın Sırrı’ (2006) ile uluslararası üne kavuştu. Film, aynı festivalde Ekünemik Jüri Ödülü’nü kazanırken, Zbanic’i Barış Filmi Ödülü, Mirjana Karanovic’i En İyi Kadın Oyuncu Ödülü sahibi yaptı. Yönetmenin diğer ünlü bir filmi olan ‘On The Path’ (2010) konusu Bosna-Hersek’te geçen bir aşk draması. ‘Quo Vadis, Aida?’ Ekim 2020’de Antalya Film Festivali’nin Uluslararası Yarışmasında En İyi Film Ödülü’nü aldı.

Yaşanmışlık kokan bir öykü

Jasmila Zbanic henüz 20 yaşında bir genç kız iken ülkesi insanlarının yaşadığı dramı sinemaya taşıyan yeni filminde, yaşanmışlık kokan bir konuyu, taraflara eşit mesafede yaklaşan, olgun bir sinematografi eşliğinde anlatıyor.

Yaklaşan bir felaketi film, Birleşmiş Milletler bünyesindeki bir kampa sığınan Bosnalıların endişeli yüz ifadeleriyle perdeye taşıyor. Genç yönetmen Nazilerden geri kalmayan Sırp vahşetini, soğukkanlı, abartısız bir sinema diliyle işliyor. Filmde, çektirdiği propaganda filmleriyle dünya kamuoyunu kandıran, vicdansız, yalancı, oportünist ve eli kanlı ordu komutanı bir general ile emrindeki katil sürüsü askerler, isteri haline gelen katliam arzulularını, gerçekçi bir şekilde perdeye taşınmış.

İşlevsiz BM Barış Gücü temsilcisinin yaklaşan felaketi ülkesindeki komutanına telefonla bildirip müdahale edilmesini talep ederken, reddedilişinin ıstırabını yüz ifadesinden anlıyoruz. Filmde insanlığın yüz karası bir katliamı insanlığımızdan utanarak izliyoruz. Bizlere savaşın pis bir şey olduğunu hatırlatan film, Bosna-Hersek’in Srebrenitsa şehrinde yaşayan öğretmen Aida’nın gözünden anlatılıyor.

Film, Sırp askerleri tarafından, kadınlar ve çocuklar dâhil on binlerce Bosnalının öldürüldüğü soykırım günlerinde Birleşmiş Milletler üssünde geçiyor. Aida iç savaş sırasında BM için çevirmenlik yapan ellili yaşlarda bir kadındır. Sırp ordusu iktidara geldiğinde, Aida yapılan siyasi müzakerelerin bir parçası olur. Aida gittikçe daha korkutucu bilgileri tercüme etmek durumunda kalır.

1991-95 Yugoslavya İç Savaşı’nda Ratko Mladiç komutasındaki Sırp Cumhuriyeti Ordusunun, Srebrenitsa’ya karşı giriştiği ‘Krivaya 95 Hareketi’ esnasında en az 8 bin Bosnalıyı öldürdüğü belgelerle kanıtlanmıştı. ‘Quo Vadis, Aida?’ filmi aynı Ratko Mladiç’in Srebrenitsa’nın küçük bir kasabasını Bosnalıların elinden almasıyla gelişen olaylara ayna tutuyor. Birleşmiş Milletler Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına rağmen 400 silahlı Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önleyememişti.

Film, Hollandalı Albay Kerremans’ın şahsında aciz kalan barış gücünün aslında hiçbir şeye yaramadığını örnekleriyle gözlere seriyor. Srebrenista katliamı, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması, Avrupa’daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması açısından önem taşır.

Film, mağrur komutan Ratko Mladiç ile BM temsilcisi arasında yapılan sözde müzakerelerin kalbinde yer alan tercüman Aida’nın, kötüleşen şartlar karşısında soğukkanlılığını kaybetmeden ailesini yaklaşan felaketten uzak tutma çabalarına odaklanıyor. Kendisinden yeni tecrübeli ve eğitimli Sırp temsilciler bulması istendiğinde, Aida lisan bilen tarihçi kocası Nihat’ı öneriyor. Teklifi kabul görünce, BM’nin güvenli bölgesinin dışında akıbetlerini bekleyen kocasının yanındaki iki yetişkin oğlu Sejo ve Hamdija’yı da kampa sokabilme becerisini gösteriyor. Hollandalı komutan Albay Kerremans bu teklifi üç erkeği gözaltında bulundurma şartıyla kerhen kabul ediyor. Ancak aile geçmişte yaşanan katliamların getirdiği tecrübe ile akıbetlerinden endişe ediyor.

Kampta herkesin sevgisini kazanmış bir insan olarak, Aida ailesindeki üç erkeğin güvenliğini sağlamak için, kamp revirinin Hollandalı doktoru Albay Robben’den ve aile dostu kamyon şoförü bir Sırp’tan yardım talep ediyor. Ancak hayatlarını riske sokmak istemeyen muhatapları teklifi geri çeviriyor. BM barış gücü temsilcileri ise, komutan Mladiç’in elleri makineli tüfekli şımarık ve agresif askerlerinin, hakkı olmamalarına rağmen, barikatları kaldırtıp kampa girmelerini engelleyemiyor.

Film ‘savaş pis bir şey’ dedirtiyor 

Bosna Kasabı olarak bilinen Sırp siyasetçi, Sırp Cumhuriyeti eski başkanı Radovan Karadzic 2008’de yakalanmış, 40 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Karadzic o yıldan beri Lahey’de tutuklu bulunuyor. Bosna Sırp Cumhuriyeti ordusunun başkomutanı Ratko Mladiç (79) binlerce insanın öldürülmesi, yüzlerce kadına tecavüz edilmesi ve katliam sorumlusu olarak aranırken Mayıs 2011’de Sırp istihbaratı tarafından yakalandı. Lahey Savaş Suçları Mahkemesi tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

‘Quo Vadis, Aida?’nın çok başarılı bir oyuncu kadrosu var. Filmin baştan sona hemen her sahnesinde gözüküp, yükünü omuzlarında taşıyan Aida rolünde Jasna Djuricic, yüzüne maske gibi yapışan hüzünlü ifadesiyle inandırıcı bir kompozisyon çıkarıyor. 55 yaşındaki bu deneyimli Sırp oyuncunun aktifinde 30’u aşkın TV ve sinema filmi var.

Djuricic’in gerçek hayattaki kocası Boris İsakovic filmde mağrur, yalancı, katil ruhlu komutan General Ratko Mladic’e hayat veriyor. 60’a yakın TV ve sinema filminde yer alarak ülkesinin en ünlü oyuncuları arasında yer alan İsakovic rolünün hakkını veriyor.

Filmin diğer akraba oyuncuları, canlandırdıkları tarihçi Nihat ve endişeli oğlu Sejo rollerinde olduğu gibi gerçek hayatta da baba-oğul olan İzudin Bajrovic ile Dino Bajrovic.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GZ

TÜNELİN UCU

TÜNELİN UCU

MOZOTROS AİLESİ

MOZOTROS AİLESİ