24 Ekim 2021 Pazar 05:56
Op Dr Mücteba Gündüz

WEB´DEN SEÇMELER

•İsrail ile halen gayri resmi ilişkilerini sürdüren Umman Sultanlığı, Moritanya, Endonezya ve Katar´ın her an kafileye katılması bence beklenmeyen bir gelişme olmaz. Tunus ise Fas gibi bünyesindeki kadim Musevi nüfusun ilişkilere destek vereceği bir başka Mağrip ülkesi. Musevi azınlıkların varlığı, İsrail için de önemli bir tarihi değer olabilir. •Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu - https://21yyte.org/tr

İzak BARON Diğer 980 görüntüleme
1 Eylül 2021 Çarşamba

Bu Haftanın “Takılanlar”ı

  • İSRAİL İLE HALEN GAYRİ RESMİ İLİŞKİLERİNİ SÜRDÜREN UMMAN SULTANLIĞI, MORİTANYA, ENDONEZYA VE KATAR’IN HER AN KAFİLEYE KATILMASI BENCE BEKLENMEYEN BİR GELİŞME OLMAZ

İsrail ve ABD şu sıralar, Abraham anlaşmalarını genişletmek için önce Irak ve Tunus’u, sonra Arap olmayan Müslüman ülkelerden Pakistan ve Bangladeş’i düşünüyor olabilir. Son gelişmeler nükleer bir güç olan Pakistan’ı ve uzak coğrafyadaki Endonezya ve Bangladeş ile ilgili girişimleri ertelettirebilir. Ama Irak ve özellikle Kuzey Irak, tarihi Musul- Hayfa petrol boru hattının yeniden tasarlanmasının vereceği ivme ilehızla gündeme gelebilir. İsrail ile halen gayri resmi ilişkilerini sürdüren Umman Sultanlığı, Moritanya, Endonezya ve Katar’ın her an kafileye katılması bence beklenmeyen bir gelişme olmaz. Tunus ise Fas gibi bünyesindeki kadim Musevi nüfusun ilişkilere destek vereceği bir başka Mağrip ülkesi. Musevi azınlıkların varlığı, İsrail için de önemli bir tarihi değer olabilir. Ama bir de Tunus’ta yönetim değişti. En Nahda partisinin iktidardan kaymış olması, İsrail’e bir kapı açılmasına yardım edebilir. Tunus’ta şimdi meclis kapalı. Tabii bu demokratik bir anlaşma süreci açısından sakıncalı. Bununla birlikte tüm yetkileri elinde bulunduran Kais Sayid, Tunus’un menfaatine olabilecek bir İsrail-Tunus normalleşme anlaşmasını düşünebilir. Buna kolayca hukuki bir kılıfda bulabilir. Nitekim iktidarı ele geçirmesinin meşru zeminini Tunus Anayasasının 80. maddesine atfeden Sayid, ülkesinin yakın bir tehlike altında bulunması dolayısı ile gerekli her türlü acil kararı kendisinin vereceğini açıkladı.Tunus için bir Müslüman kardeşler veya hatta Selefi İslam tehdidi zaten var. Ekonomik sıkıntılar ve işsizlik Yasemin devriminin 2011’den sonra çözemediği dertler. Ama Trump’ın ilham verdiği ekonomik korumacılık, şimdi Tunus’u bazı ticari ilişkileri yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Bu bağlamda, Tunus’un her türlü ikili ticari ilişkisini bırakıp, son yıllarda kronik dış ticaret açığı verdiği iddiası ile Tunus-Türkiye Serbest Ticaret ve Ortaklık Anlaşmasını yeniden gözden geçireceğini açıklaması, geçici bir korumacılık önlemi olarak düşünülebilir. Ama 2021 de 3.9 milyar dolara çıkan Tunus’ta bunun sadece 900 milyon dolarlık kısmından sorumlu Türkiye’yi hedef göstermesi, örneğin Çin ve İtalya’ya karşı olan açıklarla ile ilgili herhangi bir atıfta bulunulmaması,Türkiye ile ticaretini İsrail’e kaydırmak için bir basamak olabilir. Bu ise Tunus- İsrail Normalleşme Anlaşmasına kapı aralar.

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

https://21yyte.org/tr/merkezler/abraham-anlasmalarinin-birinci-yildonumu-yaklasirken

 

  • ELİEZER BEN-YEHUDA, BİR GRUP DİN ADAMININ ENTELEKTÜEL UĞRAŞINA HAPSOLMUŞ VE TOPLUMDAN TAMAMEN KOPMUŞ İBRANİCEYİ BUGÜN MİLYONLARCA YAHUDİ’NİN KONUŞTUĞU BİR DİL HALİNE GETİRMİŞTİR

Eliezer Ben-Yehuda, bir grup din adamının entelektüel uğraşına hapsolmuş ve toplumdan tamamen kopmuş İbraniceyi bugün milyonlarca Yahudi’nin konuştuğu bir dil haline getirmiştir.

Bu uğraşı yalnızca kendi ailesi ile sınırlı tutmayan Yehuda, henüz ortada dişe dokunur hiçbir kurumsal Yahudi örgütlenmesi bulunmuyorken 1889’da ‘İbranice Dil Konseyi’ni kurarak yıllar sonra kurulacak İsrail devletinin de bir anlamda entelektüel temellerini attı.

O yıllarda birçok ana akım dil derli toplu bir sözlük meydana getirememişken, Yehuda tam 17 ciltlik ‘Antik ve Modern İbranice Kelimeler’ sözlüğü meydana getirdi. Osmanlı Devleti’nde ilk derli toplu sözlük olarak kabul ettiğimiz Kāmûs-ı Türkî’nin 1900 senesinde yayınlandığını düşündüğümüzde Yehuda’nın yaptığı işin mucizeden bir farkı bulunmuyordu.

Üstelik 7 Ocak 1858’de dünyaya gelen Yehuda, İbranice Dil Konseyi’ni kurduğunda yalnızca 31 yaşındaydı.

Elbette, Yehuda İbranice’yi baştan yaratmadı. Her Yahudi çocuk gibi çocukluğunda aldığı ilk eğitim İbranice idi. Sorbonne Üniversitesi’nde Ortadoğu tarihi hakkında birikimini geliştirdikçe kendi toplumuna yapacağı en büyük katkının İbraniceyi yeniden halkın kullanacağı bir dile dönüştürmek olduğunu anladı.

Bu amaç doğrultusunda İbraniceyi günlük hayata taşımak adına girişimlere başladı. 1900 yılına gelince kadar birçok İbranice gazete çıkartan Yehuda 1912 tarihinde tüm derslerin İbranice olması adına ciddi bir müfredat çalışması hazırladı.

Bir kültür dili olan İbranice, onun çabalarıyla 1922 tarihinde Filistin topraklarında Arapçadan sonra en fazla konuşulan dil konumuna gelmişti. Yahudilerin ürettiği şiirler, felsefi metinler ve dini şerhler gündelik İbraniceye çevrilerek geniş kesimlere ulaştırıldı.

Yehuda’nın bu çalışmalarının yaygınlaşmasında İngiliz Devleti’nin destekleyici politikaları ve Yahudi toplumlarının güçlenen milliyetçi duyguları son derece etkili oldu. Öte yandan, İbranicenin bir din dili olarak sinagoglarda yalnızca din adamlarının tekelinde olmaması da halkın bunu gündelik hayatta benimsemesini kolaylaştırdı. Eski çağlardan beri İbranice her Yahudi’nin öğrenmek zorunda olduğu ama gündelik hayatta kullanmadığı bir dildi. 

Yehuda’nın karşılaştığı en büyük zorluk ise dünyanın dört bir yanına dağılmış Yahudilerin bulundukları coğrafyadaki kültürün diline göre İbraniceye yeni anlamlar yüklemesi ve mevcut kelimelerin anlamlarını bükmesiydi.

O dönemde ölmek üzere olan bir dilin nasıl yeniden gündelik hayata adapte edileceğine dair bir yöntem bulunmuyordu. Dolayısıyla Avrupalı birçok dilbilimci Yehuda’nın bu çabalarını ‘deli saçması’ olarak yorumladı.

Bu süreçte imparatorlukların dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan birçok devletin yerel dillerini yeniden canlandırmaya başlarken yaşadığı tecrübeler Yehuda’nın kendi yöntemini üretmesine katkı sağladı.

Yehuda yaptığı çalışmalar sonucunda şunu fark etti. İbraniceyi hemen diriltmesi mümkün değildi, ama Filistin’de günden güne artan bir Yahudi toplumu vardı. Çalışmalarıyla gelecek nesiller bu dile hayat verebilecekti. Esasında bunun temel şartının da ‘toprak’ olduğunu biliyordu, Filistin’de kurulacak bir İsrail Devleti İbranicenin teminatı olacaktı. Aynı zamanda İbranice de İsrail Devleti’nin teminatı olacaktı.

Bu sebeple Yehuda’nın ilk dil çalışmalarının tarım ile ilgili olması da hiç tesadüf değildi. Avrupa’dan gelen Yahudiler bir yandan tarıma yönlendirilirken pratik İbranicenin ilk tohumları da tarım ve toprak ile ilgili oluyordu.

Mehmed Mazlum Çelik

https://www.indyturk.com/node/403371/k%C3%BClt%C3%BCr/i%CC%87branice-diline-ab-%C4%B1-hayat-olan-eliezer-ben-yehuda%E2%80%99n%C4%B1n-hik%C3%A2yesi

 

  • DİANA’NIN YANİ MESLEK SAHİBİ, KARİYERİ MÜTHİŞ, KENDİNE VE ÇOCUKLARINA YETEBİLECEK BİR KADININ DAHİ BÖYLE GÖZ GÖRE GÖRE ÖLDÜRÜLMESİ, KADIN VE EKONOMİK ÖZGÜRLÜK TEORİLERİNİN YETERLİ OLMADIĞINI GÖSTERİYOR

İsrail’deki kadın örgütleri olayı erkeklerin de sağlığı açısından ele alıyorlar. Örneğin Namat’taki sığınma evinin yönetici Yael Levin’e göre, bu sorun sadece kadınların korunmasıyla ilgili değil. Erkeklerin de mutlaka rehabilite edilmesi lazım. Açıkçası bunca vakayı görmüş bir toplumun bir bireyi olarak, erkekleri rehabilite edecek kadar yüce gönüllü düşünemiyorum. Önce kadınların can güvenliğinin sağlanması gerekiyor.

Ülkede güncel rakamlara bakıldığında, pandemiyle beraber aile içi şiddete dair vakaların yüzde 300 arttığını görüyoruz. Ayrıca taciz ve tecavüz vakaları da yüzde 33 artmış durumda. Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı Aile, Çocuk ve Gençlik Bölümü başkanı Ayala Meir’in açıklamasına göre, ailelerin eskisinden daha fazla bir arada kalması baskı ortamını arttırıyor.

Burada ülkedeki Ultra-Ortodoks yani aşırı muhafazakar diyebileceğimiz, kitlenin kadınlarının yaşadığı şiddet vakalarına da değinmek yerinde olacaktır. Zira bu tip ailelerde yetişen ve hayatını sürdüren kadınların şiddet uğradıklarında gittikleri ilk yer haham oluyor. Dolayısıyla ne kadarı polise yansıyor tartışılır. Bu yüzden kendi içlerinden çıkan kadın dernekleri şiddete karşı mücadele etmeye çalışıyor ama ne kadar başarılı olabileceklerini zaman gösterecek. Olayların “Kol kırılır yen içinde kalır” mantığıyla ele alındığı bir ortamda, polisin, devletin ve dolayısıyla hukuk mekanizmasının dahi ulaşamadığı bir kadın şiddete uğradığında bu muhafazakar derneklere nasıl ulaşacak onu da bilemiyorum.

Diana Raz şiddet mağduru binlerce kadına el uzatırken, kendisinin aile içi şiddet kurbanı olması çok acı bir durum. Kendi Facebook hesabında “Muhteşem bir adamla evliyim” yazması sosyal medyanın sahtekarlığını göstermesi açısından anlamlı bir örnek ama aynı zamanda ilişkinin içinde kadının mağduriyetini ve bu mağduriyetini ne kadar ustaca maskeleyebildiğini de gösteriyor. Katil koca halihazırda tutuklu ama İsrail yasalarına göre, çocukları üzerindeki velayet hakkının iptal olması gerekirken, halen sürüyor. Hatta bu hakkına sığınarak, çocuklarının olaydan dolayı görmesi gereken psikolojik tedaviye de karşı çıkıyormuş. Bütün bu durum akla olumsuz fikirler getiriyor. Kocasının polis olması bazı şeylerin üstünün örtülmesine neden olabilir mi? Ülkede infial yaratması kamuoyunun dikkati açısından çok önemli ama gerçekten sıradan bir adamın karısını öldürmesi gibi bir sonuç yaratacak mı, bekleyip göreceğiz.

Diana’nın yani meslek sahibi, kariyeri müthiş, kendine ve çocuklarına yetebilecek bir kadının dahi böyle göz göre göre öldürülmesi, kadın ve ekonomik özgürlük teorilerinin yeterli olmadığını gösteriyor. Bizim ülkemiz için şu aşamada sadece kadınların can güvenliğini önemsiyoruz ama asıl mesele kadının erkekle eşitliğinin mental olarak gerçekleştirilmesidir. Bu da ancak siyasi irade ile desteklenmesiyle mümkündür. Eğitim ve kültür politikaları gibi daha geniş çapta alanları da kapsaması gerekiyor. Hiçbir cinayet ve şiddet eylemi ekonomik sıkıntıların yarattığı stres, iş stresi, tatil ihtiyacı, hastalık vs. diye gerekçelendirilemez. Bazen düşünüyorum erkekler regl olsaydı her ay kaç kadın daha öldürülürdü? Bu yüzden şiddete eğilimli ve kadına saygısız erkekler için bahane üretmeyelim. Her ülkede hikaye aynı. Diana hepimizin kaybı ve hepimizin hikayesidir.

L. Deniz Ertuğ

https://www.politikyol.com/diana-razin-ardindan/

 

Takılan tweetler

  • Belaaz@TheBelaaz

ÖZEL: Brooklyn Hahamı Moshe Margaretten @Tzedek_Assoc,

Katar hükümeti ve Beyaz Saray, 'Afganistan Kadın Milli Futbol Takımı' üyelerinin Salı gecesi ülkeden kaçmalarına ve Taliban'ın kesin tehlikesinden kurtulmalarına yardım etmek için bir araya geldi.

 

https://twitter.com/TheBelaaz/status/1431070574353260548

  • NTVRadyo@ntvradyo

Aylin Öney Tan patlıcanlı makarna, pilav ve böreği, ayrıca Sefarad mutfağında çok sevilen patlıcan için şarkı bile yapıldığını anlatıyor. Ve bu bölümde patlıcan şarkısından bir bölümü Karen Gerson Şarhon'dan dinliyoruz. #podcast  #AcıTatlıMayhoş

https://www.ntvradyo.com.tr/program/aci-tatli-mayhos/460

https://twitter.com/ntvradyo/status/1431258686723395584

  • Romanya’dan Balkanlar@DanRomanya

Romanya’da Sefaradların tarihine ilişkin güzel bir kitap ve kitaptan bir sayfa. II. Bayezid’in Ferdinand hakkındaki sözleri ilginç.

Bükreş’te “Cimitirul Bellu Spaniol” adıyla da anılan bir de Sefarad mezarlığı var. Bu mezarlıkta adını tespit edememekle birlikte I. Dünya Savaşında Romanya cephesinde şehit olan Musevi bir Osmanlı askerinin medfun olduğunu öğrendim.

Kitaptan Ladino dilinde birkaç Sefarad atasözü ve İngilizceleri. Yorumsuz

 

https://twitter.com/DanRomanya/status/1430864603433603078

  • Yair Lapid@yairlapid

אדוני הנשיא, גברתי, היה ממש טעים. תודה.

Sayın Başkan, hanımefendi, gerçekten çok lezzetliydi. Teşekkürler.

@Isaac_Herzog

https://twitter.com/yairlapid/status/1430614299182080006

  • M. Birol Guger@GugerBirol

Washington DC'deki #İsrail Büyükelçiliği, Başbakan Bennett ve maiyeti Şabat'ta ibadet edebilsin diye Willard Intercontinental Hotel'de ufak çaplı bir sinagog oluşturmuş.

https://twitter.com/GugerBirol/status/1431333137766834178

 

Ağa Takılanlar Öneriyor

  • Değişen iklime ve ekolojik yıkıma karşı kadın dayanışması: Küt Oynayan Kadınlar

Raşel Maseri'nin 'Küt Oynayan Kadınlar'ı farklı din ve etnik gruplardan yedi kadının sıcaktan birbirine yapışan kartlar, gürültücü ağustosböcekleri, yakıcı bir tarih, Ladino dilinde anılar, sınıflararası uçurum ve tükenmekte olan bir dünyaya karşı, bir oyun masası çevresinde dayanışmasının öyküsü.

https://yesilgazete.org/degisen-iklime-ve-ekolojik-yikima-karsi-kadin-dayanismasi-kut-oynayan-kadinlar/

  • İstanbul: Kentin Şarkıları | El Cezire Dünyası

https://www.youtube.com/watch?v=z7XlBfwZCRM

  • İsrail'in Tıp Teknolojisi

https://www.biracemiyolcu.com/post/i%CC%87srail-in-t%C4%B1p-teknolojisi

  • Hakikati ararken savrulmak - BİLGEHAN UÇAK

https://www.karar.com/gorusler/hakikati-ararken-savrulmak-1629686

  • Bir antisemit misin? Yahudi düşmanı kimdir? – Luna Deniz Ertuğ

https://www.youtube.com/watch?v=sMcHKVfZnQ8

  • Düşesin Gözünden Holokost Kurbanları - Çeviri: Şilan Çete

 

https://www.artdogistanbul.com/en/tumu/guncel_sanat/dusesin-gozunden-holokost-kurbanlari.htm

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şalom TV GZ

TÜNELİN UCU - İzel Rozental

TÜNELİN UCU - İzel Rozental

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel