20 Ekim 2021 Çarşamba 03:55
Op Dr Mücteba Gündüz

Sadece iki kelime: Amerika Açık

Tenis sezonunun en son grand slam´i Amerika Açık, pazar akşamı son buldu. Ardından bir sürü hayal kırıklıkları ve ilkler bırakan Amerika Açık bana kalırsa bu senenin en iyi grand slam´i olarak tarihe geçti.

İgal MEVORAH Spor 2071 görüntüleme
15 Eylül 2021 Çarşamba

Kadınlarda 19 yaşındaki Emma Raducanu, erkeklerde ise Rus Daniil Medvedev ipi göğüsleyerek ilk grand slam şampiyonluklarına ulaştılar. Kadınlar finalinde gençlik rüzgârı eserken, erkeklerde ise dünya 1 numarası Novak Djokovic 2016’dan bu yana ilk defa toprak zemin hariç bir grand slam finali kaybetti. İşte her grand slam klasikleşen, tüm detayları yansıtmaya çalıştığımız Grand Slam panoraması… Karşınızda Amerika Açık 2021 Panorama:

Emma Raducanu

Kadınlarda gençlik rüzgârı, elemelerden gelerek kupaya uzanan bir mucize: Emma Raducanu  

Her tenis yazımda kaleme aldığım gibi, kadınlar tenisinin erkek tenisinden ayrıldığı en önemli konu şampiyonluk istikrarı. Erkeklerde üç isim tarafından büyük bir dominasyon söz konusuyken, kadınlarda hemen hemen her sene bambaşka bir şampiyon çıkabiliyor. Tabii ki konumuz bunun iyi mi oksa kötü mü olduğunu tartışmak değil. 2002 doğumlu Raducanu, ayrıca grand slam tarihinde elemelerden gelerek kupaya uzanan tek isim olmayı da başardı. Kadınlar tenisi için Z jenerasyonunun gerçekten ciddi bir şans olduğunu düşünüyorum. Fakat finaller rakiplerle güzeldir. Kadınlar finaline damga vuran bir diğer isim ise de Leylah Fernandez idi. Finale ulaşana kadar Kerber, Osaka, Sabalenka, Svitolina gibi isimleri eleyen 18 yaşındaki Kanadalı raket, gelecek sezonlarda da adından söz ettirecek gibi. Amerika Açık’ta 18 ve 19 yaşlarındaki iki sporcunun finalini izlemek gerçekten rüya gibiydi. Umarım üstlerine koyarak devam ederler.

Makine beş sene sonra New York’da durduruldu!

Tenis otoritelerin, tarihin gelmiş geçmiş en iyi tenisçilerinden biri olarak gösterdiği – ki bu su götürmez bir gerçek – Novak Djokovic, ‘kariyer grand slam’i yapabilmek (bir sezonda bütün grand slamleri kazanmak) ve tarihte en çok grand slam kazanan erkek tenisçi olabilmek için korta çıktı pazar akşamı. Rakibi ise dünya 2 numarası, daha önce Avustralya açık grand slam finalinde rahatça yenebildiği Rus raket Daniil Medvedev’di. Spor dünyasının zihinsel ve mental açıdan en güçlü sporcusu olan Djokovic’in maçı zorlanmadan alacağını düşünenlerdendim. Zira Djokovic, rakibini daha önce yendiyse, onu çözüyor ve bir dahaki sefere zorlanmıyordu. Fakat maç hiç de beklendiği gibi gitmedi. İlk iki seti Medvedev gerçekten harika bir oyunla, dünya 1 numarasını sürklase ederek kazandı. Djokovic, kendisine atılan çok basit kısa toplara bile kötü karşılıklar veriyor, belki de hayatında ilk ama ilk defa baskıyı yönetemiyordu. Üçüncü ve oyunun son seti başladığında, Djokovic ve bütün spor severler resmen şoktaydı. Medvedev bir grand slam’ini, dünyanın en büyük mental gücüne karşı 4-0 önde götürüyordu. Oyun tabelası 5-2’yi gösterdiğinde Medvedev şampiyonluk sayısını yakalamıştı. Fakat taraftarların kendisini terbiyesizce yuhalaması moralini bozmuş olacak ki, üst üste üç çift hata ile servisini kırdırttı. Ben daha önce böyle bir terbiyesizliği tenis dünyasında hiç görmedim. İlk defa tanık olduğum şey sadece bu olay değildi. Djokovic’in kendisine aşırı destek veren taraftarlara karşı duygulanıp hüngür hüngür ağlaması gerçekten tarihi bir olaydı; unutulmaz bir kareydi. Belki gerçekten duygulandı belki de bu kadar destek gördüğü taraftara bir kupa hediye edip rekorları kıramadı diye üzüldü, bilemiyorum. Fakat her yönüyle bu final, benim için Wimbledon 2019’dan sonraki en epik finallerden biriydi. Oyun tabelası 5-4’ü gösterirken ise, Medvedev bu sefer makinenin fişini çekti ve ilk grand slam’ine uzandı.

Olmazsa olmazlar, hayal kırıklıkları:

Her grand slam’de olmazsa olmaz tabii ki hayal kırıklığı yaşayan ve yaşatan raketlerdir. Amerika Açık’ta da fazlaca gördük. Verebileceğimiz ilk örnek, erkekler 16 numarası olan Pablo Carreno Busta’nın henüz ilk turda 151. olan Amerikalı Maxime Cressy’e beşinci turda veda etmesi olacaktır. Ve tabii ki kadınlar tenisinde son zamanlarda kendisinden en çok bahsettiren Naomi Osaka… Üçüncü turda 18 yaşındaki rakibi ve bu senenin finalisti Leylah Fernandez’e kaybeden Osaka, tenise ara vereceğini duyurdu. Psikolojik olarak toparlanması gerektiğine inanan Osaka’nın ise ne zaman tenise döneceği henüz bilinmiyor.

2021 Avustralya Açık’ta dünya 128.si iken yarı finale kadar gelerek adından çokça söz ettiren Aslan Karatsev ise üçüncü turda Amerikan raket Brooksby’e elenerek turnuvaya erken havlu attı. Belki de biz bu adama çok fazla yüklendik; bu da farklı bir bakış açısı olabilir tabii.

Peki, ileride tenis dünyasını ne bekliyor?

Yazıyı bitirirken, gelecek beklentilerimi de eklemeyi çok severim. Tabii ki bu soruya medyum olmayan hiç kimse kesin doğru cevabı veremez. Naçizane fikirlerimi şöyle bırakayım:

Öncelikle şunu söylemem gerekir ki, kadın ve erkek tenisinde ‘next gen’ diye adlandırılan gelecek jenerasyonun kapıyı iyice araladığı turnuva oldu Amerika Açık. Olmaz denilenin olduğu, yeni neslin kendini iyice gösterdiği hatta zafere ulaştığı bir kapanış oldu. Bundan sonraki grand slam’lerde ‘Büyük Üçlü’ hâlâ çok konuşulacak olsa da, daha özgüvenli bir next gen’in olacağına inanıyorum. Kadınlar özelinde bakarsak, Raducanu ve Leylah gibi gençlerle istikrarın biraz daha oturacağı malum. Tabii ki onlarla rekabete girecek olan, Svitolina, Ash Barty, Sabalenca gibi isimlerin de kalitelerini yukarda tutmaya çalışacak. Bu da doğal olarak bizlere rekabet bol, harika bir tenis izletecek. Kadınlar tenisini güzel yıllar bekliyor, Z jenerasyonu şimdiki liste üstü oyuncuları iyi olmaya zorlayacak.

Erkeklerde ise belki de bir çağın kapanmasının sinyalleri gelmiş olabilir. Tabii ki bu Büyük Üçlünün bir daha grand slam kazanmayacağı anlamına gelmiyor. Gayet tabii dominasyonlarının iki sene daha süreceğini düşünüyorum. Fakat, Djokovic’in ilk defa yeni nesil bir tenisçiye kaybetmesi, yeni nesli iyice cesaretlendirecek ve belki de Novak’ın önümüzdeki Avustralya Açık’ı veya Nadal’ın önümüzdeki Roland Garros’u eskisi gibi rahat geçmeyecek. Zira, artık karşılarında yenebileceklerine inanacakları rakipleri olacak.

Her şeye rağmen yazımı şu sözle bitirmek isterim. Siz siz olun, hiçbir zaman Büyük Üçlüye karşı iddiaya girmeyin, ne yapar ne eder yine siz kaybedersiniz.

Herkese harika bir sene dilerim, Şana Tova!

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şalom TV GZ

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel

TÜNELİN UCU - İzel Rozental

TÜNELİN UCU - İzel Rozental