Şalom’da uzun yıllar birlikte çalışmanın mutluluğunu yaşadığım Lizi Behmoaras, sahibi olduğu sayısız hasleti ve birikimiyle, gazetenin en kaliteli, en değerli yazarlarından biriydi. Zarif ve kibar bir hanımefendi olan Lizi, 75 yıllık ömründe, saygılı, dürüst ve sevecen kişiliği ve asaletiyle herkesin sempatisini kazanmıştı. Şalom’un yaşayan en eski yazarı olarak, Lizi’nin gazetenin gelmiş geçmiş en iyi yazarlarından biri olduğunu söyleyebilirim. Lizi köşesinde hafta içinde yaşadığı olaylardan bahseder, ince mizah duygusuyla onlara renkli yorumlar katardı. Gazete elime geçtiğinde, kendi yazımdan önce Lizi’nin yazısını keyifle okurdum. Lizi’nin yazarlığı döneminde, Şalom’da yazıların kontrolünden, mizanpajdan ve yayına hazır hale gelmesinden sorumlu dört kadın yazar vardı: Nana Trablus, Sara Yanarocak ve Meri Asayas ile birlikte Lizi onlardan biriydi. Bu görevi her biri ayda bir kez üstlenirdi.
Silvyo Ovadya’nın genel yayın müdürlüğü döneminde, Şalom yazarları haftalık toplantıda bir araya gelirdi. Bu toplantılarda, çıkan sayı eleştirilir, çıkacak sayının planlanması yapılırdı. Lizi, yazarlar arasındaki iletişimin sürdürülmesini sağlayan bu toplantıların müdavimlerinden biriydi. Beş dil bilen Lizi deneyimli bir tercümandı. Efsane gazeteci Erol Güney’in İsrail’de yaşadığı dönemde yolladığı Fransızca yazılar, Lizi tarafından Türkçeye çevrilip gazetede yayınlanırdı. Yanlış hatırlamıyorsam Henry Bernard Levy’nin Yeni Yüzyıl gazetesinde yayınlanan yazılarını Lizi dilimize çevirmişti. Büyükannesi ve annesi gibi Lizi de tahsilini Notre Dame de Sion Lisesinde yaptı. Bu okulun sonradan Edebiyat Ödülleri Başkanlığını üstlendi. Kendini “Ben öykü anlatmaktan hoşlanıyorum. Ben bir hikâye anlatıcısıyım” diye takdim eden Lizi, yetenekli kaleminden çıkma, çoğu biyografi ağırlıklı 14 kitap yazmıştı.
İlk eşi, İzmirli orlon tüccarı Ovadya Nahmias, Sultanhamam’daki işyerimin komşusuydu. Lizi, oğullarına her türlü desteğe koşan bir anne olarak, tahsillerini sürdürdükleri Paris ve Londra’ya sık sık seyahat ederdi. Sağduyusuna güvendiğim Lizi’ye ihtiyaç duyduğumda kendisine danışırdım. Lizi de annesi Jaklin Katalan’ın kalça protezi ameliyatı arifesinde, bu konudaki deneyimimi bildiğinden beni aradığında, bu ameliyatın ertelenmemesi gerektiğini ve her iki ameliyatımı yapan Prof. Dr. Remzi Tüzün’den memnun kaldığımı anlatmıştım. Lizi’nin de annesiyle aynı doktor üzerinde mutabık kaldıklarını öğrendiğimde, kontrol için gittiğim Remzi Bey’e, arkadaşım Lizi’nin hasletlerinden bahsetmiştim. Remzi Bey “Ailesini iyi tanırız, çünkü eşim (Prof. Dr. Nurdan Tözün) Lizi’nin Dame de Sion’dan sınıf arkadaşıdır” demişti. Kitaplarında kullanmak istediği Osmanlıca metinlerin tercümesi için, “Or-Ahayim Hastanesi: Sevgi ve Şefkatin 100 Yılı” kitabımda Osmanlıca belgelerden faydalandığımı bilen Lizi, bir tercüman aradığını söylemişti. Kendisini tanıştırdığım Türk Tarih Kurumu’ndan Sabri Koz ile buluştuktan sonra, Lizi bu konuda çok iyi verim aldığını anlatmıştı. Şalom’da bir haksızlığa uğradığında, asaleti ve hoşgörüsüyle tepki vermeyip 1996’da sessizce ayrıldığında çok üzülmüştüm. Ancak DERGİ’ye desteğini hep sürdürdü; Nelli ile Nana’nın her talebinde yazılarıyla destek verdi.