Önceki yazılarımdan birinde caz piyanisti Brad Mehldau’nun üçlüsü ile 1998 yılında çıkardığı üst düzey bulduğum ‘Songs, The Art of the Trio, Volume 3’ albümünde beğeniyle dinlediğim iki parça olduğundan bahsetmiş, ilk olarak Radiohead bestesi olan ‘Exit Music (For a Film)’ adlı parçadan söz etmiştim. Bu yazının konusu ikinci parça ise, yalın ve bir o kadar duygu yüklü tonuyla ‘River Man’.
Bu eseri dinleme ve orijinaline ulaşma şeklim, diğer çeşitli müziklerde sıklıkla dile getirdiğim gibi kronolojisine ters yönde oldu. Önce caz yorumlarıyla, yıllar sonra daha eskilere dayanan İngiliz folk-rock tarzı sayılabilecek bestecisinin özgün performansıyla aşina oldum.
Mehldau’nun etkileyici ‘River Man’ yorumuyla saf hatta tekdüze sayılabilecek bir melodi, beklenmedik şekilde berrak ve akıcı tonuyla dinleyiciyi hemen teslim alıyor. Ritim ile melodi farklı yönde ilerliyor, bu da derinlik ve duygu katıyor. Mehldau’nun üçlüsünde alışkın olduğumuz gibi, bas ve davul ön plandaki piyano ile kendilerine has bir ahenk içerisinde.
Çok sonraları (yaklaşık on yıl önce olmalı) bir müzik mağazasında CD’leri incelerken tavsiye üzerine caz gitaristi Lee Ritenour’un 2012 yılında çıkan ‘Rhythm Sessions’ adlı albümünde yer alan aynı eserin bir başka yorumuyla tanıştım. Günümüzün kalburüstü caz vokalisti Kurt Elling, ‘River Man’i söylerken mükemmel bir iş çıkarıyor. Lee Ritenour’un, Dave Grusin ve Nathan East ile parçanın altyapısını oluşturması ve ara enstrümental bölümdeki gitar ve tuşluların düzenlemesi olağanüstü güzellikte.
Nihayet, COVID-19 salgınının kısıtlamalarıyla yoğun iş hayatının bir süre yavaşladığı bir gün merakımı gidermek üzere ‘River Man’in köklerini araştırdım ve parçanın aslının 1969 yılına kadar geriye gittiğini öğrendim. Bestecisinin bu dünyadan hızlıca ve pek fark edilmeden gelip geçen, çok sonradan değer verilip eleştirmenlerce müzikal dahi olarak nitelenen İngiliz müzisyen Nick Drake olduğunu ancak 2020 yılında keşfettim. Kendi adıma adeta bilmediğim yeni bir müzikal cevhere ulaşmıştım.
Beş yaprak kaldı…
‘River Man’ sanatçının ‘Five Leaves Left’ adlı ilk albümünün içinde yer aldı. Eski tarz sarma sigara paketlerinde, içildikçe sigara yaprakları azalınca (geriye sadece beş yaprak kaldığında) görünen tüketiciyi sigarasız kalmaması için uyaracak şekilde “beş yaprak kaldı” ibaresi yer alıyormuş. Sanatçı nedense garip bir ironiyle albümüne bu adı vermiş. Drake henüz 21 yaşındayken 1969 yılında yayınlanan albüm, onun etkileyici gitar stili ve şiirsel yönü ağır basan şarkı sözleriyle dikkat çekiyor.
Doğrusunu söylemem gerekirse ilk dinleyişimde, Drake’in orijinal ‘River Man’ parçasını yukarıda saydığım caz yorumlarına göre monoton ve melankolik buldum. Ancak tekrar dinledikçe ve ayrıntıları algıladıkça, gitar, bas ve yaylıların katkısını ve Drake’in içe dönük sesini uzatmasının çarpıcı saflığını hissettim.
‘River Man’ ritmi 5/4 ölçüsünde ve bu yüzden diğer genel batılı müzik kalıplarına kıyasla istisnai bir yapıda. Girişteki gitar ve bas gitar şarkının tonunu belirliyor. Bas gitarı çalan Danny Thompson, ülkesinde uzun yıllardır enstrümanının en iyilerinden biri olarak anılıyor. Drake, basit olduğu hissine kapıldığımız birkaç özgün notayı güçlü bir vurguyla kullanıyor, penasız parmaklarıyla çaldığı “fingerpicking” stilinde maharetini gösteriyor. Ritim ile melodi ve sözler armoni içinde bambaşka yönlerde ilerleyip “counterpoint” yaratarak müzikteki hüzün ve berrak anlatımı yakalıyor.
Albümdeki diğer parçaların yaylı çalgılar düzenlemelerini Cambridge Üniversitesinden okul arkadaşı Robert Kirby yapmış. Prodüktör Joe Boyd’un kuşkularına rağmen, bu genç müzisyen işini başarıyla kotarmış. Ancak Kirby 5/4 ölçüsüyle çalışmaya alışık olmayınca ve Drake’in istediği tonu yakalayamayınca, ‘River Man’ yaylılar düzenlemesini sonradan film müziklerine yaptığı bestelerle ünlenen Harry Robertson hazırlamış. Drake istediği tarzı ona anlatmış ve İngiliz klasik müzik bestecisi Frederick Delius’un tarzından ilham almasını istemiş. Harrison 14 enstrümandan oluşan, keman, viyola ve çello içeren yaylı çalgılar düzenlemesini bestenin üzerine uyarlamış. Gitar çalarak şarkıyı söyleyen Drake’in etrafında bir daire oluşturarak hiçbir üst üste kayıt “overdub” olmaksızın tek defada kaydı gerçekleştirmişler. Tüm parçada ve özellikle enstrümental olan ara bölümde yaylılar, bağımsız farklı ölçülerde fakat armonik olarak uyumlu ve hatta sürpriz notalarla müziğe lirik bir hava katıyor.
Kısa yaşamı esnasında ürettiği müziğe pek değer verilmeyen, hayata veda etmesinden yıllar sonra müziği artarak övgüler alan Nick Drake, bugün folk-rock müziğin öncü bir şairi olarak görülüyor. ‘River Man’in çeşitli imgeler içeren gizemli sözleri, anlam olarak halen değişik şekillerde yorumlanıyor.
‘Nehir Adamı’ acaba bizzat kendi ruhu mudur? Veya, ‘Nehir Adamı’ akmakta olan nehri kontrol eden bilge bir kişilik ve danışılmak istenen bir rehber midir? “If he tells me all he knows about the way his river flows” sözleriyle, şair/müzisyen nehir adamdan, kendi nehrinin nasıl aktığını ona anlatmasını istemektedir. Acaba nehir, akmakta olan ve sürekli değişkenlik gösteren hayat için burada bir metafor mudur? Şarkımızın ritmi akmakta olan bir nehrin hareketinin akıcılığını andırmaktadır. Kendisini veya dinleyicisini nehrin/hayatın akışını nehir kenarından izletmek veya nehrin üzerinde birlikte akarak bir parçası oldurmaya çalışıyor olabilir mi? Belki nehir imgesiyle saf tabiatın, çözülemeyen birçok gizemli konuyu anlamlandırmaya vakıf ve muktedir olduğunu ima etmek istiyor.
Sözlerin muhtemel felsefi anlamı kadar, Brad Mehldau’nun ‘River Man’ ile tanışmasının hikâyesi de ilginç. Los Angeles kentinde saygın bir tiyatro ve müzik performans mekânı olan Largo’da bir gece, mekânın işletmecisi Marc Flanagan bu parçayı bizzat çalmış. Orada bulunan ve parçayı tanımayan Mehldau etkilenmiş, bu vesileyle Nick Drake’in müziğiyle tanışarak eseri yorumlamaya koyulmuş. 1998 yılındaki albümden sonra, ‘River Man’ Mehldau’nun 2004 yılında yayınlanan Tokyo konser albümünde tekrar yer aldı. Usta piyanist, birçok konserinin sonunda bu parçayı alkışlar sonrası “encore” olarak çaldı. Bir röportajında, eserin kelimelerinin ne anlama geldiğinden emin olamadığını, kendisi için sözlerin öncelikli önemde olmadığını belirtti. Ancak müzikal cümlelerin stilinin ve akıcılığının onu etkilemesine, sözlerin müziğin ritminin arkasında kalarak parçaya duygusal etki katmasının güzelliğine değindi.
Mehldau, Drake’in müziğinden ve ilk albümü ‘Five Leaves Left’den ilham alarak, sadece ‘River Man’ değil, ‘Time Has Told Me’ ve ‘Day Is Done’ parçalarını da yorumladı.
Günümüzde ‘River Man’ ve diğer Drake besteleri çeşitli türdeki müzisyenler tarafından yorumlanıyor. Bu yönüyle özellikle ‘River Man’ artık bir dönemin müziği olmaktan çıktı. Eleştirmenler bu eserin nesiller sonra da dinlenmeye ve yorumlanmaya devam edeceği görüşünde.
Bir müzik eserinin farklı yorumlarını peş peşe dinleyerek kişiyi değişik ruh hallerine taşımasının değerli ve ayrıcalıklı olduğunu düşünüyorum, bu anlayışla seçkiye kulak vermenizi öneriyorum!
KAYNAKÇA:
SEÇKİ:
Spotify / Sami Asa, Playlist adı: MY_26_250226_River Man
Nick Drake’in ölümünden 50 yıl sonra Temmuz 2024’te Jules Buckley yönetimindeki BBC Senfoni Orkestrası birçok değerli müzisyenin katılımıyla Drake’in şarkılarını Londra’daki ünlü Royal Albert Hall’da seslendirdi. Konserin tanıtımı bu şekilde yapıldı.
Nick Drake’in az sayıdaki fotoğraflarından ikisi