Futbol, basketbol, tenis gibi bazı spor dalları bütün dünyanın ilgisini çekerken, farklı ülkelerde birçok niş spor dalları ve hayatlarını bu dallara adamış sporcular olduğunu unutmamak lazım…
Futbol, basketbol, tenis gibi sporlar bütün dünyanın ilgisini çekmeyi başarıyor. Kriket, hokey ve voleybol gibi sporlar ise belli başlı coğrafyalarda tarihte hiç olmadığı kadar popüler. En ünlü spor dallarını listelemeye devam etsek masa tenisi ve golf gibi branşlar sıralamayı tamamlayacak. Dünyadaki bütün resmi spor dallarını saysak ise bu yazının tamamının yaklaşık 15 katı daha fazla alana ihtiyacımız olacak.
Dünyanın birçok farklı ülkesinde binlerce farklı spor dalı olduğunu ve bu niş sporlara hayatlarını adamış insanlar olduğunu unutmak çok kolay. Bu sporlar arasından en ilginçlerinden biri satranç-boks. Sporcuların bir boks müsabakasına satranç araları ile devam ettiği turnuvaları izlemek gerçekten de akıl almaz bir deneyim.
Bir başka niş spor ise ‘Speedrunning’ ismiyle anılan bir e-spor. Önceki bir yazımda video oyunlarının hem popülarite hem de teknik anlamda geleneksel sporlarla yarışabileceğinden bahsetmiştim. ‘Speedrunning’ bu sporların bir alt kategorisi; aynı zamanda en fazla hayatını adamış sporcuların yer aldığı spor dalı.
Hedef nedir?
Speedrunning, bir video oyununun tamamını veya bir bölümünü en hızlı şekilde bitirme yarışına verilen isimdir. Bazen turnuvaları veya etkinlikleri düzenlense de genellikle sporların kendi zamanlarında dünya rekorunu aşağı çekmesi üzerine ilerleniyor. Örneğin ilk olarak Super Mario Bros. (1985) oyununun kaydedilmiş ilk dünya rekoru 5 dakika 24 saniye. 2002 kırılan bu rekor, 2004’e kadar her sene birkaç kere kırıldı ve rekor 19 saniye aşağı çekildi. 2004 ila 2010 yılları arasında ise rekor sadece iki kere yenilenebildi ve toplam süre 5 dakikaya indi. İlerleyen yıllarda rekor artık saniyeler yerine salilelerle aşağı çekilmeye başlandı; 2025 yılına geldiğimizde rekor 4 dakika, 54 saniye ve 565 milisaniyede duruyor. Bu durumda hatırlatmam gereken, ortalama bir oyuncunun bu oyunu bitirmesinin yaklaşık iki - üç saat süreceği… Speedrunner isimli sporcular aynı oyunu baştan yüz binlerce kere oynadıkları için basacakları tuşları neredeyse saniyesi saniyesine ezberleyerek oyunu adeta bir robot gibi oynayabiliyor.
Tabii ki bu spor sadece oyunları hızlı oynamaktan ibaret değil. Aynı zamanda oyunlarda yer alan ‘bug’lar veya arızaları kendi avantajlarına kullanan speedrunnerlar kendilerini ileri götürebiliyor. Oyunun kodunda ‘glitch’ ismi ile hitap edilen bu tarz hataları kullanarak oyuncular bazen bölümlerin belirli kısımlarını aniden geçebiliyor. Bir başka strateji ise oyuncuların, oyunun kodunu bir bilgisayar aracılığıyla analiz etmesi ve oyunu bir bilgisayara oynatması, ardından bilgisayarın hareketlerini izleyerek kendini eğitmesi. Bir futbolcunun üzerine çalıştığı bir vuruş için saatlerce, hatta günler boyunca o vuruşun ustanı baştan tekrar tekrar izlemesi gibi. Aynı videoyu, aynı oyunu ve aynı düğme basışını bazen yıllarca tekrar eden bu sporcuların sahip oldukları istikrar ve devamlılık gerçekten de akıl almaz seviyelerde.
Sporcuların özellikleri
Bu sporu başka sporlardan ayıran çok önemli iki özelliği var. Öncelikle speedrunnerlar o an üzerinde çalıştıkları rekorları kırmaya çalışırken sürekli olarak YouTube veya benzeri mecralar üzerinden oyunlarını paylaşıyorlar. Bu sayede her an, her saniye bir yerden yeni bir rekor veya yeni bir gelişme gerçekleşebiliyor. İkinci özelliği ise speedrunning camiasının yardımseverliği. Speedrunnerlar tabii ki dünya rekorlarını kendileri kırmak istiyor ama genellikle hem başka sporculara hem de merak edenlere yardımcı oluyorlar. Neredeyse her elit oyuncu stratejilerini ve kumandada bastıkları tuşları bütün seyredenlerle paylaşır, bu da gelecekte kendi kırdıkları rekorun başkaları tarafından egale edilmesini hatta üzerine geçilmesine fırsat tanır. Aynı e-sporlarda olduğu için bir bilgisayar ve monitöre sahip herkesin de bu sporu yapabilme potansiyeli oluşu bu yardımsever ve açık camiayı daha da güçlendiriyor.
Tabii ki başka sporlarda olduğu gibi bu sporda da kuralları esnetmeye ve hile yapmaya çalışan oyuncular oluyor. Bunların en yaygını ‘splicing’ ismini alan bir video modifikasyonu. Speedrunnerlar birkaç saat süren bir oyunun dünya rekorunu aşağıya çekmeye çalışırken o oyunun her saniyesini mükemmel oynamak zorunda. Bir dakikalık bir konsantrasyon kaybı veya oyunda şansa bağlı bir elementin beklenmedik bir hareket yapması bütün çabalarını boşa çıkarabiliyor. Bu durumdan dolayı sabırsızlığını kaybeden ve hile yapan oyuncular ‘splicing’ denen hileyi yaparak farklı zamanlarda aynı oyunun farklı kısımlarını oynayıp, ardından video editleme uygulamaları kullanarak bu videoları birleştiriyor. Bu tarz hileleri engellemek için dünya rekoru olarak yollanan videolar genelde saatler boyunca tarafsız bir kurum tarafından analiz ediliyor ve yollanan bir videoda hile yapıldığını düşünen herkesin itiraz etme hakkı mevcut.
Speedrunning, yüksek ihtimalle hiçbir zaman futbol veya basketbol gibi geleneksel bir ‘spor’ olmayacak. Buna rağmen, speedrunnerlar birçok profesyonel sporcunun göstermediği istikrarı ve çabayı gösteriyor. Bunu da milyonlarca insan her gün izliyor ve gelişmelerini takip ediyorlar. Bu niş gruplardan haberdar olmak da her zaman bana nasıl bir fanus içinde olduğumuzu hatırlatıyor. Gerçekten de çok büyük ve ihtimallerin sınırsız olduğu bir dünyada yaşıyoruz.