'Kimsin Liz Behmoaras?'

Tilda LEVİ Köşe Yazısı
19 Şubat 2025 Çarşamba

Çok değil, bundan 30 yıl evvel Şalom’un, Nişantaşı Orhan Ersek Sokak’taki ofisindeyiz. Daire küçük bir dubleksti. Girişin hemen yanında çalışma masamda otururken Lizi üst katın merdivenlerinden inip basamaklara yerleşti, eteğiyle dizlerini örttü. “Yeni bir proje geliyor galiba” diye içimden geçirdim. Zira bu konularda uzmandı… Yüzünü avuçlarının arasına aldı ve “Biliyor musun, yakında 40 yaşında olacağım. Garip bir duygu” dedi. Sonra dalgın halinden sıyrılıp işinin başına döndü. Zaman içinde herhangi bir olaya sıkıldığında konuyu değiştirip dikkatini başka yöne yoğunlaştırdığını fark edecektim. Üzülse dahi bir defteri kapatıp hemen yeni bir sayfa açmak yapısında vardı.

↔↔↔

Genelleme değilse de çoğumuzda farklı akrabalık ilişkileri vardır. Hani düğünden davete yan yana geldiğiniz, aslında sevdiğiniz ama nedense yakınlaşmadığınız… Sokakta rastlaştığınızda, ‘mutlaka görüşelim’ temennisinde bulunup, bir türlü fırsat bulamadığınız insanlar…

Şalom’un bana kazandırdığı en büyük hediye Lizi Behmoaras ve Naim Güleryüz’dür. Zaman içinde sınırlı ‘akrabalık’ çok güzel bir dostluğa dönüştü.

Her ikisi de ‘r’leri ‘ğ’ olarak telaffuz eden, gülerek tartışabilen, nokta/virgül tanımadan sohbet edebilen Naim ile Lizi’yi dinlemek keyifti.

↔↔↔

Lizi çevirilerle başlayan yazın hayatında Şalom’a birçok ‘ilk’leri taşıdı. Kısıtlı bir çevrenin dışında bir yelpaze oluşturdu. Cep telefonunun olmadığı dönemde bir elinde ahize, diğerinde kayıt cihazı, yurt dışıyla röportajlar yaptı. Bugün için arşiv niteliği taşıyan 25 yazarla yaptığı söyleşiler, ‘Türkiye’de Aydınların Gözüyle Yahudiler’ başlıklı kitapta yayınlandı.

Lizi Şalom temsilcisi olarak katıldığı kongrelerde koştururken sorumlu olduğum Kültür-Sanat sayfasını kısa süreliğine devralmasını rica ettim. İyi ki etmişim. Bu yolculuk, doğru hatırlıyorsam, on yıl çok verimli bir şekilde devam etti.

↔↔↔

Adel Anavi’nin torunu, Jaklin Katalan’ın kızı, eski Nişantaşılı Lizi kitap, müzik tutkusu olan, güzel sanatlara önem veren bir ailede büyüdü. Seyahat etmediği sürece konser kaçırmaz, tek başına bile olsa üşenmez, karşı yakadan Nişantaşı’na sinemaya gelirdi.

Elleriyle de konuşurdu Lizi. Tasvirlerinin tamamlayıcısıydı sanki. Zarafetle yakıştırdığı iri takılar ve kullandığı büyük çantalar kişiliğinin bir parçasıydı. Büyük çanta, boyuyla orantılı olduğundan değil, sabah erken çıkıp akşam belli bir etkinliği varsa defter, kalem, kitaplarının yanı sıra yedek kıyafet de taşımasındandı.

↔↔↔

Lizi kelimelerle oynamaya, araştırmaya olan ilgisiyle Türk edebiyatına önemli katkılarda bulundu. Biyografik eserleri ve romanlarıyla yayın dünyasında yer edindi.

Rita Ender’le Agos’ta yaptığı bir sohbette, kitap yazmaya başladığında adını Lizi’den Liz’e çevirmesinin nedenini ‘soyadım zaten kalabalık, bari adım kısa olsun’ diye anlatmıştı.

Empati doğuştan sahip olduğumuz bir beceri. Lizi’nin hayvanlara, özellikle de kedi ve köpeklere sevgisi, bağlılığı başka canlılarla daha kolay empati kurabilmesinden miydi diye sorguladığım olmuştur. ‘Köpük’ adlı kitabını belki bu duyguyu daha iyi anlamamız için kaleme aldı.

Hayvanlara olabildiğince özgür bir yaşam alanı sunmayı hedeflerken çok sevdiği kedilerden birinin Acem halısını tırmıkladığını anlattığında bakışlarımı görmüş, “Canlı mı önemli, cansız mı” diye gülmüştü.

Etik değerlere verdiği önemin yanı sıra, Lizi özelini paylaşmaktan hoşlanmazdı. Yine de, onu daha yakından tanıyorsanız ‘gerçeği kurguyla harmanladığı romanları’ birleştiğinde Lizi’nin gerçek kimliğinin, yaşanmışlıklarının bir sentezi olduğunu anlarsınız. Üstelik özelini özelleştirmeden…

Yıldızların arasında giderken Gila Kohen’e, Mario Levi’ye, Jak Deleon’a sevgilerimizi ilet.

Yolun ışıklı olsun Lizi.

Sağlıkla kalın.bs

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün