Şapka düştü kel göründü

Tilda LEVİ Köşe Yazısı
26 Şubat 2025 Çarşamba

Geçtiğimiz hafta dört gün süren kar yağışı, kısa süreliğine de olsa kente bir ferahlık getirdi. Sanki kara bulutlar dağılmış, ‘beyaz’ bütün olumsuzlukların üstünü örtmüştü. Okullar tatil olup insanlar toplu taşımaya yönelince trafik büyük oranda hafifledi. Bu süreçte İstanbul Belediyesinin mükemmel çalıştığını da belirtmek gerekir. Başarı her zaman iyi bir ekip çalışmasıyla oluşur. Yollar tertemizdi. Yağışın yoğun olduğu gün Kilyos’a gitmemiz gerekti. İçimizden, inşallah sağ salim varırız diye geçirdik. Boşuna endişelenmişiz. Dik yokuşlar bile sorunsuzdu.

Mizah her derde deva. Kar yağışı süresince İstanbul’un erkekleri daha yakışıklıydılar sanki. Soğuktan korunmak için kulaklar dâhil, alnın yarısını örten yün şapkalar kimine çok yakışırken, kimini tanımakta zorlandık. Gerçi ‘tanıyamama’ kısmı bir açıdan yararlı oldu. Bir süredir görmeyip adını hatırlamadıklarımıza, “Ay şapkayla tanıyamadım”ı gönül rahatlığıyla söyledik. Şapka kimi orta yaş üstü beylere hoş bir imaj değişikliği getirmiş, kimilerine de Purim öncesi hazırlıklar başlamış gibiydi.

Çocuklar kartopu oynamaya doydu. Parkların yanı sıra caddelerde rastladığımız, yoldan geçenin ellediği burnu havuçlu kardan adamlar gün sonunda çağdaş sokak sanatına dönüştü.

Adalar genelde kar tutmaz. Ama bu sene, dostların çekip yolladığı resimler olağanüstüydü. Büyükada karlar altında büyüleyici. Galiba masal burada bitti, ‘Şapka düştü, kel göründü’.

↔↔↔

Doğa, insanoğluna yaşamı anlatıyor. Bizler ise genelde anlamamak için her tür çabayı gösteriyoruz.

Mimozalar yaklaşık iki - üç hafta önce açmaya başladı. Ada mimozası bir başkadır benim için. Koparılan her dal içimi acıtır. Onun için Çingenelerin sokakta sattığı mimozaları asla almam. Minik sarı topların etrafa yaydığı, içinizi bayıltmayan kokusuyla mimoza evlere değil, ağaç dallarına yakışır. Sarı renk canlılığı, mutluluğu ve enerjiyi temsil eder. Kar yağmaya başlayınca mimoza ağaçlarının üstü beyazla örtüldü. Beyaz renk masumiyeti, saflığı ve adaleti simgeler.

Denklem bu kadar basit. Mutlu ve adil olmak için derin felsefeler gerekmiyor.

Gazetenin elinize geçeceği 26-27 Şubat’ta ikinci cemre suya düşüyor. Halk arasında kışın etkisinin azaldığı, baharın habercisi olan cemreler birer hafta arayla, önce havaya, sonra suya, en son da toprağa (5-6 Mart) düşer.

↔↔↔

Cemreler o zaman nereye düşmüştü bilmiyorum; anneannem genç yaşta kalp krizinden vefat eden eşinin son demlerini anlattığında unutamadığım bir cümle söylemişti: “Karlı bir gündü. Doktor geldiğinde bilinci yerindeydi. Şema’yı söyledi ve gözlerini yumdu.”

Olay çok doğal görünse de en çok şaşırdığım/etkilendiğim dine yakınlığı olmayan büyükbabamın (hiç tanımadım) yaşamını bir duayla sonlandırmasıydı. Bildiğim az sayıda duanın biri Şema’dır.

↔↔↔

Son zamanlarda çok sevdiğim dostları yitirdim. Bir isyan değil ama her biri çok ağır geldi. Üçüncü cemre en son toprağa düşer. Mecazi anlamda, dilerim toprak biraz nefes alır.

Üzüntülü olaylar sonrası bir tatlı yemek adettendir. Purim 13 Mart Perşembe gecesi başlıyor; mavlaçları unutmayın.

Sağlıkla kalın.

Not: ‘Şapka düştü, kel 
göründü’ deyiminin aslı ‘Takke düştü, kel göründü’dür. 
Şapka Devrimi sonrası ‘takke’ ‘şapka’ olarak değişti.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün